Site icon Teketek Haber

Yeni Yıl, Eski Yükler ve Hayatta Kalma Sanatı

Yeni yıl denilen şey tuhaf bir kolektif yanılsama. Takvim değişiyor, ama hayatın içindeki tortular aynı kalıyor. Bizi yoran insanlar, içimizde büyüttüğümüz korkular, yarım kalmış cümleler, ödenmemiş bedeller… Hiçbiri “31 Aralık”ta bavulunu toplayıp gitmiyor. Buna rağmen her sene aynı umuda sarılıyoruz: Bu kez başka olacak.

Belki de insan olmak biraz budur. Defalarca kırıldığını bile bile kapıyı tekrar çalmak. Hayatın çoğu zaman adil davranmadığını bildiğin hâlde, yine de sabah uyanıp bir şeylere inanmayı seçmek.

Yeni yıl, aslında bize sihirli bir başlangıç sunmaz. Ama bir şey verir: durup bakma fırsatı. Geriye. Kendimize. Nerelerde sustuk, nerelerde fazla konuştuk, kimin yükünü sırtlandık, kimin yanında kendimiz olamadık… Bunları fark etmek bile bir tür iyileşmedir.

Çünkü hayatın zorlukları sadece dışarıdan gelmez. Çoğu zaman en ağır yükü kendi içimizde taşırız. “Yapmalıyım” dediğimiz şeyler, “katlanmalıyım” diye bastırdığımız duygular, “böyle olması gerekiyor” diye içine sıkıştığımız kalıplar… Bunlar insanı yavaş yavaş içinden kemirir. Ve çoğu insanın yorgunluğu, aslında yaşadıklarından değil, yaşayamayıp içinde tuttuklarından kaynaklanır.

Yeni bir yıl, eski yaralarla girilir. Ama bu kötü bir şey değildir. Yaralar, hâlâ hayatta olduğumuzun kanıtıdır. Canı hiç yanmamış biri ya hiç sevmemiştir ya da hiç cesur olmamıştır. O yüzden kırık yerlerimizden utanmak yerine, onları tanımayı öğrenmek gerekir. Nereden kanadığını bilen insan, neyi koruması gerektiğini de bilir.

Toplum bize sürekli “daha güçlü ol”, “daha pozitif düşün”, “geçmişi bırak” der. Ama bazı şeyler bırakılmaz. Bazı anılar, bazı insanlar, bazı acılar insanın iç dokusuna karışır. Onları söküp atmaya çalışmak, kendi etini koparmak gibidir. Yapılması gereken şey unutmak değil, onunla yaşamayı öğrenmektir.

Yeni yıl, daha az acı değil; daha fazla dürüstlük getirebilir. Kendimize karşı. Ne istediğimizi, neye katlanamayacağımızı, hangi ilişkilerin bizi küçülttüğünü, hangi yalnızlıkların bizi büyüttüğünü… Bunları bilmek, hayatı bir tık daha katlanılır kılar.

Zorluklar bitmeyecek. Kimseye yalan söylemeyelim. Hayat her zaman bir şeyler isteyecek bizden: sabır, emek, cesaret, bazen de vazgeçiş. Ama insan, her fırtınada biraz daha kendine yaklaşır. Kimin yanında sessizleştiğini, kimin yanında nefes aldığını fark eder. Kim için kendinden eksildiğini, kimle çoğaldığını anlar.

Belki yeni yıldan beklememiz gereken tek şey budur: Kendimize biraz daha yaklaşmak. Başkalarının hikâyelerini yaşamak yerine, kendi hikâyemizi yazmaya cesaret etmek. Herkesin yolunun düz, herkesin kalbinin hafif olduğunu sandığımız o yalanlı karşılaştırmaları bırakmak.

Çünkü kimsenin hayatı vitrindeki kadar parlak değildir. Herkesin kapalı kapılar ardında taşıdığı bir ağırlık vardır. Yeni yıl, mucize değil. Ama bir ihtimal. Ve bazen insanı hayatta tutan tek şey de zaten o küçücük ihtimaldir.

This website uses cookies.

This website uses cookies.

Exit mobile version