XIII. Yüzyılda Maraş bölgesinde ortaya çıkan önemli olaylardan biri de
Ağaçeri Türkmenlerinin isyanıdır.
Maraş ve etrafında yaşayan Türkmenlerin önemli kısmını
Ağaçeriler oluşturmaktaydı. Arap, İran ve Hıristiyan kaynaklarında Ağaçerilerin Türkmen asıllı oldukları açıkça belirtilir.
[1] Ağaçeri Türkmenlerinin
Anadolu’ya ne zaman ve nasıl geldikleri şu ana kadar tam olarak açıklanamamıştır. Onların Anadolu’ya Selçuklu Türklerinden önce gelmesi kuvvetle muhtemeldir. Eskiçağda bilhassa da Hunlar zamanında Yunan kaynaklarında Agathir ve Agatzir şeklinde geçen topluluğun Ağaçeriler olduğu ileri sürülmektedir. Selçuklu dönemi öncesi
Anadolu’da onların varlığı görülmektedir.
İdil boyunda oturan ve Hunlar tarafından yönetilen Akatzir topluluğunun orman kavmi olarak tanındığı ve Attila’nın oğlunun onları idare ettiği belirtilmektedir.
[2] Milattan sonra VI. Yüzyılda
Tabaristan ve
Cürcan mıntıkalarında
Ağaçeri, Çöl (Arapça: sul) ve Yazar Türklerinin yaşadıkları görülmektedir. Bu Türk topluluklarının buralara hangi tarihte geldikleri belli değildir. Ancak söz konusu yüzyılda bunların bir kısmı Sasani Kisrası Anûşirevân tarafından
Azerbaycan mıntıkasına göçürülmüştür.
[3] Ağaçeri Türkleri Azerbaycan’dan
Anadolu ya Selçuklu Türklerinin fetih hareketlerinden önce gelmiş olmalıdırlar.
M.H. Yinanç’ın belirttiğine göre
Reşididdin Cami’üt- Tevarih adlı eserinde Ağaçerileri Oğuz Han’a tabi olan Türkmen guruplarından olduğunu ileri sürmektedir.
[4] İbni Bibi’ye göre; Ağaçerilerin menşei
Maraş ova ve ormanlarından olup buralardan başlayarak
Anadolu,
Suriye ve
Çukurova’ya kadar yayılmışlar bu bölgelerde yol kesme, adam öldürme ve kervan soyma gibi olaylara karışmışlardır.
[5] Faruk Sümer, bunların
Elbistan–
Maraş arasındaki dağlık ve ormanlık bölgede yaşadıklarını ve Babai isyanına katılan Türkmenlerin kalıntıları olduklarını belirtir. Bugün de
Anadolu’nun muhtelif bölgelerinde yaşayan “Tahtacı Türkmenleri”nin Ağaçerilerin kalıntıları olduğu ileri sürülmektedir.
[6] Claude Cahen ise ormanlarla kaplı
Toroslar’da Ağaçerilerin ormancılıkla uğraştıklarını söylemektedir. Bu yazar kaynak göstermeden Ağaçerilerin Oğuzlarla pek bağlantılarının bulunmadığını hatta onların tamamının da Türk olmadığını belirterek, Moğol istilası öncesi
Antakya ve
Halep’in kuzeyinde görülen
Suriye Türkmenleri arasındaki gruplarla aynı topluluk olduğunu da kaydetmektedir.
Claude Cahen ismini vermediği
Suriyeli muasır bir kaynağa göre de Ağaçerilerin şehir ve kalelerde yaşamadıklarını ve hayvancılıkla uğraşan bir ilkel topluluk olduğunu da belirtmektedir.
[7] Ancak
Cahen’nin Ağaçerilerin Türk ya da Türkmen olmadığına dair fikri sadece kendisine aittir ve bu görüşü destekleyen başka araştırmacı bulunmamaktadır.
Ağaçeri Türkmenleri Sultan
Rükneddin Süleymanşah’ın 1202’de
Gürcistan seferine iştirak etmişlerdi.
Elbistan Meliki olarak bulunan sultanın kardeşi
Mugiseddin Tuğrulşah Ağaçeri askerleri ile birlikte bu sefere katılmışlardır.
[8] 1241 yılında
Muzaffereddin’in ölümü üzerine
Maraş Emirliği’ne
Nusretüddin Hasan Bey’in diğer oğlu
İmadeddin atanmıştır.
