Teketek Haber

I.Alâeddin Keykubad Dönemi

I.Alâeddin Keykubad Dönemi
25 Mayıs 2018 - 11:29
  1. İzzeddin Keykâvusun ölümü üzerine Selçuklu ümerası hapiste bulunan I.Alâeddin Keykubâd’ı mevcut olan düzeni sürdürebileceğine inandıkları için tahta çıkarmaya karar verdiler. Ancak onlar daha önce ona muhalefet etmişler ve uzun yıllar zindanda yatmasına sebep olmuşlardı. Bundan dolayı kendilerine dokunulmayacağına dair I.Alâeddin Keykubâd’dan bir ahitname aldılar. Ancak tahta çıktıktan sonra sözünde durmayan I.Alâeddin Keykubâd, Nusretüddin HasanBey[1] hariç hemen hemen hepsini ortadan kaldırdı. I.Alâeddin Keykubâd zamanında ağabeyini destekleyerek sultan yapan ve kendisinin en büyük muhalifi olan Maraş Emirine şimdilik dokunmamıştı.

1225 yılında Kilikya Ermenilerinin Suriye-Anadolu kervan yollarını tehdit etmeleri ve Müslüman tüccarlara saldırmaları sebebiyle Selçuklu ordusu iki koldan harekete geçti. Bir kol Silifke üzerinden hareket ederken bir kol da Maraş tarafından Ceyhan Nehri vadisinden Kilikya’ya indi. Daha önce I. İzzeddin Keykâvusun fethettiği Çinçin Kalesi yeniden alındı. Geben ve Göksun arasında bulunan Çinçin’in önemli bir kale olduğu anlaşılmaktadır. İbn Bibi eserinde bu kalenin fethini manzum bir şekilde yazıya dökmüştür. Burası o kadar önemli bir yerdi ki müellif fethini öven uzun bir şiir yazmıştır.[2] Böylece Çinçin Kalesi yeniden alınmış ve birçok yer de Selçuklular tarafından fethedilmiştir.[3] Maraş Emirinin kuvvetleri de bu sefere daha öncekilerde olduğu gibi katılmıştır.

1228 yılında Alâeddin Keykubat, Mengücekoğulları Beyliği’nin Şebinkarahisar kolunun emiri olan Melik Muzafferiddin’in hâkimiyetine son vererek, ona Maraş bölgesinde bulunan İbn Bibi’nin Ashab-ı Kehf ve Dakyanus’un Makamı olarak belirttiği Erbisus’u (Afşin= Efsus kasabası), Rumman[4] (Hurman) Kalesi’ni ve Nahrikali[5]’yi mülkiyet ve Kırşehir’i de ikta olarak vermiştir.[6] Böylece I.Alâeddin Keykubad Maraş’ın sadece kuzey kısmında bulunan Efsus yöresini Melik Muzaffereddin’e vermiş oluyordu. Nusretüddin Hasan Bey’in ise Maraş emirliği devam etmiştir.

5.1. Selçuklular ile Eyyubîler Arasında Derbendler Yılı Savaşı

İki Tarafın Aralarının Açılma Sebepleri

  1. Alâeddin Keykubâd’ın Ahlât ve çevresini alması Selçuklularla Eyyûbîlerin aralarının açılmasına neden oldu. Ayrıca Eyyûbîlerin ele geçirdiği Diyarbakır çevresindeki bazı yerlerde I.Alâeddin Keykubâd tarafından fethedilmişti. Bunun yanında Eyyûbîlere karşı Mardin Artukluları da Keykubâd’ı bölgeyi ele geçirmesi yönünde teşvik etti. Bu yüzden I.Alâeddin Keykubâd’a bağlı güçler Harran, Urfa ve Rakka’yı kuşatıp elCezire taraflarını yağmaladıktan sonra bölgeden çekilmişti. Bütün bunlar iki tarafın aralarının açılması ve savaşın kaçınılmaz hale gelmesine yol açtı.[7] 1207’de Ahlatşahlardan (Sökmenliler) alınan Ahlât’ta oturan Melik Eşref 1210’da Meyyafarikin’e 1228’de de Şam’a çekilmişti. Moğol ve Hârizm istilaları ile sahipsiz kalan ve harap olan bölge Selçuklu sultanı tarafından hâkimiyet altına alınınca, Eyyûbîler Selçuklulara karşı harekete geçtiler.[8]

[1] Mehmet Ersan, İzzeddin Keykavus’un Halep seferi sonrası Elbistan’da bir eve doldurarak yaktırdığı komutanlar arasında Maraş Emiri Nusretüddin Hasan Bey’in de olabileceğini yazarak, onun Alâeddin Keykubad zamanında adına rastlanmadığını belirtmektedir. Bu bilgi doğru olmayıp Nusretüddin Hasan Bey Alâeddin Keykubad zamanında hayatta olup Maraş Emirliğine devam etmiştir. M. Halil Yinanç’ın belirttiğine göre o, Alâeddin Keykubad tarafından 1234’te Derbendler Yılı savaşından sonra öldürülmüştür. H.630 tarihli (M. 1223) Ashabü’l-Kehf külliyesi kitabesinde onun adı geçtiğine göre I. İzzeddin Keykavus sonrası ve I. Alâeddin Keykubad’ın saltanatı döneminde yaşadığı anlaşılmaktadır. Onun iki oğlu ise kendisinden sonra Maraş valiliğini sürdürmüşlerdir. Bkz. Mehmet Ersan, Türkiye Selçuklu Devletinin Dağılışı, Birleşik yay, Ankara 2010, s.47.

[2] İbn Bibi’nin Çinçin’le ilgili şiirinin ilk mısraları şu şekildedir:

Üzerinde Simurg’un (Zümrüd-i anka kuşu) yuva yaptığı Çinçin adında yüksek ve sağlam kale

    Onun üzerinde, bakıldığı zaman ayın yüksekliğiyle farkı anlaşılmayan bir dağ vardı

    Her yanı granit taşı ve kayaydı. Oranın yolu düşünce için bile çok dardı

     Önünde güzellikte ve renkte göğü geride bırakan yemyeşil bir otlak vardı

     Ortasında ise helal edilmiş şaraba benzeyen berrak bir su akıyordu”.  Müellif Çinçin’i öyle tarif ediyor ki kendisi bu tasvirlere göre burayı görmüş olmalıdır. Bkz.İbn Bibi, I, s.346.

[3] Turan, 345.

[4] Rumman: Afşin yakınlarında bir kalenin adıdır. 1277’de Baybars ile Moğollar arasında çatışmalara sahne olmuş ve Sultanın Kayseri’den Suriye dönüşü sırasında ele geçirilerek yaktırılmış ve halkı da esir alınmıştır. Günümüz de heybetli şekilde varlığı devam etmektedir. Bk. Sümer, Yabanlu Pazarı, S.75, 31 nolu dipnot.

[5] Nahrikali: Elbistan’ın kuzeyinde Ceyhan nehrine karışan bugünkü Nergele adını taşıyan çayın yanındaki yerleşim merkezi. Bkz. M. Halil, Yinanç, “Elbistan”, İ.A., C.VI, M.E.B. Yayınları, İstanbul 1993. s.227.

[6] İbn Bibi, C. I, s.370.

[7] Emine Uyumaz, “Türkiye Selçuklu Devleti Eyyûbî Münasebetleri”, Türkler C.5, Ankara 2002, s.93.

[8] İbnü’l- Adim, Zübtetü’l-Halep Min Tarihi Halep, C. II, (neşr. Sehhil Zekkar), Darü’l- Kitabü’l- Arabiyye, Kahire 1997, s.673.