Ali AVGIN
mostbetSomunun adı ekmek olduktan beri hayatımızda çok şeyler değişti. Mega, hiper, süper marketlerimiz daha hayatımıza girmemişken, kepekli kepeksiz çeşit çeşit diyet ekmeklerimiz olmamışken, bizim her sokağımızın başında mahalle bakkallarımız ve bakkal emmilerimiz vardı. Onlar camekânlı sandıklarda, zengin ve fakirlerin de aynı ekmeği yedikleri dizi dizi somunlar satarlardı.
Geçenlerde bizim küçük yeğeni, ekmek alması için markete gönderirken ”Somun al!” dediğimde, “Somun nedir?” der gibi yüzüme anlamsızca baktı. Bunda şaşıracak ne var diye düşünürken, birden kendime geldim. Evet, bu çocuklar somunu bilemezlerdi.
Somun, sanayide herhangi bir hırdavatçıda satılan bir metal parçası değildir. Somun; Anadolu insanının sofrasının baş tacı, onu yerlerde gördüğünde hürmeten öperek alıp, yüksekçe yere koyduğu nimetin adıdır.
Bir de küçük mahalle fırınlarımızda yapılan çarşı ekmeklerimiz vardı. Somun her evin müdavim gıdası olduğu halde “çarşı ekmeği” bakkalda satılmaz, taze olarak fırınlarda satılır, arada sırada alınırdı. Günümüzde çarşı ekmekleri, fırında pişen tava yemeklerinin mütemmim cüzü olarak tüketilen, el yanmaması için tepsinin altına ve üstüne yayılan şimdiki pide ya da lavaş ekmeğinin ta kendisidir.
Çocukluğumuzda bakkal emmilerimizden, bazen tüm, bazen yarım, bazen de urub somunlar alırdık. Yarım ekmek istediğimizde, bakkal emminin bilge bir eda ile ekmeği tam ortadan itina ile ikiye kesmesini, eşitliğinden emin olabilmesi için terazinin kefelerine koyarak kontrol etmesi, çocukluğumuzda yaşadığımız anlamlı ve sıradan hareketlerdendi.
Bazen acıktığımızda ya da evdeki yemeği beğenmediğimizde köşe başındaki küçük mahalle bakkalımıza gidip urub somunun arasına havla ( helva) ya da çaman (çemen) alıp yemenin zevkini, itiraf etmeliyiz ki şimdi mükellef sofralarımızdan alamıyoruz.
Tüm somun, yarım somun, urub somun; çocuklarımızın bilmedikleri hiç duymadığı kelimeler. Urubun karşılığının çeyrek olduğunu, çocuklarımız nerden bilecekler. Bilseler dahi bakkal emmilerine gidip “Urup somun arasında havla ver!” demenin zevkini hiçbir zaman yaşayamayacaklar.