[9] İmadeddin ’in
Maraş hâkimliği 1258 yılına kadar devam etmiştir. 1243 yılında
Anadolu Selçuklu Sultanı
II.Gıyaseddin Keyhüsrev’in komuta ettiği Selçuklu ordusu,
Anadolu’yu istilaya kalkan
Baycu Noyan’ın yönetimindeki Moğol ordusu ile
Kösedağ’da karşılaştı. Selçukluların yenilgisi ile sonuçlanan bu savaştan sonra
Anadolu’nun Moğol tahakkümüne girmesi, asayişin bozulması, arkasından Ağaçerilerin isyanları ve Ermenilerin
Maraş’a saldırıları vali
İmadeddin’i zor durumda bırakmıştı. 1254 yılından itibaren
Ağaçeri Türkmenleri, yaşadıkları bölgeden geçen iki önemli kervan yollarını vurmaya başladılar. Bu yollardan biri
Suriye ile ticaretin yapıldığı
Kayseri–
Elbistan–
Maraş–
Halep yolu idi. Burada milletlerarası ticaretin yapıldığı ve 40 gün süren
Yabanlu Pazarı bulunmaktaydı. Bu yolun diğer bir alternatifi de
Kayseri–
Göksun–
Maraş ve
Halep yolu idi. İkinci yol ise Suriye,
el–
Cezire ve
Iraklı tüccarların gelerek
Sivas’a ulaştıkları,
Sivas–
Malatya yolu idi. Bu yol
Sivas’tan Kayseri’ye uzanmaktaydı.
[10] 1243
Kösedağ savaşı sonrası Selçuklu ordusunun ağır bir yenilgiye uğraması üzerine Sultan
II.Gıyaseddin Keyhüsrev,
Tokat tarafına doğru çekilirken beylerbeyi rütbesiyle
Mübarezeddin Çavlı’yı Elbistan ve
Malatya’nın muhafazasına gönderdi. Bu bölgelerin valiliğini yaptığı sürece
Mübarezeddin Çavlı asayişi ve güvenliği sağlamıştır.
[11] Kösedağ savaşı sonrası
Malatya ve
Elbistan tarafında toplanan Türkmenlerin üzerine saldıran Moğollar onları kılıçtan geçirmişlerdir.
[12] II.Gıyaseddin Keyhüsrev’in ölümünden sonra yerine geçen oğlu
Sultan II. İzzeddin Keykavus, Ağaçerilerin isyanını bastırmak üzere harekete geçti. Zaten
Maraş valisi
İmadeddin de devamlı başkent
Konya’ya başvurarak yardım istiyordu. Bu amaçla sultan
Kayseri’den Konya’ya gelen vezir
Kadı İzzeddin, Beylerbeyi
ŞemsedinYavtaş,
Emir-i Dad Fahreddin Ali[13] ve diğer Selçuklu beyleri ile birlikte Ağaçerilerin üzerine ordusunu sevk etmek üzere
Konya Ovası’nda hazırlıklara başladı.
Elbistan’a sevk edilen Selçuklu ordusu Ağaçerilerin üzerine yürüdü. Ancak bu sırada
İran Moğollarının lideri
Baycu Noyan’ın Konya’ya doğru yola çıktığı ve
Erzincan’a ulaştığı haberi duyuldu. Bunun üzerine sultan,
Elbistan’daki Ağaçeriler üzerine yürüyen orduyu geri çağırmak zorunda kaldı ve Moğol saldırısını durdurma yollarını aramaya başladı. Ancak Selçuklular bu istilayı önleyemeyerek bir kez daha Moğollara mağlup oldular.
Boycu Noyan’ın bu istilası,
Anadolu Selçuklularını iyice yıprattığı gibi ülkede asayişi de bozdu. Serbest kalan Ağaçeriler soygun ve saldırılarını artırdılar.
