Site icon Teketek Haber

ELİF’İN AĞIDI

Hasan teyzesinin kızıyla nişanlıdır. Fakat köyün gençleri aynı gece nişanlısını kaçırırlar. Aradan altı ay geçer arada husumet çıkar kızı kaçıranlardan biri bu husumet sonucu yaralanır. Hasan babasıyla birlikte dağa kaçar. Jandarmaya şikâyet ederler. Kuru Kandil denen yaylada jandarma köye giriş yoluna pusu atar. Pusudan haberi olmayan Hasan ve babası teslim ol çağrısına ateşle karşılık verir. Hasan ölür; babası Yusuf bacağından yaralanır. Uzun süren yolculukta kan kaybından ölür. Binboğa dağlarındaki acı, bütün yaylayı kaplar. Hasan’ın anası Elif aşağıdaki ağıdı yakar: Çoban oturma karşımda Aklımı aldın başımda Ben Hasan’a kıyamazdım Oğlum on yedi yaşında Yola yakındır düşeği Kana boyanmış kuşağı Hükümete vurdurmuşlar Ölsün emmisi uşağı Kapımızın önü kavak Dalın kırdım ufak ufak Mezarını ayrı kazın Bunu duyan desin eyvak Yıldırı kır atı yıldırır Mavi çuha kol kaldırı Kim benim yerimde olsa Vurur kendini öldürür Dışarıya çıktı bakın Biri boran biri tipi Tozlu derer büyük seki Konmam çoban gelmeyince Koç boynuzu boğom boğom Davar dölün döktü bugün Hasan’ın soysuz anası Bülbül oldu öttü bugün Bu gece de nasıl gece Ülger teraziden yüce Alnıma yazılmış m’ola Anandan doğduğun gece Kapınızın önü kuyu Kuyudan alırlar suyu Babasıyla bir vurulmuş Uyu ergen oğlum uyu Davalar belden boşandı Gitti yatağa döşendi Tez dönesin baş çobanım Hüseyin’in beli büküldü Ocağa koydum odunu Görmedim dünya tadını Ellerin bebeği olur Vurular oğlum adını Aşağıdan gelir kazlar Kazlar kanadını düzler Deli deli dolanıyom Babasız kalmıyor kızlar

This website uses cookies.

This website uses cookies.

Exit mobile version