Site icon Teketek Haber

GELİNİ TARAFINDAN YÜZE ALINMAYAN KAYNANANIN AĞIDI

Elbistan’ın Eldelek köyünde hali vakti yerinde, çiftçilikle geçinen bir aile vardı. Yaz geçmiş, hasat kaldırılmış, kış bastırmak üzereydi. Bir gün karı koca istişare ederek: “Bu kışı çocukların yanında geçirsek nasıl olur acaba?” dediler ve öyle de karar verdiler. Önce büyük oğlanın yanına varacaklar, orda biraz kaldıktan sonra ortanca oğlanın yanına uğrayacaklar; böylece kışı geçirmiş olacaklardı. Bu şekilde kurgu yaptıktan sonra, çocuklarının ihtiyaçlarını (peynir, yağ, bal, tarhana vs.) hazırladıkları öteberiler ile yola koyulurlar. Önce büyük oğlanın kapısını çalarlar. Kapı açılır. Kapıyı açan gelinleridir. Gelin, içeri buyur etmeden gerisin geriye dönerek içeriye seslenir: “Kapıda annenle baban var!” oğulları anne ve babasının geldiğini duyunca kapıya koşarak içeri buyur eder. Eder etmesine de, evde soğuk bir rüzgâr estiğinin herkes farkındadır. Çünkü gelin kızımız hem sokranmakta, hem de kapıları sertçe açıp kapatarak gönülsüzlüğünü alenen belli etmektedir. Bu durumun misafirlerin gözünden de kaçmaz. Baba işi toparlamak için hanımına dönerek “Haydi hanım, öteki oğlanın yanına gidelim!” der. Hanım da orada ne ile karşılaşacaklarını bilemediğinden: “Herif, biz doğruca köyümüze gidelim! Belli ki buralarda bize yatacak yer yok.” der. Bu arada karısının gönlünü etmeye çalışan oğullarını çağırarak, bir daha görmeyecekmiş gibi sarılırlar ve her ikisi de ağlayarak tekrar yola revan olurlar. Bugün üzerine oğlan, anne ve babasına yaptığı hakaretten dolayı hanımından ayrılır. Anne, ömrünün sonuna kadar hep köyde yaşar; bir yere gitmez ve yalnız yaşadığı evde vefat eder. Bu nur yüzlü hanım, başından geçenleri Güllü GÖZÜKARA’ya anlatarak, ondan içini soğutacak bir şiir ister. Güllü GÖZÜKARA da “Bibi” dediği bu hanımı kırmayarak şu ağıdı yakar. Susuzum suya kanayım Göresim geldi anayım Bunu çok gören kimsenin Ben de aklına yanayım Talan olsa bahçe bağım Bulutlanır gönül bağım Mihrican vursa meyveyi Hasat olur darmadağın Bu hevesle çıktık yola Bir yered vermedik mola Torun evlattan tatlıdır Bunu gelin bilir mi ola Elkızının soğuk yüzü Belli karşılarken bizi Varınca kapıda kaldık Allah inandırsın sizi Gözü görmez yağı balı Ata gövde evlat dalı Öfke geçmez kapılarda Gelin tam bir karaçalı Allah büyük Mevla Kerim Hak divanda olsun yerim Gelin bize yüz vermedi Komşulara ben ne derim Gam yemen mi yoksa yerin Derdim içte ondan derim Yatmadan yola koyulduk Gelin neymiş gelin görün Üç oğlum var bir de kızım Kimseye geçmedi nazım Yalınız yuvada kaldım Size diyom oğlum kızım Oğlum bize üzülüyor Gözünden yaş süzülüyor Anam babam dedikçe de Benim bağrım eziliyor Ekin ekip yetirdiğim Emek verip bitirdiğim Emeğimi yele verdi Gelin diye getirdiğim Duman kaplı gönül dağım Gazel döktü bahçem bağım İçine ateş düşünce Kurudu dalım budağım Güllü’yüm de yanan özdür Gönlü yıkan acı sözdür Yoldan gelen misafire İkram olan gülen yüzdür. Güllü GÖZÜKARA

This website uses cookies.

This website uses cookies.

Exit mobile version