2.1.Hüsameddin Hasan Bey
Selçuklular zamanında devletin sağ ve sol beylerbeyliği bulunmaktaydı. Bu durum bu beylerbeyliğinin uç beyi olduğunu göstermektedir.
Melikü’l- Ümera Hüsameddin Çoban ve Seyfeddin Kızıl uç beyleriydi. Bunun yanında
Kilikya Ermeni ve
Antakya Haçlılarına karşı başında
Nusretüddin Hasan Bey’in bulunduğu
Maraş uç beyliğinin bulunduğu bilinmektedir. Ayrıca dördüncü bir uç beyi olarak da güney uç beyliği bulunmaktadır.
[1] II. Kılıç Arslan,
Maraş ve yöresinde yaşayan Türkmenleri teşkilatlandırıp bir idari düzen içinde yönetmek, Haçlı ve Ermeni saldırılarına karşı bir savunma noktası oluşturmak ve Eyyûbîlerin bu bölgeye karşı girişecekleri hareketi önlemek için
Maraş Uç Beyliğini kurdu. Bu uç beyliğinin ne zaman kurulduğu belli değildir. Ancak tahmini olarak 1176’da Miryakefalon Savaşı’nın kazanıldığı tarihten sonra olması muhtemeldir.
II. Kılıç Arslan, tahta geçtikten sonra
Kayseri, Sivas ve Malatya Dânişmendli melikleri ile mücadeleye girişmişti. Sultana karşı kardeşi
Şahinşah’ın da katılımıyla
Dânişmendli meliklerinden başta
Sivas emiri
Yağıbasan olmak üzere, Bizans,
Kilikya Ermenileri, Haçlılar, Zengîler ve Artuklular gibi devletlerin katılımıyla arka arkaya ittifaklar kurulmuştu. Bu süreç içinde zaman zaman
Maraş ve Elbistan bölgesi de Selçukluların elinden çıkmıştı. Yine
Maraş’ın güneydoğusunda bulunan yerlere de önce Zengîler daha sonra da Eyyûbîler göz dikmişti.
II. Kılıç Arslan ülkesine karşı girişilen bütün muhalefet ittifaklarını bertaraf ederek 1168–1178 yılları arasında
Kayseri, Zamantı, Sivas, Elbistan ve Maraş şehirlerini tamamen hâkimiyeti altına almayı başarmıştı.
Elbistan’a oğlu
Mugiseddin Tuğrulşah’ı melik olarak görevlendirirken,
Maraş’ı da ümerasından
Emir Hüsameddin Hasan Bey’e verdi.
[2] Görüldüğü gibi Türkiye Selçukluları zamanında
Maraş ve
Elbistan ayrı teşkilatlanıp yönetilmekteydi. Sultan
II. Kılıç Arslan Maraş’ı ümerasından önemli bir melike verirken
Elbistan’a da oğlu
Mugiseddin Tuğrulşah’ı atamıştır.
Claude Cahen, Selçukluların XII. Yüzyılda
Suriyesınırları dolaylarındaki
Maraş Eyaletini geçici ya da sürekli olarak
timar (iktâ) düzeyine çıkardıklarını, budüzeyi on üçüncü yüzyılda da koruduklarını belirtmektedir.
[3] Hüsameddin Hasan Bey’e iktâ edilen
Maraş, onun ölümünden sonra oğullarına intikal edecekti. Bu şahsın
II. Kılıç Arslan’ın emirlerinden biri olduğunun dışında kaynaklar bilgi vermemektedir. Ayrıca onun
Maraş ve çevresindeki idarî, siyasî ve imar faaliyetleri hakkında da bilgi mevcut değildir.
2.2.Melik İbrahim
Hüsameddin Hasan Bey’den sonra yerine geçmesi gereken oğlu
Melik İbrahim’in
[4],
Maraş emirliğine tayin edilip edilmediği bilinmiyor.
Osman Turan,
I. Gıyâseddin Keyhüsrev’in ölümünden sonra oğulları
I.İzzeddin Keykâvus ile
I.Alâeddin Keykubâd arasındaki taht mücadelesinde rol oynayan
Melik İbrahim’in
Hüsameddin Hasan Bey’in oğlu olduğunu belirtmektedir. Buna göre
Hüsameddin Hasan Bey’den sonra oğlu
Melik İbrahim değil de
Maraş Emirliğine onun oğlu
Nusretüddin Hasan b. İbrahim getirilmiştir.
