- yüzyılın başından itibaren Yozgat ve komşu yörelere yerleşen Dulkadirli tâifeleri Kızılkocalı, Selmanlı, Ağcalı, Çiçekli, Zâkirli, Mesudlu, Ağca Koyunlu, Kavurgalı, Demircili, Şam Bayadı, Söklen, Hisar Beyli, Karalı adlarını taşımaktaydı. Dulkadir beyleri Bozok’u hânedan ailesinden görevlendirdikleri valilerle yönettiklerinden bu oymaklar da genellikle boy beylerinden isim almışlardır[22]. Beyler, Çandır ve ona yakın olan Kozan (Şahruh Bey Kışlası) köyünde oturmuşlar[23], Bozok’u özellikle Alaüddevle Bey ve oğlu Şahruh Bey zamanında yaptırdıkları cami, mescit, zaviye ve diğer imar faaliyetleriyle şenlendirerek iskâna açmışlardır.
SELÇUKLU’DAN OSMANLI’YA DULKADİRLİ TÜRKMENLERİNİN YAYILDIKLARI COĞRAFYAYA GENEL BİR BAKIŞ
Dr. Arif SARI* Türklerin, Orta Asya’dan kitleler halinde Anadolu yönünde göç etmeye başlamaları Selçuklu Devleti’nin tesisini de içeren bir süreçte gerçekleşti[1]. Önceleri Bizans sınırını tazyik altına alan Türkmenler, Malazgirt zaferini müteakip Anadolu içlerine girdiler hatta kısa sürede Ege sahillerine kadar ulaştılar. Moğol istilâsı ise çok daha büyük bir Türk dalgasını Anadolu içlerine kadar sürdü. Yeni yurtlarına “karıncalar ve çekirge sürüleri gibi” büyük kitleler halinde yayılan Türkmenler[2], sahip oldukları mâli varlıkları ve anayurtta yaşattıkları kültürleriyle Anadolu coğrafyasını doğudan batıya doldurdular. Özellikle Kastamonu, Bursa bölgesinden Menteşe yöresine kadar uzanan kuzey-güney yönlü bir hat üzerinde yerleşen Türklerin nüfus kesafetini Bizans kaynakları “Menderes havzası Türkmen çadırlarından görünmez olmuştu” diyerek tarif etmektedir[3]. Öte yandan Moğol istilâsı, daha XII. yüzyılda Sivas, Tokat, Amasya, Çorum, Kayseri, Bozok, Kırşehir, Çankırı ve Eskişehir’i içine alan Orta Anadolu bozkırlarını yurt tutmuş olan Türkleri de yerlerini terk etmek mecburiyetinde bıraktı. Anılan bölgedeki Türkler, evvela batı yönünde hareket ettilerse de Anadolu Selçuklu sultanları tarafından himâye edilmediler. Merkezi hükûmete karşı muhalefetleri ile meşhur olmaları ve Babaîlerin yanında olduklarının kabul edilmesi bu tutumun gerekçeleri arasında olmalıdır[4]. Bu kez yönlerini Anadolu’nun güneyine ve Kuzey Suriye’ye çeviren Türkmenler, Memlûkler tarafından kabul edildiler. Sultan Baybars, Türkmen aşiretlerine Gazze’den itibaren Antakya’dan Sis hudutlarına kadar uzanan Akdeniz sahilini yurtluk olarak verdi. Buradan Antep, Halep ve Trablus’u da kapsayacak şekilde geniş bir alana yayılmaya başlayan Türkmenlerin bir diğer kolu aynı dönemde Erzurum-Bingöl-Kars yaylaları ile Diyarbekir-Mardin-Urfa-Halep bölgesindeki kışlak alanlarını ele geçirdiler[5]. Dulkadirli Beyliği’nin kurucusu Karaca Bey de Memlûk sahasından çıkarak kuzeye akınlar düzenleyen Türkmen beylerindendi. O, İlhanlı hâkimiyetindeki Maraş-Elbistan havalisine hâkim olduktan sonra[6], Memlûk Sultanı Nasır’ın 1337 yılında kendisini “Türkmen Emiri” ilan etmesiyle beyliğinin de temellerini atmıştı[7]. Dulkadir Beyliği, 1515’te Alaüddevle Bey’in halliyle fiilen Osmanlı hâkimiyetine girinceye kadar varlığını sürdürdü. 