Teketek Haber

Ağaçeri Ayaklanması

Ağaçeri Ayaklanması
25 Mayıs 2018 - 11:35

XIII. Yüzyılda Maraş bölgesinde ortaya çıkan önemli olaylardan biri de Ağaçeri Türkmenlerinin isyanıdır. Maraş ve etrafında yaşayan Türkmenlerin önemli kısmını Ağaçeriler oluşturmaktaydı. Arap, İran ve Hıristiyan kaynaklarında Ağaçerilerin Türkmen asıllı oldukları açıkça belirtilir.[1]

Ağaçeri Türkmenlerinin Anadolu’ya ne zaman ve nasıl geldikleri şu ana kadar tam olarak açıklanamamıştır. Onların Anadolu’ya Selçuklu Türklerinden önce gelmesi kuvvetle muhtemeldir. Eskiçağda bilhassa da Hunlar zamanında Yunan kaynaklarında Agathir ve Agatzir şeklinde geçen topluluğun Ağaçeriler olduğu ileri sürülmektedir. Selçuklu dönemi öncesi Anadolu’da onların varlığı görülmektedir. İdil boyunda oturan ve Hunlar tarafından yönetilen Akatzir topluluğunun orman kavmi olarak tanındığı ve Attila’nın oğlunun onları idare ettiği belirtilmektedir.[2] Milattan sonra VI. Yüzyılda Tabaristan ve Cürcan mıntıkalarında Ağaçeri, Çöl (Arapça: sul) ve Yazar Türklerinin yaşadıkları görülmektedir. Bu Türk topluluklarının buralara hangi tarihte geldikleri belli değildir. Ancak söz konusu yüzyılda bunların bir kısmı Sasani Kisrası Anûşirevân tarafından Azerbaycan mıntıkasına göçürülmüştür.[3] Ağaçeri Türkleri Azerbaycan’dan Anadolu ya Selçuklu Türklerinin fetih hareketlerinden önce gelmiş olmalıdırlar. M.H. Yinanç’ın belirttiğine göre Reşididdin Cami’üt- Tevarih adlı eserinde Ağaçerileri Oğuz Han’a tabi olan Türkmen guruplarından olduğunu ileri sürmektedir.[4] İbni Bibi’ye göre; Ağaçerilerin menşei Maraş ova ve ormanlarından olup buralardan başlayarak Anadolu, Suriye ve Çukurova’ya kadar yayılmışlar bu bölgelerde yol kesme, adam öldürme ve kervan soyma gibi olaylara karışmışlardır.[5] Faruk Sümer, bunların ElbistanMaraş arasındaki dağlık ve ormanlık bölgede yaşadıklarını ve Babai isyanına katılan Türkmenlerin kalıntıları olduklarını belirtir. Bugün de Anadolu’nun muhtelif bölgelerinde yaşayan “Tahtacı Türkmenleri”nin Ağaçerilerin kalıntıları olduğu ileri sürülmektedir.[6] Claude Cahen ise ormanlarla kaplı Toroslar’da Ağaçerilerin ormancılıkla uğraştıklarını söylemektedir. Bu yazar kaynak göstermeden Ağaçerilerin Oğuzlarla pek bağlantılarının bulunmadığını hatta onların tamamının da Türk olmadığını belirterek, Moğol istilası öncesi Antakya ve Halep’in kuzeyinde görülen Suriye Türkmenleri arasındaki gruplarla aynı topluluk olduğunu da kaydetmektedir. Claude Cahen ismini vermediği Suriyeli muasır bir kaynağa göre de Ağaçerilerin şehir ve kalelerde yaşamadıklarını ve hayvancılıkla uğraşan bir ilkel topluluk olduğunu da belirtmektedir.[7] Ancak Cahen’nin Ağaçerilerin Türk ya da Türkmen olmadığına dair fikri sadece kendisine aittir ve bu görüşü destekleyen başka araştırmacı bulunmamaktadır. Ağaçeri Türkmenleri Sultan Rükneddin Süleymanşah’ın 1202’de Gürcistan seferine iştirak etmişlerdi. Elbistan Meliki olarak bulunan sultanın kardeşi Mugiseddin Tuğrulşah Ağaçeri askerleri ile birlikte bu sefere katılmışlardır.[8]