[14] - İzzeddin Keykavus’un saltanatına karşı çıkan kardeşleri IV. Kılıç Arslan ve II. Alâeddin Keykubad da ağabeyleri ile birlikte Vezir Celâleddin Karatay tarafından Selçuklu tahtına çıkarıldılar. Böylece Selçuklu tahtında müşterek saltanat dönemi başladı. Ancak iktidar Vezir Celâleddin Karatay’da olup ülkeyi o idare etmekteydi. Celâleddin Karatay’ın ölümünden sonra Selçuklu ülkesi bir yandan Moğolların baskısından diğer yandan da kardeşler arasındaki mücadeleden büyük zarar görmüştü. 1254’te II. Alâeddin Keykubad’ın ölümü ile II. İzzeddin Keykavus ve IV. Kılıç Arslan arasındaki mücadele kızışmıştı. 1254’te IV. Kılıç Arslan Kayseri’de sultanlığını ilan etti. Birçok Selçuklu valisionun etrafında toplandı. Bunlardan biri de Elbistan valisi Felekeddin Halil’di. O da Elbistan’dan Kayseri’ye hareket ederek IV. Kılıç Arslan’a tabi oldu. Böylece fiilen ikiye ayrılan Selçuklu devletinin doğusunda kalan Maraş ve Elbistan IV. Kılıç Arslan’a bırakılmış oldu. IV. Kılıç Arslan ile ağabeyi arasındaki mücadelede Elbistan Valisi Felekeddin Halil de taraf olmuştur. Bu valiyle birlikte Kayseri ve Develi valileri de IV. Kılıç Arslan’ı tutarak ülkenin doğusunun ona verilmesini istemişlerdir. İki taraf arasında yapılan savaşta IV. Kılıç Arslan mağlup edilip II. İzzeddin Keykavus’un eline geçip hapsedilse de daha sonra geri bırakılmış ve Moğolların da yardımı ile Anadolu doğu ve batı olarak ikiye bölünüp iki kardeş arasında taksim edilmiştir.[15]
1256’da
Konya’ya kadar ulaşan büyük tahribat ve yağma yapan
Baycu Noyan,
Hülagu’nün Bağdat seferi için hızla geri döndü. 1257’de
Elbistan’a gelen
Baycu şehri işgal etti. Bu arada
II. İzzeddin Keykavus tekrar
Konya’ya dönmüş ve tahtına oturmuştu.
Malatya’ya ise
Ali Bahadır’ı göndererek burayı tekrar kendisine bağlamıştı.
Baycu Noyan ise
Elbistan’dan Malatya’ya geçerek burayı yeniden işgal etti.
Ali Bahadır ise Moğolların önünde tutunamayarak
Kâhta tarafına kaçtı.
Baycu Noyan ise
Malatya’ya IV. Kılıç Arslan’ın adamlarından
Fahreddin Ayaz’ı vali tayin ederek
Irak tarafına gitmişti.
[16] Sultan
II. İzzeddin Keykavusise bir süre sonra Moğolların
Anadolu’ya yeniden gelmesi üzerine onların önünden kaçarak Bizans’a sığınmıştı. Bunun üzerine Moğollar
Anadolu tahtını Sultanın kardeşi
IV. Kılış Arslan’a verdiler. Ancak
Baycu Noyan’ın Hülagu tarafından
Bağdat üzerine yapılan sefere çağırılması üzerine
Anadolu’ya tekrar dönen
II. İzzeddin Keykavus tahtını tekrar elde etti.
[17] Sultan tahtına döndükten sonra Ağaçerilerin üzerine yürümeye karar verdi. Bu arada
Maraş Emiri’nin yeniden yardım talepleri de
Konya’ya gelmişti. Düzensiz şekilde hareket eden Ağaçeri Türkmenleri
Maraş,
Malatya,
Adıyaman ve
Elbistan çevrelerinde yağma ve çapulculuk yapıyorlardı. Ağaçeriler bu saldırılarında
Hısn-ı Mansur’un bir köyünden 45000 koyun ve 7000 sığır çalmışlardı. Bunun üzerine II. İzzeddin Keykavus en önemli komutanlarından
Ali Bahadır’ı Ağaçerilerin üzerine gönderdi. Ağaçeriler
Malatya şehrini devamlı tehdit altında tutmaktaydılar. Bir yandan
Ali Bahadır’ın kuvvetleri, diğer yandan da
Maraş Emiri
İmadeddin’in askerleri Ağaçerileri yurtlarında kıstırarak ağır bir yenilgiye uğrattıkları gibi, liderleri
Cuti Bey’i de yakalayarak
Malatya’daki Minşar Kalesi’ne hapsettiler. Bu olayla
Anadolu’da asayiş yeniden sağlandı ve ticaret yolları tekrar denetim altına alındı.
[18] Sultan
II. İzzeddin Keykavus ve kardeşi
IV. Kılıç Arslan arasındaki taht mücadelesinde
Kılıç Arslan tarafını tutan
Baycu Noyan, 1258’de
Bağdat seferine katılıncaya kadar
Anadolu’da kalarak, onun saltanatını sağlamlaştırmaya çalıştı.
