İĞDE KÖYÜNDEN (ANAMOĞLU) ÖMER MART’IN AĞIDI
Ömer Mart, 1974’te Kabaktepe köyünden İğde köyüne gelerek yerleşir. Kâh aç kâh susuz geçen çocukluğunun ardından İğde’ye geldiği ayda ilkokulda geçici müstahdem olarak işe başlamış, yoksulluğu yakasından bir türlü silkememiş garip gariban ve açık sözlü biridir. 1944 doğumlu Ömer MART’ın okuma yazması da yoktur. İlk bayramı, garip olduğu bu köyde kutlamak istemez. Kalkıp köyüne gider. Köyüne vardığında ne görsün, kendi gibi gariban birisinin hanımı vefat etmiş; lâkin cenazeyi kaldıracak olan köyün kadrosuz (Fahri) imamı cenaze sahibinden beş yüz lira para istiyor. “Yoksa kaldırmam!” diyor. Köylüler kendi aralarında para topluyorlar; lâkin üç yüz elli liradan fazla çıkaramıyorlar. Bu duruma şahit olan Ömer MART, hocaya itiraz ederse de hoca inadından dönmediği gibi, Ömer’in ağırına gidecek bir de söz söyler. Bunun üzerine Ömer MART elini kulağına atarak şöyle seslenir., Dünyaya bel bağlanır mı Bala soğan doğranır mı Para diye ağlanır mı Hocam seni sallatayım Sözüm sana karaktersiz Hakkı bilen olmaz arsız Ayet satmak kime mahsuz Hocam sana belleteyim Sözüm yoktur beynamaza Gel canıma etme ceza Deli isen Elaziz’e Hocam seni yollatayım Elden ele gider metin Çöplükte geçer hayatın Beni dalamak maksadın Hocam seni yalatayım Kucağına deştin közü Allah buna olmaz razı Ürersin bilmeyen tazı Hocam tavşan avlatayım Dört kitabın dördü haktır Benim derdim senden çoktur Nalın vardır mıhın yoktur Hocam seni nallatayım Vazifende başarısın Dört mesebten dışarısın Duydum hocam haşarısın Semer vurup sırlatayım Dalma dünya deryasına Gitme işin hîlasına Anamoğlu yarasına Hocam seni bağlatayım (Anamoğlu) Ömer MART