1241 yılında Muzaffereddin’in ölümü üzerine Maraş Emirliği’ne Nusretüddin Hasan Bey’in diğer oğlu İmadeddin atanmıştır.[9] İmadeddin ’in Maraş hâkimliği 1258 yılına kadar devam etmiştir. 1243 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı II.Gıyaseddin Keyhüsrev’in komuta ettiği Selçuklu ordusu, Anadolu’yu istilaya kalkan Baycu Noyan’ın yönetimindeki Moğol ordusu ile Kösedağ’da karşılaştı. Selçukluların yenilgisi ile sonuçlanan bu savaştan sonra Anadolu’nun Moğol tahakkümüne girmesi, asayişin bozulması, arkasından Ağaçerilerin isyanları ve Ermenilerin Maraş’a saldırıları vali İmadeddin’i zor durumda bırakmıştı. 1254 yılından itibaren Ağaçeri Türkmenleri, yaşadıkları bölgeden geçen iki önemli kervan yollarını vurmaya başladılar. Bu yollardan biri Suriye ile ticaretin yapıldığı KayseriElbistanMaraşHalep yolu idi. Burada milletlerarası ticaretin yapıldığı ve 40 gün süren Yabanlu Pazarı bulunmaktaydı. Bu yolun diğer bir alternatifi de KayseriGöksunMaraş ve Halep yolu idi.  İkinci yol ise Suriye, elCezire ve Iraklı tüccarların gelerek Sivas’a ulaştıkları, SivasMalatya yolu idi. Bu yol Sivas’tan Kayseri’ye uzanmaktaydı.[10] 1243 Kösedağ savaşı sonrası Selçuklu ordusunun ağır bir yenilgiye uğraması üzerine Sultan II.Gıyaseddin Keyhüsrev, Tokat tarafına doğru çekilirken beylerbeyi rütbesiyle Mübarezeddin Çavlı’yı Elbistan ve Malatya’nın muhafazasına gönderdi. Bu bölgelerin valiliğini yaptığı sürece Mübarezeddin Çavlı asayişi ve güvenliği sağlamıştır.[11] Kösedağ savaşı sonrası Malatya ve Elbistan tarafında toplanan Türkmenlerin üzerine saldıran Moğollar onları kılıçtan geçirmişlerdir.[12]

II.Gıyaseddin Keyhüsrev’in ölümünden sonra yerine geçen oğlu Sultan II. İzzeddin Keykavus, Ağaçerilerin isyanını bastırmak üzere harekete geçti. Zaten Maraş valisi İmadeddin de devamlı başkent Konya’ya başvurarak yardım istiyordu. Bu amaçla sultan Kayseri’den Konya’ya gelen vezir Kadı İzzeddin, Beylerbeyi ŞemsedinYavtaş, Emir-i Dad Fahreddin Ali[13] ve diğer Selçuklu beyleri ile birlikte Ağaçerilerin üzerine ordusunu sevk etmek üzere Konya Ovası’nda hazırlıklara başladı. Elbistan’a sevk edilen Selçuklu ordusu Ağaçerilerin üzerine yürüdü. Ancak bu sırada İran Moğollarının lideri Baycu Noyan’ın Konya’ya doğru yola çıktığı ve Erzincan’a ulaştığı haberi duyuldu. Bunun üzerine sultan, Elbistan’daki Ağaçeriler üzerine yürüyen orduyu geri çağırmak zorunda kaldı ve Moğol saldırısını durdurma yollarını aramaya başladı. Ancak Selçuklular bu istilayı önleyemeyerek bir kez daha Moğollara mağlup oldular. Boycu Noyan’ın bu istilası, Anadolu Selçuklularını iyice yıprattığı gibi ülkede asayişi de bozdu. Serbest kalan Ağaçeriler soygun ve saldırılarını artırdılar.[14]

