TÜRK ALİ’Sİ MUSTAFA’NIN AĞITI-1
Türk Ali’sinin oğlu Mustafa Efendi çok iri yarı pehlivan yapılı biridir. Kendisi Sivas’ın Gürün ilçesi Börklüce köyünden Sultan Hanımla evlenir. Mustafa o zamanlar hayvancılıkla uğraştığı için koyunlarını gütmek üzere yine Sivas Börklüce –Çelengi köyünden çobanlar gelir ve koyunlarını güderler. Yıl 1939, Nisan ayı. Bugünkü Karagöz Köyü yolu mevkiinde “Kurtlar” diye tabir edilen yerde koyun ağılı bulunan Mustafa Efendi, koyunlarını tülettikten sonra ağılın önüne çıkar. O sırada Sivas Börklüce –Çeliğin köyünden komşu sürünün çobanları Mustafa Efendinin çobanları ile bir toklu yüzünden kavga etmeye başlarlar. Mustafa Efendi çobanlara durun, yapmayın, burada aile var derken Çeleğenli çoban Mustafa Efendiyi vurur ve gider. Bu olayın üzerine Sivas Börklü köyünden olan karısı Sultan Hanım’da iki çocuğu ile dul kalır, kocası için şu ağıtı söyler: Çıktım ağılın guzuna Bürüğü örttüm yüzüme Niye konuşmuyorsun beyim Küstün mü Börklü kızına Kara şalvar beyaz işilik Cebinde bangınot haçlık Benim eşimi vurdular Günün burnu kaba kuşluk Yuyucular yuyucular Tabut geldi koyucular Ayan olsun eşim sana Beni evden kovucular Çekin kağnısı yürüsün Dağlarım duman bürüsün Yatmış yiğit can veriyor Seni vuran el yürüsün Ağılın da ardı dağlık Sen iste Allah’tan sağlık Bir tokluya canın verdin Olmaz olsun böyle beylik