[5] Bu durum iki sebepten kaynaklanmış olabilir. Bunlardan biri
Melik İbrahim, I. İzzeddin Keykâvus’a muhalif olup da kardeşi
I.Alâeddin Keykubâd’ı desteklemiş olmalıdır. Oğlu
Nusretüddin Hasan’ın ise
I. İzzeddin Keykâvus taraftarı olduğu bellidir. Bundan dolayı
Melik İbrahim, sultan tarafından
Maraş Emirliğine getirilmeyip oğlu getirilmiş olabilir. İkincisi ise bu sırada
Maraş’ın Ermeniler tarafından işgali
Melik İbrahim’in babasının iktâını elde etmesine mani olmuş olabilir. Nihayet üçüncü bir ihtimal de herhangi bir sebeple Franklara esir düşmüş olması ihtimaldir.
I.İzzeddin Keykâvus’un 1216’da
Antalya kuşatması sırasında
Melik İbrahim’in de adı geçmektedir.
M.Halil Yinanç, Nusretüddin Hasan Bey’in yaklaşık yarım asır kadar
Maraş emirliğinde bulunduğunu ifade etmektedir.
[6] Bu bilgi doğruysa
Nusretüddin Hasan Bey’in 1185’den sonra
Maraş Emirliğine getirilmiş olması lâzımdır. Ancak onun bu kadar uzun süre
Maraş Emirliğinde bulunmadığını tahmin ediyoruz. Olsa olsa bu yarım asırlık süre dedesinin emirliği ile birlikte olmalıdır. Ondan sonra
Maraş Emiri olan iki oğlunun birincisi 7 yıl, ikincisi ise 17 yıl
Maraş Emirliğinde bulunmuştur.
Maraş Uç Beyliği’nin ilk emiri olan
Hüsameddin Hasan’ın görevinin ne zaman sona erdiği de açıkça belli değildir. 1186’dan sonra da
Maraş birkaç defa Selçukluların elinden çıkmıştır. 1208–9 yılında
I.Gıyâseddin Keyhüsrev’in
Maraş’ı yeniden Ermenilerden aldığı ve buraya
Hüsameddin Hasan Bey’i yeniden emir atadığı ifade edilmektedir. Ancak bu bilginin doğruluğu şüphelidir. Çünkü bu sırada
Hüsameddin Hasan Bey’in hayatta olmadığını ve
Maraş Emirliğine atanan kişinin de torunu
Nusretüddin Hasan Bey olduğunu düşünüyoruz. 1211’de
Nusretüddin Hasan Bey’in
Maraş Emirliğinin başında olduğu görülmektedir. Bu şahsın aynı tarihte
I.Gıyâseddin Keyhüsrev’in ölümü ve iki oğlu arasındaki taht mücadelesinde,
I.İzzeddin Keykâvus’u sultan seçtirecek kadar nüfuz sahibi olduğu bilindiğine göre çok önceden beri
Maraş Emiri olmalıdır.
[1] Göksu, s.223.
[2] M. Halil Yinanç,
Maraş Emirleri, Nr. 6 (83), s.346; Turan, s.311; R.Yinanç,
Dulkadir Beyliği, s.2.
[3] Cahen, s.237.
[4] Melik: Maraş emiri Hüsameddin Hasan’ın oğlu İbrahim ve onun da oğlu Nusretüddin, Melik unvanı ile anıldığına göre bu aile bir hükümdar soyundan gelmiş olmalıdır. Bkz.İbn Bibi, I, s.133. Arapça olan melik hükümdar, Farsça ise şah manasına gelmektedir. Ortaçağ’da hâkimiyet süren Türk kökenli hükümdar sülaleleri tarafından kullanılan melik, Selçuklu, Artuklu ve atabeylikler devletlerinde bir şeref ismi ile de bir arada kullanılan bir hükümdar ünvanıdır. Bkz. M. Plessner, “
Melik”,
İA, C.VII, s.664–665; M. Zeki Pakalın,
Osmanlı Tarih Deyimler ve Terimler Sözlüğü, C.II, M.E. B. Yay., İstanbul 1983, s.473
[5] Turan, s.311.
[6] M. Halil Yinanç,
Maraş Emirleri, Nr. 6 (83), s.346.