  1. İzzeddin Keykavus’un saltanatına karşı çıkan kardeşleri IV. Kılıç Arslan ve II. Alâeddin Keykubad da ağabeyleri ile birlikte Vezir Celâleddin Karatay tarafından Selçuklu tahtına çıkarıldılar. Böylece Selçuklu tahtında müşterek saltanat dönemi başladı. Ancak iktidar Vezir Celâleddin Karatay’da olup ülkeyi o idare etmekteydi. Celâleddin Karatay’ın ölümünden sonra Selçuklu ülkesi bir yandan Moğolların baskısından diğer yandan da kardeşler arasındaki mücadeleden büyük zarar görmüştü. 1254’te II. Alâeddin Keykubad’ın ölümü ile II. İzzeddin Keykavus ve IV. Kılıç Arslan arasındaki mücadele kızışmıştı. 1254’te IV. Kılıç Arslan Kayseri’de sultanlığını ilan etti. Birçok Selçuklu valisionun etrafında toplandı. Bunlardan biri de Elbistan valisi Felekeddin Halil’di. O da Elbistan’dan Kayseri’ye hareket ederek IV. Kılıç Arslan’a tabi oldu. Böylece fiilen ikiye ayrılan Selçuklu devletinin doğusunda kalan Maraş ve Elbistan IV. Kılıç Arslan’a bırakılmış oldu. IV. Kılıç Arslan ile ağabeyi arasındaki mücadelede Elbistan Valisi Felekeddin Halil de taraf olmuştur. Bu valiyle birlikte Kayseri ve Develi valileri de IV. Kılıç Arslan’ı tutarak ülkenin doğusunun ona verilmesini istemişlerdir. İki taraf arasında yapılan savaşta IV. Kılıç Arslan mağlup edilip II. İzzeddin Keykavus’un eline geçip hapsedilse de daha sonra geri bırakılmış ve Moğolların da yardımı ile Anadolu doğu ve batı olarak ikiye bölünüp iki kardeş arasında taksim edilmiştir.[15]

1256’da Konya’ya kadar ulaşan büyük tahribat ve yağma yapan Baycu Noyan, Hülagu’nün Bağdat seferi için hızla geri döndü. 1257’de Elbistan’a gelen Baycu şehri işgal etti. Bu arada II. İzzeddin Keykavus tekrar Konya’ya dönmüş ve tahtına oturmuştu. Malatya’ya ise Ali Bahadır’ı göndererek burayı tekrar kendisine bağlamıştı. Baycu Noyan ise Elbistan’dan Malatya’ya geçerek burayı yeniden işgal etti. Ali Bahadır ise Moğolların önünde tutunamayarak Kâhta tarafına kaçtı. Baycu Noyan ise Malatya’ya IV. Kılıç Arslan’ın adamlarından Fahreddin Ayaz’ı vali tayin ederek Irak tarafına gitmişti.[16]

Sultan II. İzzeddin Keykavusise bir süre sonra Moğolların Anadolu’ya yeniden gelmesi üzerine onların önünden kaçarak Bizans’a sığınmıştı. Bunun üzerine Moğollar Anadolu tahtını Sultanın kardeşi IV. Kılış Arslan’a verdiler. Ancak Baycu Noyan’ın Hülagu tarafından Bağdat üzerine yapılan sefere çağırılması üzerine Anadolu’ya tekrar dönen II. İzzeddin Keykavus tahtını tekrar elde etti.[17] Sultan tahtına döndükten sonra Ağaçerilerin üzerine yürümeye karar verdi. Bu arada Maraş Emiri’nin yeniden yardım talepleri de Konya’ya gelmişti. Düzensiz şekilde hareket eden Ağaçeri Türkmenleri Maraş, Malatya, Adıyaman ve Elbistan çevrelerinde yağma ve çapulculuk yapıyorlardı. Ağaçeriler bu saldırılarında Hısn-ı Mansur’un bir köyünden 45000 koyun ve 7000 sığır çalmışlardı. Bunun üzerine II. İzzeddin Keykavus en önemli komutanlarından Ali Bahadır’ı Ağaçerilerin üzerine gönderdi. Ağaçeriler Malatya şehrini devamlı tehdit altında tutmaktaydılar. Bir yandan Ali Bahadır’ın kuvvetleri, diğer yandan da Maraş Emiri İmadeddin’in askerleri Ağaçerileri yurtlarında kıstırarak ağır bir yenilgiye uğrattıkları gibi, liderleri Cuti Bey’i de yakalayarak Malatya’daki Minşar Kalesi’ne hapsettiler. Bu olayla Anadolu’da asayiş yeniden sağlandı ve ticaret yolları tekrar denetim altına alındı.[18]