Baycu Noyan bu amaçla
Orta Anadolu’da Kayseri,
Sivas,
Tokat,
Amasya,
Maraş ve
Malatya mıntıkalarında dolaşarak
Kılıç Arslan’ın hâkimiyetini tanımayanlarla mücadele etti.
Baycu, yanında
Engürek Noyan da olduğu halde
Elbistan yöresine saldırarak 7.000 kişiyi katletti. Kadın ve kızların birçoğu da esir edilerek
Malatya tarafına doğru götürüldü.
[19] Kaynaklarda saldırılan topluluk hakkında bilgi verilmemesine rağmen bunların yörede isyan halinde bulunan Ağaçeri Türkmenleri olduğu muhakkaktır.
[20] Moğolların Ağaçeriler üzerine yaptıkları bu sefer birinci saldırı idi. Bu arada
Kilikya Ermenileri de
Maraş’a saldırmaya başladılar.
Maraş Emiri,
İmadeddin, Sultana başvurarak yardım talebinde bulundu. Ancak valinin feryatlarına yetişen olmamıştı.
İmadeddin Kilikya Ermenilerinin saldırılarına tek başına karşı koyamayacağından, bölgenin onların eline geçmesini önlemek için
Suriye Eyyubi Meliki
Nasır Selahaddin Yusuf’a başvurarak hâkimiyeti altında bulunan bütün şehirleri kendisine teslim edeceğini bildirdi. Ancak Eyyubi meliki başka olaylarla uğraştığından bu teklifi kabul etmedi. Bunun üzerine
Maraş valisi
İmadeddin bölgeyi terk ederek
Anadolu içlerine çekildi.
Maraş’a saldıran Ermeniler 1258 yılında şehri ele geçirdiler. Ermeniler
Maraş’tan başka
Merzuban,
Raban,
Behisni ve
Derbsak gibi şehirleri de Moğolların yardımıyla ele geçirdiler.
[21] Maraş–
Elbistan arasındaki dağlık bölgede bulunan Ağaçeriler ise 1261-62 yıllarında Moğolların ikinci kez saldırısına uğradılar. Bu saldırının sebebi diğer Türkmenler gibi Ağaçerilerin de Moğollara karşı
II. İzzeddin Keykavus tarafını tutup, onlara karşı direnmeleri idi.
Hülagu tarafından gönderilen 20.000 kişilik kuvvet Ağaçerileri ağır bir yenilgiye uğrattı. Onlardan birçoğu öldürüldü veya esir alındı. Bu mağlubiyetten sonra Ağaçerilerin bir kısmı
Suriye’ye doğru göç etmek zorunda kaldılar. Ancak bu yenilgi ve yılgınlıklara rağmen sonraki dönemlerde onların varlıklarını devam ettirdiklerini görmekteyiz. XIV. Yüzyılın ikinci yarısında Ağaçerilerin
Sis ve
Sivas’ta karışıklıklar çıkardıkları görülmektedir. Daha sonraları ise Ağaçerilerin bölgede bulunan Dulkadir Türkmenleri tarafından etkisiz hale getirilmiş oldukları düşünülebilir.
[22] Maraş’ta kalanları da daha sonra kurulan Dulkadirli Beyliği’ne katıldılar. Bunların bir kısmının ise Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen devletlerinin hizmetine girerek
İran’a doğru çekildiklerini görmekteyiz. Ağaçeri Türkmenlerinin 1350’lerden sonra Doğuya doğru çekilen topluluğunun başında
Hasan Bey bulunuyordu.
Hasan Bey’in annesi Karakoyunlu
Kara Mehmet’in kız kardeşi
Tatar Hatun idi.
