Site icon Teketek Haber

KAPIDERE’DE KALAN HALİL ÇAVUŞ’UN AĞIDI Askerliğini çavuş olarak yapan Halil (DOĞAN) teskeresini alarak köye dönmüştür. Askere giderken aklında olan, Mehmet (BÖLÜKBAŞI) Ağa’nın kızı gönlünde yer etmiş, sevgisi sevdaya dönüşmüştür. Halil yakışıklı, babayiğit, sevimli, iyi huylu bir Anadolu yiğididir. Fakirlikten başka bir suçu yoktur. Dünürcü salan Halil, kızı alır. Alır almasın da, istenilen başlık parası kendisine değil Ağa’ya yakışan miktardadır. O dönemde başlık parası, Azrail’e can borcundan sonra gelen ikinci mecburiyetti. Halil, istenilen başlık parasını kazanmak için gurbete çıkmaktan başka bir çaresinin olmadığını bilmektedir. Kendi emsali, arkadaşı ve aynı zamanda komşuları olan Kadir KAYA ile kafa kafaya verip bir durum değerlendirmesi yaptılar. O günlerde yapımına yeni başlanmış Kapıdere tren hattının inşaatında çalışmaya karar verirler. O günkü adı kampanya olan bir şirkette işe başlarlar. Kapıdere-Kadılı istasyonu arasında bir tünel inşaatında çalışırken, tünelden harfiyat taşıyan vagon Kadir’i belinden kıstırır (sıkıştırır) ve ağır yaralar. Doktor, hastane nerede o zamanlar, Kapıdere çevreye yolu yolağı olmayan bir dağ başıdır. Malatya Araştırma Hastanesi’ne götürülecek değil ya, yaralanan Kadir, bir çadıra yatırılır. Yarası tuzlu yağ ve soğanla emlenir, kırıkları da sınıkçılıktan anlayan biri tarafından sarılır. Bu olumsuz şartlarda, ağır yaralı kadir vefat eder. Kadir’in cansız cesedi, Büyük Yapalak’a getirmek mümkün olmadığı için Kapıdere’de bir mezarlığa gömülür. En yakın arkadaşını elîm bir kaza sonucu kaybeden Halil, çok üzgündür. Nişanlısı da aklına düştüğünde bir o kadar heyecanlanan Halil, başlık parasını kazanmaya gayret etmektedir. Ancak, başlık parasını tamamlayamadan, humma hastalığına yakalanarak o da vefat eder. Onun da cenazesi, imkânsızlıktan Yapalak’a getirilemez. Bu acıklı olaya Büyük Yapalak kasabasından Haşim Sezgin şu ağıtı yakar: Kapıderesi’nde merkez kuruldu Kürt’ü Türk’ü bir araya derildi Yapalak’tan bir çift kurban verildi Biri Halil, biri Kadir den varın Kapıderesi’nde düştüm bir derde Yanlarım çürüdü kuru yerlerde Validem sorarsa Halil’im nerde Kapıderesi’nde kaldı den varın Derdim çetin imiş ağrıyor başım Yanımda yoğudu yarenim eşim Hasretlik zor imiş Veli kardeşim Ahiri hasretlik kaldı den varın Kardeşlerim düğünümü çaldırsın Deyzemoğlu bayrağımı kaldırsın Validem de kendi kendin öldürsün Halil’in perişan halde den varın Bir sene İzmir’e bir sene yola Zayoldu emeğim döndü bir pula Bülbül feryad eder şol gonca güle Halil’in gülleri soldu den varın Hastayım çadırda yalınız yattım Düşüne düşüne kaygıya battım Nazlı nişanlıma hasret gittim Hasret kıyamete kaldı den varın Kabrimi kazarken bir yağmur geldi Deşilen kabrime hep sular doldu Şehitler ervahı yanıma geldi Şehitlere yoldaş oldu den varın Mezarımı dağ başına kazdılar Laht tutmadı çalı çırpı düzdüler Kefenimin uçlarını çözdüler Kefenin astardan sardı den varım Nişanlım da beklemesin yolumu Felek kırdı kanadımı kolumu Açmadan soldurdu taze gülümü Halil’in gülleri vardı den varın Genç yaşımda layık görmüş ölümü Halil’in gelmiyor öldü den varın Gelir diye günlerimi saymayın Öldüğümü Yapalak’a yaymayın Cenazemi gurbet elde koymayın Ölüsü gurbette kaldı den varın Sezgin’im feryadın arşa dayandı Halil’ime uçan kuşlar da yandı Yapalak ağları yasa boyandı Emir büyük yerden geldi den varın Haşim SEZGİN

This website uses cookies.

This website uses cookies.

Exit mobile version