1522 yılında son Dulkadirli Beyi olan Şehsuvaroğlu Ali Bey’in oğullarıyla birlikte öldürülmesiyle beylik tamamen tarih sahnesinden çekilmiş oldu[8]. Bundan sonra Osmanlı idaresine geçen beylik toprakları eski mâliklerine izâfeten Dulkadir veya merkezi olan Maraş’tan dolayı Maraş Vilâyeti adıyla eyalet haline getirilirken[9] beyliğin ahalisi de Dulkadirli Türkmenleri ismiyle anılmaya başlandı. Dulkadirli Türkmenleri, Malazgirt savaşını müteakip Anadolu topraklarına giren ancak Moğol baskısı ile Memluk sahasına inen büyük Türkmen teşekkülünün parçalarındandır. XVI. yüzyıl başına ait tahrir defterlerinden Dulkadirlilerin Maraş ve Bozok havalisinde bulunan ana kütlesinin nüfus bakımından Osmanlı idaresi altındaki konargöçer teşekküllerin en büyüğü olduğu tespit olunmaktadır. Aynı zamanda Dulkadirliler kendilerinden ayrılan kollarla birlikte değerlendirildiğinde diğer konargöçerlere nisbetle çok geniş bir sahaya yayılmışlardır. Dulkadirli Türkmenlerinin 1525 yılında yapılan ilk tahrîrine göre Dulkadirli Eyâleti, Maraş ve Bozok olmak üzere iki sancaktan mürekkepti. Maraş Sancağı merkez Maraş kazâsından başka Elbistan, Kars-ı Maraş (Kadirli) ve Zamantı kazâlarından, Bozok Sancağı ise merkez Bozok ve Kırşehir kazâlarından oluşuyordu[10]. Dulkadirli Türkmenleri de yayıldıkları bu coğrafyaya uygun olarak Bozok ve Maraş olmak üzere iki ana kol halinde bulunuyorlardı. Dulkadirlilerin Maraş kolu 1525 yılında Ağca Koyunlu, Alcı/Elci, Anamaslı (Karacalı), Avcı, Bertiz, Bostancıyân, Varsak, Cerid, Çağırgan, Çimeli, Demrek, Dışarıcıyân, Dokuz (Bişanlı), Döngeleli, Eymir, Gurbet, Gündeşli, Karacalı, Kavurgalı, Kızıllı ve Ali Beyli, Koyuncuyân, Küreciyân, Küşne, Osmanlı, Peçenek, Tahirli olmak üzere yirmi yedi ayrı boy altında toplanmıştı. Bu boylara bağlı aşiret sayısı bölükleriyle birlikte yaklaşık 1060 kadardı. Bahsedilen tahrîrin icmalinde ise aynı oymaklar kollarıyla birlikte yazıldığından toplam 757 aşiret olarak kaydedilmiştir[11]. Bu ilk tahrîrde Maraş havalisinde bulunan aşiretlerin toplam 24.595 nefer olan nüfusunun 21.733’ü hâne, 2.177 mücerred geriye kalan 685 hânesi ise sipahi, nöker, kethüdâ, imam gibi vazifeli muâf reaya idi[12].Dulkadirli Türkmenlerinin Kars-ı Maraş’ta bulunan bölükleri ise bu tarihte Demircili, Karamanlı, Kavurgalı, Selmanlı, Zâkirli tâifeleri ile Çobanlı, Hatablı, Karı Kışlalı, Mesudlu, Keçelik ve Kemalli cemaatleri altında toplanmış 350 aşiretten oluşmaktaydı[13]. Bunlar içerisinde, başlarında birer boybeyi bulunmadığından ayrı tâife olarak yazılmadıklarını düşündüğümüz Çobanlı, Hataplı, Karı Kışlalı, Mesudlu, Keçelik ve Kemalli aşiretleri kendilerine bağlı olan oymaklarıyla esasen bir tâife mâhiyetindeydi. Kars-ı Maraş’taki Dulkadirliler 6.118’i hâne, 1.360 mücerred ve 663 hâne muâf olmak üzere toplam 8.141 nefer nüfusundan ibarettiler[14]. 