Site icon Teketek Haber

BEKÇİLİK HAKKINI VERMEYEN YUSUF EMMİ’YE YAKILAN AĞIT

Hacı MART, 1927 yılında Ekinözü’ne bağlı Kabaktepe köyünde fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Atılıp gelişti, askerlik çağına gelene kadar köyde her işte çalıştı. 1947’de gittiği askerliği 3 yıl sürdü. 1952 yılında evlendi. Bu evlilikten yedisi erkek üçü kız on çocuğu oldu. 1959 ilâ 63 arası Kabaktepe köyünde köy bekçiliği yaptı. Geliri az olan köy sakinlerine beş ölçek, durumu iyi olan köylülere de bir silme (sekiz ölçek) bekçilik hakkı atılırdı. Yusuf Emmi’ye de bir silme bekçilik hakkı atılmıştı. Ne var ki, Yusuf Emmi bunun haksızlık olduğunu söylüyor; sebebini de: “Sene dolanıp geri gelene kadar bekçi benim için kaç sefer karakola gitmiş; kendini bu konuda evde yatırmayanlara beş ölçek atıyorlar, benim gibi hiçbir bekçilik işi olmayan adama da bir silme.” diye, açıklayarak bekçilik hakkına itiraz ediyordu. Lakabına Mavili Hacı denilen Hacı Mart’a: “İstiyorsan ben de beş ölçek veririm, amma bir silme vermem!” diyor, beş ölçeği de bekçi kabul etmiyordu. İşte bu duruma içerleyen bekçi Hacı Mart bir ağıt yakıyor. Bekçinin yaktığı ağıt kısa sürede köye yayılıyor. Bir gün yine hak toplamadan dönen Mavili Hacı’yı gören –içlerinde Hacı Kaz, Durdu TIHMIL, Kömbeci İsmail, hatta o anda elindeki semeri dikmekte olan Yusuf Emmi ve Yusuf Emmi’nin emmioğullarının da bulunduğu- köylüler, Bekçi Hacı’ya, söylediği ağıdı okumasını isterler. Bekçi Hacı da: “Türkü bittiğinde, ben Çamlıgedik’i aşıncaya kadar Yusuf Emmi’yi tutmaya söz verirseniz söylerim!” der. Onlar da söz verirler. Hacı MART başlar söylemeye. Bakalım ne demiş: Yusuf Emmi’m alıp vurup esiyor Hak istersen öfkelenip küsüyor Biri değil ikiyi gözüm kesiyor Gel bizim kapıya gör Yusuf Emmi Osmaniye’ye göçtün de tez geri geldin Şeytana uyupta gaflete daldın Hamza pehlivanı sen yere serdin Ne kızgın içmişsin yal Yusuf Emmi Has bahçende gonca gülün bitmiyor Bir silme buğdaydan evin batmıyor Yalama dudağın senin tutmuyor Bir mendil verim de sil Yusuf Emmi Eğer bu akıldaysan emeğin heçe Sen çul geyen döllerin ceketli paça Odaların döşeli kirevit keçe Bizim evden getir çul Yusuf Emmi Der ki, dertli Hacı’m sana küsüyor Doğru söyler bıçak gibi kesiyor Soğuk düşmüş gövdene poyraz esiyor Yağıyor başına kar Yusuf Emmi Der demez, dinlemeye tahammül edemeyen Yusuf Emmi’nin elindeki semer yere yuvarlanır. Diğer dinleyenler Yusuf Emmi’yi tutarlar. Bekçi Hacı Çamlıgedik’i aşarak uzaklaşır. Yusuf Emmi yeni senenin hakkını toplamaya gelen Hacı’ya geçmiş hakkını da verir ve o türküyü bir daha söylememesini tembihler. “Tamam, ben söylemem; lâkin söz dağıldı, el söylerse karışmam!” der. Hacı MART

This website uses cookies.

This website uses cookies.

Exit mobile version