Teketek Haber

Maraş Uç Beyleri

Maraş Uç Beyleri
25 Mayıs 2018 - 11:22

2.1.Hüsameddin Hasan Bey

Selçuklular zamanında devletin sağ ve sol beylerbeyliği bulunmaktaydı. Bu durum bu beylerbeyliğinin uç beyi olduğunu göstermektedir. Melikü’l- Ümera Hüsameddin Çoban ve Seyfeddin Kızıl uç beyleriydi. Bunun yanında Kilikya Ermeni ve Antakya Haçlılarına karşı başında Nusretüddin Hasan Bey’in bulunduğu Maraş uç beyliğinin bulunduğu bilinmektedir. Ayrıca dördüncü bir uç beyi olarak da güney uç beyliği bulunmaktadır.[1] II. Kılıç Arslan, Maraş ve yöresinde yaşayan Türkmenleri teşkilatlandırıp bir idari düzen içinde yönetmek, Haçlı ve Ermeni saldırılarına karşı bir savunma noktası oluşturmak ve Eyyûbîlerin bu bölgeye karşı girişecekleri hareketi önlemek için Maraş Uç Beyliğini kurdu. Bu uç beyliğinin ne zaman kurulduğu belli değildir. Ancak tahmini olarak 1176’da Miryakefalon Savaşı’nın kazanıldığı tarihten sonra olması muhtemeldir. II. Kılıç Arslan, tahta geçtikten sonra Kayseri, Sivas ve Malatya Dânişmendli melikleri ile mücadeleye girişmişti. Sultana karşı kardeşi Şahinşahın da katılımıyla Dânişmendli meliklerinden başta Sivas emiri Yağıbasan olmak üzere, Bizans, Kilikya Ermenileri, Haçlılar, Zengîler ve Artuklular gibi devletlerin katılımıyla arka arkaya ittifaklar kurulmuştu. Bu süreç içinde zaman zaman Maraş ve Elbistan bölgesi de Selçukluların elinden çıkmıştı. Yine Maraş’ın güneydoğusunda bulunan yerlere de önce Zengîler daha sonra da Eyyûbîler göz dikmişti. II. Kılıç Arslan ülkesine karşı girişilen bütün muhalefet ittifaklarını bertaraf ederek 1168–1178 yılları arasında Kayseri, Zamantı, Sivas, Elbistan ve Maraş şehirlerini tamamen hâkimiyeti altına almayı başarmıştı. Elbistan’a oğlu Mugiseddin Tuğrulşahı melik olarak görevlendirirken, Maraş’ı da ümerasından Emir Hüsameddin Hasan Bey’e verdi.[2] Görüldüğü gibi Türkiye Selçukluları zamanında Maraş ve Elbistan ayrı teşkilatlanıp yönetilmekteydi. Sultan II. Kılıç Arslan Maraş’ı ümerasından önemli bir melike verirken Elbistan’a da oğlu Mugiseddin Tuğrulşah’ı atamıştır. Claude Cahen, Selçukluların XII. Yüzyılda Suriyesınırları dolaylarındaki Maraş Eyaletini geçici ya da sürekli olarak timar (iktâ) düzeyine çıkardıklarını, budüzeyi on üçüncü yüzyılda da koruduklarını belirtmektedir.[3] Hüsameddin Hasan Bey’e iktâ edilen Maraş, onun ölümünden sonra oğullarına intikal edecekti. Bu şahsın II. Kılıç Arslan’ın emirlerinden biri olduğunun dışında kaynaklar bilgi vermemektedir. Ayrıca onun Maraş ve çevresindeki idarî, siyasî ve imar faaliyetleri hakkında da bilgi mevcut değildir.