Sultan II. İzzeddin Keykavus ve kardeşi IV. Kılıç Arslan arasındaki taht mücadelesinde Kılıç Arslan tarafını tutan Baycu Noyan, 1258’de Bağdat seferine katılıncaya kadar Anadolu’da kalarak, onun saltanatını sağlamlaştırmaya çalıştı. Baycu Noyan bu amaçla Orta Anadolu’da Kayseri, Sivas, Tokat, Amasya, Maraş ve Malatya mıntıkalarında dolaşarak Kılıç Arslan’ın hâkimiyetini tanımayanlarla mücadele etti. Baycu, yanında Engürek Noyan da olduğu halde Elbistan yöresine saldırarak 7.000 kişiyi katletti. Kadın ve kızların birçoğu da esir edilerek Malatya tarafına doğru götürüldü.[19] Kaynaklarda saldırılan topluluk hakkında bilgi verilmemesine rağmen bunların yörede isyan halinde bulunan Ağaçeri Türkmenleri olduğu muhakkaktır.[20] Moğolların Ağaçeriler üzerine yaptıkları bu sefer birinci saldırı idi. Bu arada Kilikya Ermenileri de Maraş’a saldırmaya başladılar. Maraş Emiri, İmadeddin, Sultana başvurarak yardım talebinde bulundu. Ancak valinin feryatlarına yetişen olmamıştı. İmadeddin Kilikya Ermenilerinin saldırılarına tek başına karşı koyamayacağından, bölgenin onların eline geçmesini önlemek için Suriye Eyyubi Meliki Nasır Selahaddin Yusuf’a başvurarak hâkimiyeti altında bulunan bütün şehirleri kendisine teslim edeceğini bildirdi. Ancak Eyyubi meliki başka olaylarla uğraştığından bu teklifi kabul etmedi. Bunun üzerine Maraş valisi İmadeddin bölgeyi terk ederek Anadolu içlerine çekildi. Maraş’a saldıran Ermeniler 1258 yılında şehri ele geçirdiler. Ermeniler Maraş’tan başka Merzuban, Raban, Behisni ve Derbsak gibi şehirleri de Moğolların yardımıyla ele geçirdiler.[21]

MaraşElbistan arasındaki dağlık bölgede bulunan Ağaçeriler ise 1261-62 yıllarında Moğolların ikinci kez saldırısına uğradılar. Bu saldırının sebebi diğer Türkmenler gibi Ağaçerilerin de Moğollara karşı II. İzzeddin Keykavus tarafını tutup, onlara karşı direnmeleri idi.  Hülagu tarafından gönderilen 20.000 kişilik kuvvet Ağaçerileri ağır bir yenilgiye uğrattı. Onlardan birçoğu öldürüldü veya esir alındı. Bu mağlubiyetten sonra Ağaçerilerin bir kısmı Suriye’ye doğru göç etmek zorunda kaldılar. Ancak bu yenilgi ve yılgınlıklara rağmen sonraki dönemlerde onların varlıklarını devam ettirdiklerini görmekteyiz. XIV. Yüzyılın ikinci yarısında Ağaçerilerin Sis ve Sivas’ta karışıklıklar çıkardıkları görülmektedir. Daha sonraları ise Ağaçerilerin bölgede bulunan Dulkadir Türkmenleri tarafından etkisiz hale getirilmiş oldukları düşünülebilir.[22] Maraş’ta kalanları da daha sonra kurulan Dulkadirli Beyliği’ne katıldılar. Bunların bir kısmının ise Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen devletlerinin hizmetine girerek İran’a doğru çekildiklerini görmekteyiz. Ağaçeri Türkmenlerinin 1350’lerden sonra Doğuya doğru çekilen topluluğunun başında Hasan Bey bulunuyordu. Hasan Bey’in annesi Karakoyunlu Kara Mehmet’in kız kardeşi Tatar Hatun idi. [23]

  1. yüzyılda Karakoyunlularla İran’a göçen Ağaçeri Türkmenlerinin bazılarının isimleri kaynaklarda sık olarak geçmektedir. Karakoyunlu İskender Mirza’nın emirleri arasında Ağaçeri beylerinden Hüseyin ve Sulan beylerin adları geçmektedir.[24] Yine İskender Mirza’nın adamlarından Ağaçeri Ali Bey’in adı da geçiyor. Ali Bey Akkoyunlular’a karşı Karakoyunlular’ın yanında savaşlara katılmış, Karakoyunluların yenilmesi ile esir düşmüş ve Akkoyunlular tarafından serbest bırakılmıştır. Ali Bey bir süre sonra da Uzun Hasan’ın hizmetine girmiştir. Bu Ağaçeri beylerinden başka Cihanşah Mirza ile oğlu Hasan Ali’nin emirlerinden Ağaçeri Hacı Hasan ve Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel’in emirlerinden Dündar Ağaçeri de bulunmaktaydı.[25]