1563 yılında Kars-ı Maraş Sancağında bulunan bu tâifelere bağlı olan yaklaşık 730 cemaat tespit olunmaktadır[15]. Dulkadirli Türkmenlerin 1580 tarihli son tahrîrinde Maraş ve Kars-ı Maraş’ta bulunan aşiretler tek defterde toplanmış biçimde Ağca Koyunlu, Anamaslı, Avcı/ Evci, Avşar, Cerid, Çağırganlı, Çimeli, Dokuz, Döngeleli, Eşkinciyân, Eymir, Gurbetân, Gündeşli, Kara Yuvalı, Kızıllı, Koyuncuyân, Küreciyân ve Küşne tâifeleri altında yaklaşık 600 cemaat halinde bulunmaktaydı. Bunların yanında müteferrik aşiretler de bir tâife teşkil edecek kadar kalabalık nüfusa mâlikti. XVI. yüzyıl sonunda Dulkadirli Türkmenlerinin toplam 38.242 nefer nüfusu bulunmakta olup bunlardan 21.227’si bennâk ve 14.563’ü ise mücerred statüsünde olan vergi mükelleflerinden oluşuyordu. Vergi muafiyetlerine sahip olanların sayısı 2.452 neferden ibaret olup bunlar içerisinde 746 hâne ve 270 mücerred nüfusla doğancılar zümresi başta gelmekteydi[16]. Dulkadirlilerin Bozok kolu ise 1529 yılında Ağca Koyunlu, Ağcalı, Ali Beyli, Çiçekli, Deli Alili, Demircili, Hisar Beyli, Karalı, Karamanlı, Kavurgalı, Kızılkocalı, Mesudlu, Sekili, Selmanlı, Söklen, Süleymanlı, Şam Bayatı, Tecirli, Zâkirli olmak üzere on yedi ayrı tâife ve bunlara bağlı olarak kaydedilen yaklaşık 504 ayrı cemaatten oluşmaktaydı. Bu sayıya sipahiler ve dervişler gibi cemaat olarak kaydedilen bölükler de eklendiğinde cemaat sayısı 550’yi bulmaktaydı[17]. Dulkadirli Türkmenlerinin Bozok kolunda bulunan aşiretlerinin 1529’da toplam 14454 nefer nüfusları olduğu ve bunun 11.659 hâne ve 1.283 mücerred olarak kaydedilen kısmının vergi mükellefi, geriye kalan yaklaşık 2000 neferin ise çoğu sipahi olmak üzere muaflardan oluştuğu görülmektedir[18]. Bozok Sancağının 1555 ve 1575 tarihli tahrîrlerinde yörük defteri usulü terkedilmiş olduğundan bu sayımlardan aşiretlerin bağlı oldukları kabileleri kesin olarak tespit etmek mümkün değildir. 1555’te 280 cemaatten 138’i, 1575’te 260 cemaatten 139’u bağlı olduğu kabilesi bildirilerek yazılmıştır. Her iki tahrîrde de bağlı bulunduğu tâifeye işaret edilen cemaatler daha çok Ağca Koyunlu, Ağcalı, Çiçekli, Kızılkocalı, Selmanlı, Süleymanlı, Sekili, Söklen, Zâkirli, Şam Bayat ve Taf kabilelerine mensuptu[19]. Bu durumda Dulkadirli Türkmenleri Maraş, Kars-ı Maraş ve Bozok’ta bulunan üç kolu 1525 ve 1529 tahrirlerine göre toplam 48 ayrı tâife ve büyük aşiret altında 1.611 cemaatten meydana geliyordu. Bu rakama cemaatlerin alt kolları olan mahalle, oymak veya obalar dâhil değildir. Tüm Dulkadirli aşiretlerinin anılan tarihlerde 47.190 nefer nüfusunun 39.677 hâne, 4.903’ü mücerred olarak kaydolunmuştu. Aşiretler içerisinde muâf