2.2.Melik İbrahim

Hüsameddin Hasan Bey’den sonra yerine geçmesi gereken oğlu Melik İbrahimin[4], Maraş emirliğine tayin edilip edilmediği bilinmiyor. Osman Turan, I. Gıyâseddin Keyhüsrevin ölümünden sonra oğulları I.İzzeddin Keykâvus ile I.Alâeddin Keykubâd arasındaki taht mücadelesinde rol oynayan Melik İbrahim’in Hüsameddin Hasan Bey’in oğlu olduğunu belirtmektedir. Buna göre Hüsameddin Hasan Bey’den sonra oğlu Melik İbrahim değil de Maraş Emirliğine onun oğlu Nusretüddin Hasan b. İbrahim getirilmiştir.[5] Bu durum iki sebepten kaynaklanmış olabilir. Bunlardan biri Melik İbrahim, I. İzzeddin Keykâvusa muhalif olup da kardeşi I.Alâeddin Keykubâdı desteklemiş olmalıdır. Oğlu Nusretüddin Hasanın ise I. İzzeddin Keykâvus taraftarı olduğu bellidir. Bundan dolayı Melik İbrahim, sultan tarafından Maraş Emirliğine getirilmeyip oğlu getirilmiş olabilir. İkincisi ise bu sırada Maraş’ın Ermeniler tarafından işgali Melik İbrahim’in babasının iktâını elde etmesine mani olmuş olabilir. Nihayet üçüncü bir ihtimal de herhangi bir sebeple Franklara esir düşmüş olması ihtimaldir. I.İzzeddin Keykâvus’un 1216’da Antalya kuşatması sırasında Melik İbrahim’in de adı geçmektedir.

M.Halil Yinanç, Nusretüddin Hasan Bey’in yaklaşık yarım asır kadar Maraş emirliğinde bulunduğunu ifade etmektedir.[6] Bu bilgi doğruysa Nusretüddin Hasan Bey’in 1185’den sonra Maraş Emirliğine getirilmiş olması lâzımdır. Ancak onun bu kadar uzun süre Maraş Emirliğinde bulunmadığını tahmin ediyoruz. Olsa olsa bu yarım asırlık süre dedesinin emirliği ile birlikte olmalıdır. Ondan sonra Maraş Emiri olan iki oğlunun birincisi 7 yıl, ikincisi ise 17 yıl Maraş Emirliğinde bulunmuştur.

Maraş Uç Beyliği’nin ilk emiri olan Hüsameddin Hasanın görevinin ne zaman sona erdiği de açıkça belli değildir. 1186’dan sonra da Maraş birkaç defa Selçukluların elinden çıkmıştır. 1208–9 yılında I.Gıyâseddin Keyhüsrevin Maraş’ı yeniden Ermenilerden aldığı ve buraya Hüsameddin Hasan Bey’i yeniden emir atadığı ifade edilmektedir. Ancak bu bilginin doğruluğu şüphelidir. Çünkü bu sırada Hüsameddin Hasan Bey’in hayatta olmadığını ve Maraş Emirliğine atanan kişinin de torunu Nusretüddin Hasan Bey olduğunu düşünüyoruz. 1211’de Nusretüddin Hasan Bey’in Maraş Emirliğinin başında olduğu görülmektedir. Bu şahsın aynı tarihte I.Gıyâseddin Keyhüsrev’in ölümü ve iki oğlu arasındaki taht mücadelesinde, I.İzzeddin Keykâvus’u sultan seçtirecek kadar nüfuz sahibi olduğu bilindiğine göre çok önceden beri Maraş Emiri olmalıdır.

[1] Göksu, s.223.

[2] M. Halil Yinanç, Maraş Emirleri, Nr. 6 (83), s.346;  Turan, s.311; R.Yinanç, Dulkadir Beyliği, s.2.

[3] Cahen, s.237.

[4] Melik: Maraş emiri Hüsameddin Hasan’ın oğlu İbrahim ve onun da oğlu Nusretüddin, Melik unvanı ile anıldığına göre bu aile bir hükümdar soyundan gelmiş olmalıdır. Bkz.İbn Bibi, I, s.133. Arapça olan melik hükümdar, Farsça ise şah manasına gelmektedir. Ortaçağ’da hâkimiyet süren Türk kökenli hükümdar sülaleleri tarafından kullanılan melik, Selçuklu, Artuklu ve atabeylikler devletlerinde bir şeref ismi ile de bir arada kullanılan bir hükümdar ünvanıdır. Bkz. M. Plessner, “Melik”, İA, C.VII, s.664–665; M. Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimler ve Terimler Sözlüğü, C.II, M.E. B. Yay., İstanbul 1983, s.473

[5] Turan, s.311.

[6] M. Halil Yinanç, Maraş Emirleri, Nr. 6 (83), s.346.