İran’da hâkimiyeti ele geçiren diğer bir Türk devleti Safeviler’in kaynaklarında Ağaçeri Türkmenleri hakkında bilgi verilmemektedir. Ancak XVIII. yüzyılın ilk yarısına ait Osmanlı Tebriz tahrir defterinde Ağaçeri adında bir köye rastlanmaktadır. XIX. yüzyılın ortalarında İran’ın Fars eyaletinde görülen Ağaçerilerin 1000 çadır kadar oldukları, Çağatay ve Keştil adlı obalarının bulunduğu ve zengin oymaklardan sayıldıkları görülmektedir. XX. yüzyılın başlarında ise Ağaçerilerin İran’da varlıklarını sürdürdüklerini, 2000 çadırdan ibaret olduklarını,  Kuhigiluye’de yaşadıklarını Avşar, Beydilli ve Tilki adlı obalarının olduğunu Faruk Sümer belirtmektedir.[26]

Maraş’ın Ermenilerin işgaline uğramasına rağmen Elbistan Selçukluların elinde kalmaya devam etti. Selçuklu Devleti yıkılıncaya kadar onların elinde kalan Elbistan daha sonra Memlûkların eline geçmiş burada Dulkadiroğulları Beyliği kurulmuştur. Bu dönemde Elbistan’da en önemli olay Moğollarla Memlûklar arasında cereyan eden Huni savaşıdır. Anadolu’yu Moğol istilasından kurtarmak için Selçuklulara yardım amacıyla gelen Baybars 1277’de Elbistan yakınlarında Huni Ovası’nda Moğol ordusunu ağır bir yenilgiye uğratmıştır.

[1] Faruk Sümer, “Ağaçeriler”, TDVİA, C.I, s.460.

[2] İbn Bibi, C.II, Tükçe’ye çeviren Mürsel Öztürk’ün dipnotu, s.144.

[3] Ramazan Şeşen, İslam Coğrafyacılarına Göre Türkler ve Türk Ülkeleri, Türk Kültürü Araştırmaları Enstitüsü Yayını, Ankara 1998, s.3

[4] Yinanç, Maraş emirleri,7(83), s.94.

[5] İbn Bibi, s.143, 144.

[6] Sümer, “Ağaçeriler”, s.460, Ali Selçuk, Tahtacılar, Yeditepe Yayınlar, İstanbul,2004, s.27-33

[7] Claude Cahen,  s.152.154.155.268.

[8] Yinanç, Maraş Emirleri,7(83), s. 94, 2 nolu dipnot.

[9] Yinanç, Maraş Emirleri, 7(84), s.94.

[10] Faruk Sümer, Yabanlu Pazarı, Türk Dünyası Araştırmalar Vakfı Yayını, İstanbul 1985,s.4

[11] Turan, s.436.

[12] Turan, s.443.

[13] Emir-i Dad: Selçuklularda adliye vekili anlamına gelmektedir.

[14] Mustafa Akdağ, C.I, s.374, Sümer, Ağaçeriler,s 461

[15] İbn Bibî, C. II, s.139; Turan, s.475.

[16] Merçil, s.233.

[17] Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye,  s.485, 486.

[18] Abu’l-Farac, C.II, s.563, 564; Yinanç, s.94, Osman Turan, Doğu Anadolu Türk devletleri Tarihi, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 1993, s.230.

[19] Ebü’l-Ferec, C.II, s.564.

[20] Faruk Sümer, Anadolu’da Moğollar, s.32.

[21] M.H. Yinanç, Maraş Emirler, 7(84), s.97; Mehlika Aktok Kaşgarlı, Kilikya Tabii Ermeni Baronluğu Tarihi, Ankara 1990, s.75

[22] Sümer, Ağaçeriler, s.461.Sümer, Anadolu’da Moğollar, s.46.

[23] Ebu Bekr-i Tihrani, Kitab-ı Diyarbekiriyye, (Çev. M.Öztürk), Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 2001, s.37.

[24] Ebu Bekr-i Tihrani, s.97.

[25] Ebu Bekr-i Tihrani, s.122, 147, 265, 329.

[26] Sümer, Ağaçeriler, s.461.