Nusretüddin Hasan Bey
Kılıç Arslan’ın Maraş Uç Beyliği’ni kurduğu sırada, Maraş üzerinden Türkmenler Kilikya Ermenileri üzerine akınlarına devam ediyorlardı. II. Kılıç Arslan 1180 yılında Kilikya mıntıkalarında hayvanlarını otlanan Türkmenlere saldıran Ermeniler üzerine sefer yapmaya karar verir. İbn Tagribirdî’nin belirttiğine göre sultan, Ermeniler üzerine yapılacak sefere Eyyûbîleri de davet etmek için Kahire’ye elçiler gönderir. Selçuklulara yardım etmeye karar veren Selahuddin Eyyûbî ordusu ile Maraş’a kadar gelerek, Ermeni Prensliğinin üzerine Kılıç Arslan ile beraber sefere çıkar.[1] Birleşik Selçuklu ve Eyyûbî ordusu Ermenilerin yaşadığı şehirler üzerine yürüyüp tahrip etmiş ve Ermeni Prensi II. Rupen aldığı Türk esirleri serbest bırakmak ve tazminat ödemek şartıyla barış istemek zorunda kalmıştır. Bunun üzerine Ermeni Prensinin barış isteği II. Kılıç Arslan ve Selahuddin Eyyûbî tarafından kabul edilmiş ve seferin tamamlanmasından sonra Selahuddin Eyyûbî ordusuyla birlikte ülkesine dönmüştür.[2] 1187 yılında Malatya ve Kayseri yörelerinden ayrılan 5.000 Türkmen süvarisi, Rüstem Bey adlı liderlerinin emrinde Maraş üzerinden Ermenilerin elinde bulunan yerlere saldırırlar. Ancak bölgenin sarp ve dağlık olması, geçitlerin Ermeniler tarafından tutulması yüzünden başta Rüstem Bey olmak üzere birçok Türkmen öldürülür.[3] Bu hadise yaşanırken Maraş emirliğinin başında bulunan kişinin bu mücadelede rolü olup olmadığı bilinmemektedir. II. Kılıç Arslan’ın ölümünden sonra, Ermeni prensi II. Leon, sultanın oğulları arasında başlayan saltanat kavgasından istifa ederek Türklerin elinde bulunan pek çok kaleyi ele geçirmişti. Hattâ Süryani Mihail’in verdiği bilgiye göre Anadolu’da 72 müstahkem yer Ermeniler tarafından işgal edilmişti. Bu kalelerden bazıları da Bizans’a aitti. Müellif, II. Kılıç Arslan’ın oğlu Elbistan meliki Mugiseddin Tuğrulşah’ın bile II. Leon’un yanına giderek ona tabi olduğunu belirtmektedir.[4] Ancak bu bilgi diğer kaynaklar tarafından doğrulanmamaktadır. Kilikya Ermenilerinin Türk topraklarına saldırılarının devam etmesinden dolayı 1199’da Rükneddin Süleymanşah, onların üzerine yürümüş ve mağlup ederek Selçuklulara tabi hale getirmişti.[5] Elbistan Selçuklu meliki Mugiseddin Tuğrulşah, 1196’da tahta çıkan II. Rükneddin Süleymanşah’a tabi olarak melikliğini devam ettirmiştir. 1200’de Elbistan üzerinden Malatya’ya ulaşan Sultan, kardeşi Kayserşah’ın elinden şehri almıştır.1202’de Erzurum seferine çıkan II. Rükneddin Süleymanşah’ın en büyük destekçisi Elbistan meliki Mugiseddin Tuğrulşah’tı. Tuğrulşah da bu sefere iştirak ettiği gibi Elbistan’dan çok sayıda asker ve teçhizat hazırlayıp ağabeyine yardım etmek üzere Erzurum’a gitmiştir. II. Rükneddin Süleymanşah Saltuklular beyliğine son vererek Elbistan meliki olan kardeşi Mugiseddin Tuğrulşah’ı buraya gönderdi. Uzun yıllar Elbistan melikliği yapan Tuğrulşah bundan sonra doğu hudutlarını Hıristiyan Gürcülere karşı muhafaza ile görevlendirildi.[6] [1] İbn Tagribirdî, en-Nücumü’z-Zahire (Neşr: M. Hüseyin Şemseddin), C.VI, Beyrut, 1992, s.24. [2] Ebü’l-Ferec, II, s.426. [3] Ebü’l-Ferec, II, s.447–448; Simbat, s.63. [4] Süryani Mihail, s.291; Ebü’l-Ferec, II, s.466. [5] Bkz.Simbat, s.74; Ali Sevim, s. 33; Kaşkarlı, s.112. [6] İbn Bibi, II, s.91; Turan, s.253-254, 256.
