OĞUZHAN KAYA’NIN AĞIDI
Henüz Ortaokul öğrencisi olan Oğuzhan KAYA, Afşin’de üvey ağbeyinin yanında kalmaktadır. Çok gururlu bir çocuk olan Oğuzhan, bir gün evlerinin mahzeninde boynunda kendir, ölü olarak bulunur. Ölümü hakkında değişik rivayetler vardır. Rahmetli babası Ömer gibi pehlivan yapılı olan, güreş müsabakalarında dereceleri bulunan Oğuzhan’ın bu talihsiz ve “sır dolu” ölümü Arıtaş Kasabasını yasa boğar. Halası Fatma yüreğine düşen alevden topu o yanık sesine yükler. Hasta diye tel çekmişler Toktur hastasını arıyor Para için ölük diyollar O da bize zor geliyor Yiğidimin ala gözün Garıncalar oydu’mola Böyle ölüm gördünüzmü Gıyı köyler duydu’mola Emmileri berk ağlıyor Sakalına döke döke Dala dala geziyollar Gözümüze baka baka Oğuzhan’a düğün kurduk Çağırın babası gelsin Kör yola adam mı ölür Bunun bibileri ölsün Ben anasına ana demem Düşmanına gayıp edik Hasta diye tel çekmişler Toktur hastasına gedik Okulda sille vuruklar Ölsün bunun bibileri Oğuzhan güzel güleşir Gelsin bunun emmileri Oğuzhan güleşe girik Şalvarını alamamış Okulda sille Vuruklar Ne olduğun bilmemiş Gırangaya Gırnagaya Gardeş benzer doğan aya İki evlilik bahtın mıydı Soramadık doya doya Oğuzhan burada duramaz Geder Afşin’i ararım Okulda sille vurmşlar Öğretmeninden sorarım Çocuklar garne alıyor Geder okulu beklerim Oğuzhan burada duramaz Afşin elini yoklarım Gelinliğin bana verin İkisini eş ederim Sanı goynunda galanı Hepisine baş ederim Verin bana gelinliği Bana bunu eş ederim Gul elinden ölenimi Hepisine baş ederim Ösüz olan böyle olur Çığırın babası gelsin Biz hayfını alamadık Yiğit hayfını alsın
