İBRAHİM’E AĞIT
Gülhanım Teyze kaybetmiştir canının yarısını. Altı kuzusuyla kalmıştır bir başına. Nasıl kabul ederdi, ettirirdi hem kendine hem kuzularına bu dayanılmaz acıyı? Gülhanım Teyze, eşinin zamansız ölümünün yaraladığı yüreğiyle şöyle der: Kahvenin kapısı demir Büyük yerden gelmiş emir Gurban olam Mevlâ’m sana Yirmi sene vermiş ömür Bebeğimin adı Bülent Dünyada görmedim murad Gurban olam Döne bacım Kardeşime eyle minnet Koca garı can istiyor Kaldırmaya kol istiyor Nagadar da iyi baksam Çocuklarım baba istiyor Daşlar beni daşlarınan Gözüm doldu yaşlarınan Gözlüyorum eşim seni Sökün gelen kuşlarınan Herikti gönül herikti Eller buraya birikti Ev sahabım küskün gitti Kapıya vurduk kilidi Yağlığını saklayım mı Künde bir yol yoklayım mı Bir evimiz daha yoktur Ocağını bekleyim mi Bende ağlıyom el gibi Gözümün yaşı sel gibi Altı öksüz boynum büktü Soğuk değmiş güller gibi
