ANDIRIN AĞIDI 1
Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesinin Karadut köyünden olan polis memuru Kâzım TEMİR Diyarbakır’da görev yaparken Andırın’dan ve köyünün güzelliklerinden ayrı kalır ve gözünde tüten Andırın ilçesine aşağıdaki ağıdı yakar: Galaylı kazana tirşik bastıran Yogurdu torbaya goyup astıran Pilavın üstüne horuz kestiren Yufka ile yiyenlerin nic’oldu Güvercin etinden yahni sulusu Çerkez kaçamağı tere yağlısı Nerde galdı gara suyun yalısı Burcu burcu firiklerin nic’oldu Meke unu ile yapılan çörek Yeşil ıspanakla pişerdi börek Haymanın altında bağdaş gurarak Çam bardaktan içenlerin nic’oldu Yumurta mıklası pürenin balı Hayalimde tüter şu Mazgaç beli Haziranda açar Çıgşar’ın gülü Cıvıl cıvıl göçenlerin nic’oldu Banadura ekip yazı bekleyen Bir seklem buğdayı ata yükleyen Hakınaya bir de guzu ekleyen Çaman yapıp yiyenlerin nic’oldu Tüfeğini omzuna dakanlar Efsin yapıp al durnaya sıkanlar Eyrelti meşeden ataş yakanlar Kül kömbesi yiyenlerin nic’oldu Ormanlar kesilir hopur olurdu Bir yandan sel akar kepir olurdu O zaman köylüler hep bir olurdu Oha! Diye çift sürenlerin nic’oldu Gar kakınca Yeşilırmak çıkardı Zopur yağar gabak şaha kakardı Çiçeğinden anam dolma yapardı O nur yüzlü cennetlikler nic’oldu Maraşlı bağcının tuluk bekmezi Çıtımık kahvesi gatık süzmesi Harman savururken zaman tozması Yaba vurup savuranlar nic’oldu Ölenlere ısgat yapılır idi Otuz üç farzı herkes bilirdi Bayramlarda köy meydanı dolardı O coşkulu bayramların nic’oldu Çimenli yerlere çemlik derlerdi Geçi yavrusuna emlik derlerdi Tavuk kümesine pinnik derlerdi Sabah vakti öten horoz nic’oldu Köy hocalarına fakı derlerdi Buğday ezen daşa soku derlerdi Doktura gitmeyip tirşik yerlerdi O sağlam insanların nic’oldu Gıymatlı yelerin adı değişti Artık ağzımızın tadı değişti Şimdiki malların südü değişti O gaymaklı yoğurtların nic’oldu Arpa ekilirdi olurdu gasıl, Dedesini aramayan bu nesil, Çok şeyleri gaybetmişiz velhasıl, Hani Musul, hani Kerkük nic’oldu Sana söylüyorum güzel Andırın Nerde galdı sacın hani tandırın Üç asır ötesi ismin Enderun Hani üç yüz onbeşliler nic’oldu Takvalar’dı köyüm Karadut obam Kesme kütüğünden yanardı sobam Cihangir oğlunun gızıydı ebem Hani Eyi Musa dedem nic’oldu Kargılık’ta Şerif Fakı dururdu Mıktar idi möhörünü vururdu Herkes Andırın’a yayan yörürdü Saplıcan denilen dertler nic’oldu Gısık yolda vardı bin yıllık cevzim Girgil ekmeğiydi ezelden bizim Sülalenin sonuncusu bu Kâzım Anam yurdu Alaybeyler nic’oldu Biri oha çeker öküz durdurur Biri oha çeker saban grdırır Kesme ağacından hebil sardırır Pırnal ağacından gaçık nic’oldu Arabası akabadan geçerdi Mor koyunun gelir suyun içerdi Dedem ellik dakar ekin biçerdi Çilekeş şelekçi ebem nic’oldu Keşiş suyu ilkbaharda bulanır Gençlerimiz gurbet elde dolanır Toprak damlar samanlanır lolanır Süyüklerden sakan buzlar nic’oldu Her ağcından bal yapardı arılar Saybaşına varan yolu yarılar Anamın babasına derler Sarılar Ali dedem Mustafa dayım nic’oldu Nerde kaldı o çocukluk günlerim Kirmenlerde eğrilirdi yünlerim Çöken damımıza bakıp inlerim Bakır ırbık goca çıkrık nic’oldu Tarhanayı severlerdi firikli Kargılık, Murtlu, Karadut, Mirikli Benim bu köyüm evvelden dertli Harman süren dişli gemler nic’oldu Örme üzzük uzun golanlarımız Az galdı bunları bilenlerimiz Eyer, semer ve de palanlarımız Değirmene gien gölük nic’oldu Yol ver dağlar bir geçeyim öbekten Aş yapardı tevriz denen gabaktan Ilgıt ılgıt sömelekli bebekten Belendiğim beyaz toprak nic’oldu Çarık dikilirdi öküzün gönü Tapaç yapılırdı darının unu Yemekli, davullu köyün düğünü Keklik gibi sekenlerin nic’oldu Baraça dökülür Tahta’nın suyu Yeşil Karapınar şu Nürpet köyü Anacığım ağlardı Kazım’ım deyi Başımı okşayan eller nic’oldu Kâzım TEMİR
