Site icon Teketek Haber

DURNA’NIN KIZI KÖR HATİCE’NİN AĞIDI

1950’li yıllar… “Durna’nın kızı Kör Haççe’’ adıyla bilinen Hatice ninemin(babaannem) kocası Çoloğlan’ın Mehmet’in verdiği sıkıntılar yüzünden genç yaşta (45) kahrından ‘’maçça’’ olup öldüğü söylenir. Kocası, her yıl gurbete (Çukurova’ya çalışmaya ) gider, aylarca dönmez, geride kalanları sorup sual etmez, para-pul göndfermezmiş. Karısı ve çocukları aç-susuz perişan ve sefil ortada kalırlarmış. Babaannemin belini büken sadece ‘’bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm’’ değil; çocuklarının baba sevgisine de hasret gitmeleriymiş. Hatice ninemin, bu acı gerçeğe sadece kalbi değil, bedeni de yenik düşer. Öleceğini anlar. Komşuları başına toplanmıştır. Yatağında hasta, kendi ağıdını kendisi yakar. Fakat bir kişiye hasret gitmektedir. Bu kişi ‘’sürmeli oğlum ‘’ dediği büyük oğlu Güzel Ahmet’tir. Çünkü o da askerdir. O an sevindirici bir şey olur. Ölmeden 5-10 önce oğlu Ahmet’ten mektup gelir, okurlar. Sevinir. Yüzüne bir güzellik yayılır. Birkaç dörtlükte ona ağıt söyler ve ruhunu teslim eder. Yaz geldi bahar erişti Lelesümbüle garıştı En sevdiğim Ehmet oğlum Car’ıma mektup ulaştı Hepeler gönlüm hepeler Yağmur yağar kar sepeler Hüseyin’im gaçar amma Osman güççük mal depeler Üceler yanar mazı Engine dökülür közü Amanatı sana attım Kelomar’ın hatçe gızı Bir güççücük yuva yaptım Buldugumu içine attım Yedi tene yolda yolcum Ahacıka hasiret gettim Döndü’ye vabal atarım Her ölüde beni gatsın Osman güççük dayanamaz Anası yok nasıl yatsın Hüseyin’im sefil amma Osman oğlum gezer densiz Ben ölünce öldü demen Saba gelir bizim “soysuz” Bana aşşaa get diyollar Tükenir mi benim sızım Ehmet benim sürmeli oğlum Garşımdan mı gelir bozum Ben deli daalim bacım Ben ağlarım gözel gözel Daha bağlarınız goruk Evvel bana düştü gazel Şaştım gomşularım şaştım Bir onulmaz derde düştüm Canım gurban goca babam Kitli gapımı mı açtın Bana tokdura get diyollar Sanki tokdur can verecek Ben Fenalı’ya enince Bozum garşı mı gelecek Hasta kişinin ölmeden önce kendi ağıdını kendisinin yakması, bizim Orta-Asya dan devraldığımız bir kültür geleneğidir. Aynı zamanda Hatice ninem Arıtaş’ın ağıtçılarından biridir.

This website uses cookies.

This website uses cookies.

Exit mobile version