Site icon Teketek Haber

ŞEMSİYE VE BASTON Rabiha KARAGÖZ

Rabiha KARAGÖZ Aylardır aynı vestiyerin içinde yan yana asılı duruyorlarmış şemsiye ve baston. Bir farkla… Baston her gün sahibiyle dolaşıp gününü gün ederken, zavallı şemsiye sahibiyle birlikte olmak için yağmurun yağmasını sabırla beklemek zorundaymış. Bir gün baston mağrur duruşuyla bozmuş sessizliği: –Kuzum! demiş. Sen ne işe yararsın? Günlerdir öylece asılı duruyorsun. Yaz bitti hâlâ tembel tembel yatıyorsun. Yağmur yağacak da şemsiyemiz sahibimizin yanındaki yerini alacak. Ölme eşeğim yaz gelsin! Şemsiye, böbürlenen bastona şöyle bir dönmüş, – Ne o baston kardeş? Görmeyeli havalara girmişsin. Sence samimiyet ve sadakat sürekli sahibin yanında olmak mıdır? diye sormuş. Baston: –Tabi ki! Bak bensiz bir yere gidebiliyor mu? Hep yanındayım. Her zaman elinin altındayım. Ya sen! Sen ne yapıyorsun? Akşama kadar bekle dur, diyerek mağrur mağrur kaşlarını kaldırmış. Şemsiye: – Ah tahta kafalı baston ah! demiş. Sen dostluğu her zaman görüşmek, el altında olmak mı sanıyorsun? Aksine sen varlığınla sahibine hep yaşlılığını, desteksiz yürüyemeyeceğini hatırlatıyorsun. Güya hep yanındasın. Oysa her gün ona destek oluyormuş gibi görünerek “Bensiz yapamazsın, düşersin. Ben olmasam ne yapardın?” edasıyla dostluğunu başa kalkıyorsun. Oysa bak ben öyle miyim? Güllük gülistanlık günlerde herkes yanında olur. Esas yoldaşlık yağmurlu çamurlu günlerde belli olur. Ben gün dönüp de, güneşli günlerin ardından yağmurlu günler gelince, açılan her bir kanadımla, küçük gibi görünsem de, onu hem sırılsıklam olmaktan kurtarır, aynı zamanda da bu zor günlerin tadını çıkarmasına yardımcı olurum. Eee baston kardeş. Ben burada sabırla sadakatle göz önünde olmaksızın bulanık günlerin gelişini beklerim. Sonra da onunla olmanın tadını çıkarırım. Sen de “Ben hep yanındayım, onun en iyi dostuyum.” yalanıyla gezin dur, demiş.

This website uses cookies.

This website uses cookies.

Exit mobile version