ÇOCUKLUĞUMUZUN ÇOCUKLARI
Zala SIĞIRCI Şöyle bir düşünelim, çocukluğumuz mu şanslı; çocuklarımız mı? İki çöp parçası, biraz ip, biraz da kumaş; alın size oyuncak bir bebek. Biraz su, biraz toprak; alın size oyuncak bir araba. Çocukluğumuzda oyuncaklarımızı kendimiz yapardık. Hazır oyuncak zengin işiydi. Basit bir topu bile zor bulurduk. Top patladığı zaman yerine yenisinin gelmesi çok uzun sürerdi. En çok oynanan yakan top için, top yoksa poşet içine sıkıştırılmış gazete parçaları ve hareketi sağlamak için küçük bir taş gerekirdi. Taşı gazetelerin tam ortasına sıkı sıkı sarmazsanız -Bizzat deneyimledim- kazaya sebep olabilir. Kızlar arasında ip atlama, hareket imkânı sağlayan güzel bir oyundu. Saklambaç, körebe, köşe kapmaca… Bunlar için ayrı bir malzemeye ihtiyaç da yoktu. Sokakta toplanmak yeterliydi. Hayallerimiz vardı, yağmur yağarken pencerede kurduğumuz. Masallarımız vardı, yatarken anlatılan. Kediden, köpekten, kaplumbağadan, yaralı serçelerden arkadaşlarımız vardı; öldüğünde gömüp yasını tuttuğumuz. Ya zamane çocukları? Onlar böyle mi? Mahalle kültüründen uzak, geleneksel çocuk oyunlarını bilmeden büyüyorlar. Büyük şehirlerde oyun oynayacak alanların sınırlı olması ve özelikle de teknoloji, çocukları adeta eve hapsediyor. Çocukların birçok oyuncağı olmasına rağmen yine de mutlu değiller. Evde, karşılarında sürekli televizyon seyreden, telefonu elinden düşürmeyen, bilgisayarın başından ayrılmayan anne ve baba görüyorlar. Dolayısıyla çocuklar da teknolojiyle tanışmış oluyor. Huzursuzlaşan çocuğun eline telefon, tablet veriliyor ya da televizyonun karşısına oturtuluyor. Hal böyle olunca çocukların en iyi oyunu da teknolojik cihazlarla oynanan oyunlar oluyor. TUİK araştırmasına göre 6-15 yaş arası çocukların yüzde 60,5’i bilgisayar, yüzde 50,8’i internet, yüzde 24,3’ü cep telefonu bağımlısı. Bu yaş grubundaki çocuklar yılda yaklaşık olarak 900 saatini okulda, bin 500 saatini ise ekran karşısında geçiriyorlar. Teknolojik cihazların zararlarını hepimiz biliyoruz. Fakat çocuklar üzerinde yetişkinlerden on kat daha zararlı olduğunu biliyor muyuz? Çünkü henüz olgunlaşmamış dokuları ve hücreleri bu zararlı ışınları on kat daha fazla içine çekiyor. Gelişimlerini ve ruh sağlıklarını, sosyal becerilerini olumsuz etkiliyor. Tüm bunların yanında obezite riskini de arttırıyor. Apple’ın efsanevi kurucusunun iphone ve ipad gibi günümüzün en popüler ürünlerini hayatımıza sunarken bu ürünleri kendi çocuklarına kullandırmaması işin ciddiyetini göz önüne seriyor. Çocuklarımıza yapacağımız en büyük iyilik onları teknolojinin olumsuzluklarından koruyup, arkadaşlarıyla açık havada oynamalarına izin vermek, doğa ile daha fazla iç içe zaman geçirecekleri fırsatları sunmaktır. Bırakalım çocuklarımız çiçeği dalından kendi koparsın, kelebek kovalasın, uğurböceği yakalasın. Arkadaşlarıyla top, misket, sek sek oynasın, uçurtma uçursun. Böylece bir yandan yaşadığı dünyanın farkına ve zevkine varırken bir yandan da sosyalleşsinler.
