ABDURRAHMAN’IN AĞIDI-1
Abdurrahman daha yirmi yaşındadır. Hayatının baharında, muradına ermemiş, bir genç… Askere gider her Türk evladı gibi. o zamanlar ülke fakir ve yoksul, kıtlık da vardır, askerlik zordur. Abdurrahman ince hastalığa tutulur askerde. Şimdiki gibi doktor yok yeterince. Döner askerden dönmesine de dertli döner. Kurtulamaz bu ince hastalıktan ve ölür sonunda. Yürekler dayanır mı ki, bu acıya? Nice ağıtlar yakılır, ağlanır, kara bağlanır, öksüz kuzular kalır arkada babasız. İşte bu ağıtlardan biridir bu: Kapımızın önü yazı Yayılır garabak guzu Avradıyın adı batsın Fındıklı Goyak’ın gızı Gapımızın önü bayır Yağmur yağar kayır kayır Eğer bize gızdın ise Ehmet emmim gile buyur Zekiye görük düşünü On sekiz derler yaşını Odaya gaymakam indi Sallan eşimin başını Alıyor koca babası Yandı Kitiz’in ovası Al gelinim vursun diye Getirmiş Acem gınası
