MUHABBET KERVANI KAPALI ÇARŞILAR Emine BADEM
Annem, “Kişi rızkını sabah kazanır, erken kalkın ekmeğinizin peşine düşün. Üstünüze güneş doğmasın.” der. Esnaf ağabeyler annem gibi düşünüp erkenden işlerine koyularak adı kapalı ama gönlü açık çarşıda dükkânlarını açarlar. Selim Ağabey önce komşusuna sonra da kepenklere selam verir. ‘’İbrahim amca, çay demini aldı, hani nerede bizim simitler!’’ der. Simitçi Hızır gibi yetişir: ‘’Geldim usta simitler taze fırından yeni çıktı.’’ Herkes masada yerini alır. Simitler parçalanır, peynir dilimlenir, demli çaylar bardaklara doldurulur. Kemikleri kıran o soğukta çay ab-ı hayat gibi gelir. Kahvaltıdan sonra, siftahlar besmeleyle açılır. Bizim dükkânlarda müşteri memnuniyeti başkadır, pazarlıksa sünnettir. Alan da veren de razıdır. Ee işte kapalı çarşıdaki sıcaklık, samimiyet, komşuluk beni benden alır. Sadece bir kısmı bunlar, daha neler neler… Mis gibi baharatlar, karabiberin yemekteki esrarengiz tadı, kimyonun akıl almaz kokusu, nanenin ve kekiğin verdiği köy hasreti hep kapalı çarşıdan mutfaklara taşınır. Oradaki esnaf ağabeyler feleğin çemberinden geçip buralara ne çabalarla gelmişlerdir. Hepsinin türlü türlü derdi, sıkıntısı vardır. Tabi bu sıkıntılarının hiçbirini müşterilerine yansıtmazlar. Ben kapalı çarşıdan eli boş çıkmam. Mutlaka alacak bir şeyler bulurum. Hiçbir şey almasam bile pamuk şeker alırım. Kapalı çarşı gerçek bir gönül kervanıdır. Bazen tarihin tozlu sayfalarından çıkıp gelmiş ve şehrin şatafatlı yerine kurulmuş olur. Bazen küçük bir alanda olur ama gönlü güzel insanlar orayı büyütür. Çarşıyı ay yıldızlı bayraklar süsler ve her kapalı çarşıda mutlaka yöresel kıyafetler bulunur. Böylelikle geleneğe olan özlem giderilmiş olur. Yerli ve yabancı turistler hayran hayran gezerler. Ya, işte kapalı ama gönlü açık çarşının hâli böyledir. Bizim kervanda ayak sesleri kesilmeye başlayınca ekmek teknesinin kapanış sesleri bir bir duyulur. Rızkı verene hamd-ü senalar kalpten dile akar. Her sabah aynı maraton tekrar başlar muhabbet kervanında…