[23] - yüzyılda Karakoyunlularla İran’a göçen Ağaçeri Türkmenlerinin bazılarının isimleri kaynaklarda sık olarak geçmektedir. Karakoyunlu İskender Mirza’nın emirleri arasında Ağaçeri beylerinden Hüseyin ve Sulan beylerin adları geçmektedir.[24] Yine İskender Mirza’nın adamlarından Ağaçeri Ali Bey’in adı da geçiyor. Ali Bey Akkoyunlular’a karşı Karakoyunlular’ın yanında savaşlara katılmış, Karakoyunluların yenilmesi ile esir düşmüş ve Akkoyunlular tarafından serbest bırakılmıştır. Ali Bey bir süre sonra da Uzun Hasan’ın hizmetine girmiştir. Bu Ağaçeri beylerinden başka Cihanşah Mirza ile oğlu Hasan Ali’nin emirlerinden Ağaçeri Hacı Hasan ve Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel’in emirlerinden Dündar Ağaçeri de bulunmaktaydı.[25]
İran’da hâkimiyeti ele geçiren diğer bir Türk devleti Safeviler’in kaynaklarında Ağaçeri Türkmenleri hakkında bilgi verilmemektedir. Ancak XVIII. yüzyılın ilk yarısına ait Osmanlı
Tebriz tahrir defterinde
Ağaçeri adında bir köye rastlanmaktadır. XIX. yüzyılın ortalarında
İran’ın Fars eyaletinde görülen Ağaçerilerin 1000 çadır kadar oldukları, Çağatay ve Keştil adlı obalarının bulunduğu ve zengin oymaklardan sayıldıkları görülmektedir. XX. yüzyılın başlarında ise Ağaçerilerin
İran’da varlıklarını sürdürdüklerini, 2000 çadırdan ibaret olduklarını,
Kuhigiluye’de yaşadıklarını
Avşar, Beydilli ve Tilki adlı obalarının olduğunu
Faruk Sümer belirtmektedir.
[26] Maraş’ın Ermenilerin işgaline uğramasına rağmen
Elbistan Selçukluların elinde kalmaya devam etti. Selçuklu Devleti yıkılıncaya kadar onların elinde kalan
Elbistan daha sonra Memlûkların eline geçmiş burada Dulkadiroğulları Beyliği kurulmuştur. Bu dönemde
Elbistan’da en önemli olay Moğollarla Memlûklar arasında cereyan eden Huni savaşıdır. Anadolu’yu Moğol istilasından kurtarmak için Selçuklulara yardım amacıyla gelen
Baybars 1277’de
Elbistan yakınlarında
Huni Ovası’nda Moğol ordusunu ağır bir yenilgiye uğratmıştır.
[1] Faruk Sümer, “
Ağaçeriler”,
TDVİA, C.I, s.460.
[2] İbn Bibi, C.II, Tükçe’ye çeviren Mürsel Öztürk’ün dipnotu, s.144.
[3] Ramazan Şeşen,
İslam Coğrafyacılarına Göre Türkler ve Türk Ülkeleri, Türk Kültürü Araştırmaları Enstitüsü Yayını, Ankara 1998, s.3
[4] Yinanç,
Maraş emirleri,7(83), s.94.
[5] İbn Bibi, s.143, 144.
[6] Sümer, “
Ağaçeriler”, s.460, Ali Selçuk,
Tahtacılar, Yeditepe Yayınlar, İstanbul,2004, s.27-33
[7] Claude Cahen
, s.152.154.155.268.
[8] Yinanç,
Maraş Emirleri,7(83), s. 94, 2 nolu dipnot.
[9] Yinanç,
Maraş Emirleri, 7(84), s.94.
[10] Faruk Sümer, Yabanlu
Pazarı, Türk Dünyası Araştırmalar Vakfı Yayını, İstanbul 1985,s.4
[11] Turan, s.436.
[12] Turan, s.443.
[13] Emir-i Dad: Selçuklularda adliye vekili anlamına gelmektedir.
[14] Mustafa Akdağ, C.I, s.374, Sümer,
Ağaçeriler,s 461
[15] İbn Bibî, C. II, s.139; Turan, s.475.
[16] Merçil, s.233.
[17] Osman Turan,
Selçuklular Zamanında Türkiye, s.485, 486.
[18] Abu’l-Farac, C.II, s.563, 564; Yinanç, s.94, Osman Turan, Doğu
Anadolu Türk devletleri Tarihi, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 1993, s.230.
[19] Ebü’l-Ferec, C.II, s.564.
[20] Faruk Sümer, Anadolu’da Moğollar, s.32.
[21] M.H. Yinanç,
Maraş Emirler, 7(84), s.97; Mehlika Aktok Kaşgarlı,
Kilikya Tabii Ermeni Baronluğu Tarihi, Ankara 1990, s.75
[22] Sümer,
Ağaçeriler, s.461.Sümer, Anadolu’da Moğollar, s.46.
[23] Ebu Bekr-i Tihrani,
Kitab-ı Diyarbekiriyye, (Çev. M.Öztürk), Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 2001, s.37.
[24] Ebu Bekr-i Tihrani, s.97.
[25] Ebu Bekr-i Tihrani, s.122, 147, 265, 329.
[26] Sümer
, Ağaçeriler, s.461.