yazılanların sayısı ise 3.263 neferle toplam neferin yaklaşık %7’sini oluşturmaktaydı. Dulkadirlilerin en yoğun bulundukları bölge tabiatıyla Maraş havalisiydi ancak bu bölgeyi Çukurova bölgesini de içine alacak şekilde değerlendirmek gerekmektedir. Çünkü Maraş ve Kars-ı Maraş bölgesinde yaylayan aşiretlerin büyük kısmının kışlakları, Adana Sancağının Kınık, Berendi, Yüreğir ve Ayas nâhiyelerindeydi. Seyhan ile Ceyhan nehirleri arasındaki bölgeyi kapsayan Yüreğir nâhiyesi, güneyde Akdeniz sahiline kadar uzanmakta ve XVII. yüzyıl sonunda İfraz-ı Zülkadriye aşiretlerinin yerleştirilmek istendiği Misis Kasabası da bu nâhiyede yer almaktaydı. Adana’nın Karaisalı, Hacılı, Sarıçam, Dündarlı ve Bulgarlı gibi dağlık nâhiyelerinde toplanmış olan Türkmenler içerisinde Dulkadirli aşiretleri yoğun olarak bulunduğu gibi, Sarıçam nâhiyesinde de birçok mezraa bunlar tarafından ekilmekteydi. Ayrıca XVI. yüzyılda Sis adıyla müstakil bir sancak olan Adana’nın Kozan ilçesi de büyük ölçüde Dulkadirliler tarafından şenlendirilmişti. Haçin (Saim Beyli) ve Mağara (Tufanbeyli), Kars-ı Maraş Sancağına bağlı[20] olup Dulkadirli aşiretlerinin yaylak sahasıydı. Bu itibarla Çukurova bölgesinde bulunan ve İskenderun’dan Alanya’ya kadar uzanmış olan Ramazanlı ulusu da müstakil bir konargöçer teşekkül olmaktan çok gerçekte Dulkadirli Türkmenlerini de oluşturan büyük bir Türkmen teşekkülünün parçasıydı. Bugünkü Osmaniye’nin Kadirli ilçesi sınırları içerisinde yer alan Kars-ı Maraş kazası da Maraş’ın uzantısıydı. Kazânın Karamanlı Yakası nahiyesi Kars-ı Maraş Kasabası çevresini, Savrun nahiyesi, Savrun Çayı çevresini, Sumbas nahiyesi Sumbas Çayı’nın suladığı bugünkü Sumbas ilçesini kapsıyordu. Dulkadirli aşiretlerin yaylak mahalli olan Mağara nahiyesi günümüzde Adana’ya bağlı Tufanbeyli (Mağara) ve Saimbeyli (Haçin) ilçelerinin bulunduğu bölgeydi. Göksun nahiyesi, Göksun ilçesi ve çevresini, Köstere nahiyesi Kayseri’nin Tomarza ilçesi ve çevresini kapsamaktaydı. Anılan bölge bütünüyle Dulkadirli Türkmenlerinin yayıldığı sahaydı. Bozok havalisi de XV. ve XVI. asırlarda tamamen Dulkadirliler tarafından şenlendirilmişti. Bugünkü Yozgat çevresini içine alan Bozok’ta Türk varlığı Selçuklu fetihleriyle başlamıştır. Sivas, Amasya, Tokat, Niksar, Çorum, Yozgat ve Kayseri bölgeleri 1175 yılına kadar Danişmendli hâkimiyetinde kaldıktan sonra II. Kılıç Arslan tarafından Selçuklu ülkesine katılmış, Selçuklu döneminde Danişmendli Beyliğine nispetle Bozok bölgesine Danişmendli Vilâyeti denilmiştir[21]. 1243 Kösedağ yenilgisinden sonra Moğol hâkimiyeti altında kalan Bozok havalisinde Ankara Savaşı sonuna kadar Moğol bakiyesi Tatar kabileleri bulunmaktaydı. Timur’un Türkistan’a dönerken bölgedeki Tatarları sürüp götürmesi bu bölgenin Dulkadirli Beyliği’ne katılmasına, tabiî olarak Dulkadirli Türkmenlerinin yayılmasına imkân sağladı.
