Site icon Teketek Haber

HALK ŞAİRİ AHMET ÇITAK’IN ARDINDAN AĞIT GİBİ

Sabahleyin iki kamyon yan yana Tekerlekleri boyanmış al-kızıl kana -Anonim Bir Türküden- Daha çok erkendi. Renkli acununda sanatkâr narsismini yaşıyordun düşler boyunca. İnsan yüreğin adak mumlar gibi şavk veriyordu dostluk ufuklarına. Yerin, ağırlığın belliydi şiir şölenlerinde. İlham kaynakların yağmur bulutları kadar bereketliydi. Yunus güllerinde kokar, Karacaoğlan göllerinde yüzerdin. Dadaloğlu’nun kıvrak tellerinde havalanır, Deli Boran’ın sellerinde coşardın. Sen, tepeden tırnağa çiçeğe durmuş bir şiir ağacı, bir dostluk ağacı, bir insanlık ağacıydın, Ahmet Çıtak. Sen haksızı tepen, hakkın önünce uygarca eğilen, yürekli, bilinçli bir halk ozanı; halkın içinde yürüyen bir bozkurttun. Yüreğim, derdin. Nasıl unuturum bu kokulu sözcüğü? Seni saygıyla andıkça bu sözcüğü tekrar ediyorum kendi kendime. “yeğenim” ve binlerce ak güvercinin senin havada uçtuğunu görür gibi oluyorum bir süre. Kimler yazmadı, kimler ağlamadı senin ardından? Bizim iller yas görmedi böylesine. Geriden geldiğim için gene küsme bana; suların durulmasını, yatağına oturmasını, anlamlı sukutların başlamasını bekledim. Şimdi daha iyi anlıyorum gerçek değerini, daha çok üzülüyorum yokluğuna. Sessiz isyanlarla kapıları dövüyorum, duyuyor musun? İbibikler öttü, kınalı keklikler öttü yöremizde. Salavan’ın, Kabaktepe’nin, Şardağı’nın dorukları duman duman, renk renk çiçekler, türlü türlü kuşlar birbirine karıştı bahçelerde; şölen var.. Şölen var ama sen yoksun şölenlerde bu bahar. Anılar, anılar, anılar… Korkunç düşlerden bunaldığımız bir kış mevsimiydi, ölüm kuduzlaşmış, cirit atıyordu yöremizde. Maraş’ta dostlarla vedalaşarak karanlık bir yolculuğa çıkmışsınız. Garip bir mahzunluk varmış yüzünüzde ayrılırken. Böyle anlattılar. Ölüm meleğinin yakınınızda dolaştığını o anlarda sezinlediğini sanıyorum. Sonra o korkunç trafik olayı, o kara haber.. Kara haber antenlerden antenlere koştu durdu. Demek bileğini bükemedin, Azrail’in. Demek bir gül dalı gibi eğildin önünde. Demek Azrail’in dilediğini yapmasına izin verdin? Acep yanına kalacak mıdır, Azrail’in bu ettikleri? İmanlıydın. Aşka mayalıydın. “Bir dervişe aşk gelmese Ham kalır cezbe dolmasa Aşkın eseri olmasa Ferhat kayayı delmezdi” Diyordun bir şiirinde; öyle sanıyorum ki ölüm bile seni aşkın cezbesi içinde yakalamıştır. Yoksa teslim olmazdın kolay kolay. Dağ delen Ferhat’a benzer tarafınız çoktu. Ama “kader” diyeceksin gene… Evet, kader… “Yazılanlar gelirmiş şu garip başa.” Sen de alnına yazılanları görmek için gitmedin miydi Maraş’a? Senin ölümünle halk şiirimizin ufukları daha da daraldı. Çocuklar, çağlalar, başaklar büyüyecek; şiirler yüklü gemiler yaklaşacak kıyılarımıza; sesler, renkler armonisinde bir acun gülümseyecek daima bize… Her şey seni hatırlatacak ve daima seni saygıyla, sevgiyle, özleyişle anacağız, yiğit ozan, aziz şehit. Ulu Tanrı’dan bağışlamalar dileğiyle. :

This website uses cookies.

This website uses cookies.

Exit mobile version