KİFAYET’İN AĞIDI-2
Ahmet YARAR’ın, yirmi dört yaşında şeker hastalığından vefat eden yeğeni Kifayet için söylediği ağıt: Yine coştu deli gönlüm Yanıyor içim yanıyor Gel ha fidan boylum, gel ha Ecel başımda dönüyor Ben anama diyemedim Hasta olur ölür diye Günlerdir yolun gözlerim Ben söylerim bitmez sözüm Kara imiş alın yazın Baban yolunu gözlüyor Niye gelmiyorsun kızım Kış geldi gelmiyor yazım Eteş düştü yanar özüm Fidan boylum gelir diye Gel ha fidan boylum, gel ha Anne diye ağlar kuzun Dertli söylerim sözümü Kanlar bürüdü gözümü Gel ha suna boylum, gel ha Emanet ettim kuzumu Aldım da haberi vardım Kahramanmaraş’tır, yurdum Niye bana söylemedin Neydi fidan boylum derdin Kahrolası zalim felek Kırdın kolumu kolumu Genç yaşta aldın kuzumu Büktün belimi belimi Ben bilirim kibar kızım Sen derdini diyemezsin Sana yakışmıyor ölüm Sen kefeni giyemezsin Bir evin bir tane kızı Söndü ocağımız söndü Meğer kıymetin çok imiş Osmaniye sana yandı Allah’tan umut kesilmez Beklerim kızım gelecek Gel ha benim güzel kızım Halan derdinden ölecek Ne kadar ağlasam boştur Artık benim kızım gelmez Çünkü umudu kesildi Babanın hiç yüzü gülmez Kalksan gelsen güzel kızım Kardeşin asker olacak Ailen seni bekliyor Anan derdinden ölecek Çok söylerim bitmez sözüm Kanlı yaşla doldu gözüm Ben sana hiç doyamadım ki Fidan boylu güzel kızım İçim yanar hep yazarım Bilemedi sayıların Gel ha Kifayet’im gel ha Nerde teyzen dayıların Yürü be Osmaniye Gitme artık sana küstüm Bekledim kızım gelmedi Artık ben umudum kestim Yanıyor içim yanıyor Bir ateş düştü özüme Seni bire zalim doktor Niye bakmadın kuzuma Haber aldım düştüm yola Bitmiyor yollar bitmiyor Kahrolasın zalim felek Kuzum aklımdan gitmiyor Kızıma Kadir Mevlâ’m kızma Bulunmaz benzeri eşi Nasıl kıydın zalim felek Daha yirmi dörttü yaşı Yuva kurdun oturmadın Hevesin gözünde kaldı Kıydı sana zalim felek Geri gel de doysun felek Durup durup söylüyorum Söylüyom bitmiyor sözüm Ben sana hiç doymadım ki Geri gel de doysun gözüm
