Edebi muhafaza etmek
Bir diğeri, edebi muhafaza etmek. Zâhiri ve bâtını güzel ahlakla süslemek. Kâmil veliler ittifakla söylerler ki, mekârim-i ahlakın mecmuu huyu güzelleştirmektir. Çünkü Allah Teâlâ insanı yarattı, salâhı ve fesadı kabule hazırladı. Edebe ve mekârim-i ahlaka ehil kıldı. İnsanda ehliyetin bulunması çakmakta ateşin olmasına, çekirdekte hurmanın bulunmasına benzer. Sonra Allah Teâlâ kudretiyle insana ilham etti ve ıslahından çekirdeğin hurma olmasına, sürterek ateş çıkmasına imkan verdi. Ebu’l-Hasen Nûri şöyle söyler: “Allah Teâlâ’nın kulundaki makam, hal ve marifetten dolayı, şeriat edebinin sakıt olduğu hiçbir şey yoktur. Çünkü şeriat adabı zâhirin süsüdür. Allah Teâlâ azaların güzel ahlâkla süslenmesini atıl bırakmayı asla mubah kılmaz.” Abdullah bin Mübarek şöyle söyler: “Hizmet edebi hizmetten daha kıymetlidir.” Celâcili Basrî şöyle söyler: “Tevhîd imanı gerektirir. İmanı olmayanın tevhidi yoktur. İman da şeriatı gerektirir. Şeriatı olmayanın imanı da, tevhîdi de yoktur.” Gulâm Şeyh Zekkâk şöyle söyler: Genç ve gökçek bir oğlana baktım. Şeyh bana baktı, ben de çocuğa baktım. Bana şöyle dedi: “Bunun acısını yirmi sene sonra Kur’an’ı unutmak suretiyle göreceksin.” Abdullah bin Mübarek şöyle söyler: “Edebi önemsemeyen, sünnetlerden mahrumiyetle cezalandırılır. Sünnetleri önemsemeyen, farzlardan mahrumiyetle cezalandırılır. Farzları önemsemeyen, marifetten mahrumiyetle cezalandırılır.” Peygamberimizin (s.a.v) edebi konusunda şöyle denir: Peygamberimiz şöyle buyurur: “Yeryüzü benim için dürüldü. Doğusu batısı bana gösterildi.” dikkatinizi çekerim, Peygamberimiz (s.a.v) “Gördüm.” demedi.
