Site icon Teketek Haber

Huzurun Üç Kardeşi: Deniz, Kum ve Gökyüzü

İnsanoğlu, yaratılışından beri huzurun peşindedir. Kimimiz şehirlerin kalabalığında, kimimiz dağların sessizliğinde, kimimiz ise denizin ucunda arar o derin sükûneti. Oysa bilmeyiz ki huzur dediğimiz şey, çoğu zaman en basit olanda saklıdır. Gözümüzün önünde duran ama hayat telaşından fark edemediğimiz üç kardeşte: denizde, kumda ve gökte.

Bir sabah erken kalkıp sahile yürüdüğünüzü düşünün. Hava henüz uyanmamıştır, dünya hâlâ uykudadır. Gökyüzü masmavi değil, soluk bir griyle başlar güne. Ufuk çizgisinden yavaş yavaş yükselen güneş, sanki nazlanarak açar gözlerini. O anda duyduğunuz tek şey, ince bir rüzgârın kumlara fısıldadığı naif hikâyelerdir. Deniz ağır ağır kıyıya vurur, geri çekilir. Her vuruş bir selam, her çekiliş bir veda gibidir.

mostbet

Kumun altında çıplak ayaklarınız hafifçe batar. Ne acıtır, ne rahatsız eder; aksine, çocukluğunuzdaki o unutulmuş hafiflik duygusunu hatırlatır. Kum dediğimiz şey, milyonlarca yılda yoğrulmuş, zamana boyun eğmiş taşların, kabukların, denizlerin hediyesidir. Ayağınıza değen her tanecik, size bir evren gibi görünmeden önce nice okyanuslar, nice dalgalar aşmıştır. İşte o anda fark edersiniz: Kum, aslında dünyanın hafızasıdır.

Başınızı kaldırırsınız gökyüzüne. Bulutlar sakince süzülürken mavi bir boşluk uzanır sonsuza. Ne aceleleri vardır ne de bir yere yetişme telaşları. Gökyüzü bazen mavidir, bazen gri, bazen akşam vakti turuncuya çalar; fakat hangi hâlindeyse, insana hep aynı mesajı verir: “Bırak geçsin.” Bulutlar geçer, rüzgâr eser, yağmur iner; ama sonra yine güneş doğar. Gökyüzü, varlığıyla insanın kalbine sabrı öğretir.

Ve deniz… Ah, deniz. O uçsuz bucaksız mavilik, dalgaların ritmik sesiyle ruhu teskin eder. Ne kadar uzağa bakarsanız bakın, her zaman bir sonrasını hayal ettirir. Denizin huzuru, sadece sessizliğinde değil, aynı zamanda sonsuzluğundadır. Bir dalganın gelişi ve gidişi arasında, hayatın bütün devinimi saklıdır. Çırpınmadan, kavga etmeden, sadece gelerek ve giderek…

Kum, deniz ve gökyüzü… Üçü bir araya geldiğinde, insana farkında olmadan şu gerçeği öğretir: Huzur aramakla bulunmaz, durarak gelir. Ayağını kuma bas, gözünü göğe kaldır, kulağını denize ver… O zaman anlarsın ki, doğanın hiçbir köşesi senden bir şey istemiyor. Ne konuşmanı, ne savaşmanı, ne kazanmanı… Sadece olduğun gibi kalmanı bekliyor.

İşte gerçek huzur da budur:

Hiçbir yere yetişmeden, hiçbir şeye sahip olmaya çalışmadan, yalnızca o anda var olarak;

Denizin mavi kucağında, kumun sıcak dokunuşunda, göğün sessizliğinde…

Ve bir gün ne zaman içinden fırtınalar kopsa, kalbin sıkışsa, aklın dolansa… Bil ki seni bekleyen bir yer var. Gökyüzü, deniz ve kum hâlâ orada, her zaman seni bekliyor. Huzuru anlatmaya değil, sana hatırlatmaya.

 

This website uses cookies.

This website uses cookies.

Exit mobile version