Site icon Teketek Haber

İlim talebinin gayesi

2. İlim talebinin gayesi

Ey ilim öğrenmeye hırs gösteren, kararlı bir istek ve aşırı bir iştiyak izhar eden kişi! Bil ki, eğer ilim öğrenme maksadın cerbeze, gurur, kibir, emsallerine üstünlük taslama, insanların teveccühüne mazhar olma, dünya menfaati temin etme ise, sen dinini yıkmaya, nefsini helâk etmeye, dünya karşılığında ahiretini satmaya çalışan bir zavallısın. Alışverişin hüsrandır, ticaretin kesattır. Muallimin isyanına yardımcı, hüsranın da ortağın olur. Böyle birisi tıpkı eşkıyaya kılıç satan kişiden farksızdır. Elbette yarım kelime ile bile olsa, bir kötülüğe yardım eden, kötülük yapanın ortağı olur. Eğer ilim öğrenmede seninle Allah arasındaki maksadın mücerret rivayet değil, hidayet olursa, sana müjdeler olsun. Çünkü melekler yürüdüğünde kanatlarını önüne sererler, koştuğunda ise denizdeki balıklar bile sana istiğfar ederler. Bil ki, insanlar ilim talebinde üç gruptur;
  1. Ahirete azık edinme gayesiyle, sadece Allah rızasını ve ahiret yurdunu hedefleyerek ilim öğrenenler, kurtuluşa erenlerdendir.
  2. Dünya hayatına yardımcı olması, şeref ve mal kazanması için ilim öğrenenler âlimdir, ama kalbinde halinin rekâketini, maksadının basitliğini hep hisseder. Böyle birisinin akıbeti risklidir.
Tövbe etmeden ölürse, sonunun kötü olmasından korkulur. Durumu ilahi meşiete havale edilir. Ölmeden önce tövbe eder, ilmine amelini ekler, eksiklerini tamamlarsa, kurtuluşa erenler zümresine katılır. Çünkü günahından tövbe eden kişi, hiç günah işlememiş gibidir.
  1. Şeytanın galip geldiği kişi ise ilmini malın çoğalmasına, makamla caka satmaya, cemaatinin çokluğuyla gururlanmaya vesile kılar. Dünyadan kam almak için ilmiyle her türlü yola başvurur. Zahiren ve batınan dünyaya dört elle sarılmasına rağmen, âlim niteliklerine sahip olması, giyimde, kuşamda ve konuşmada onlar gibi görünmesi hasebiyle, kendisinin Allah katındaki makamını içinde hep gizler. İşte böyle biri, helak olandan, ahmaklardan bile daha ahmak ve aldanmış kişiden başka biri değildir. Artık böyle birinin kendisinin muhsinlerden olduğunu zannından dolayı tövbe etme ümidi de tükenir. Böyle biri Peygamberimizin (s.a.v) şöyle buyurduğu kişilerdendir. “Sizin için en korktuğum şey -Deccal hariç- şu insanlardır.” “Ey Allah’ın Resulü! Kim onlar” diye sorulduğunda, Peygamberimiz (s.a.v) “Kötü âlimlerdir.” buyurdu. Çünkü Deccal’in amacı zaten dalalettir. Böyle bir âlim ise diliyle ve sözleriyle insanları dünyadan ahirete yönlendirse bile, amelleri ve halleriyle hep dünyaya davet eder.
Hal dili söz dilinden daha tesirlidir. İnsan tabiatları zahire daha meyyaldir. Bu konuda şöyle söylenir. Bilmez, bilmediğini de bilmez kişi ahmaktır, ondan sakınınız. Bilmez, ama bilmediğini bilir kişi cahildir, ona öğretiniz. Bilir, ama bildiğini bilmez kişi uykudadır, onu uyandırınız. Bilir ve bildiğini bilir kişi âlimdir, ona tabi olunuz. İmam Muhammed’in (r.h) mültekit (lukata) bölümünde şöyle dediği zikredilir. “Kişinin şiiri ve nahvi bilmesi gerekmez. Çünkü sonucu, mesele ve çocukları talimdir. Hesap ilmini bilmesi de gerekmez. Çünkü sonucu alan ölçümüdür. Tefsiri bilmesi de gerekmez. Çünkü sonucu hatırlatma ve kıssalardır. Bununla beraber, kişinin helâli, haramı, dini prensipleri, ahkâmı, nâsihi, mensûhu ve ahbârı bilmesi elzemdir.” Câmiu’l-fetâvâ‘da şöyle zikredilir: Namaz vakitlerini ve kıble tayinini bilecek kadar astronomi öğreniminde beis yoktur. Çünkü namaz kılmak için bunları bilmeye ihtiyaç vardır. Fakat daha ileri düzeyde öğrenilmesi haramdır. Kelam, nazar ve münazara ilminde ihtiyaç miktarından fazlasını öğrenme ise mekruhtur. Yine mantık ve emsali ilimlerle meşgul olmanın hükmü, şiirle meşgul olma hükmü gibidir. Hakîm filozof birine mantık öğrenmenin haram olduğu şöyle söylendi. Mantık ilmini asla öğrenme, hatta öğretim metotlarından bile kendini koru. Çünkü bela mantık ilmine müvekkeldir. Fakat okuma yazmayı ve hat ilmini öğrenme caiz ve muteberdir. Hz. Ali (k.v) “Hüsnü hattı öğrenin. Çünkü hüsnü hat rızkı artırır.” buyurur. Yine hüsnü hattın, ilmin yarısı olduğu söylenir. Fudayl bin Sehl “Hüsnü hat ve fasih lisan kişinin seadetindendir.” der. Sözün özü bütün insanlara, özellikle de âlimlere layık olan çok çalışmalarıdır. Zaten âlimler içtihat için yaratılmışlardır.

This website uses cookies.

This website uses cookies.

Exit mobile version