- Sonuç
Maraş Uç Beyliği’nin Genel Durumu
Maraş Uç Beyliği II. Kılıç Arslan tarafından kurulduktan sonra, bu bölgedeki Türkmenler, Maraş üzerinden Kilikya Ermenileri üzerine seferlerde bulunuyorlardı. Bu dönemde Ermeniler isehayvanlarını otlatan Türkmenlere saldırılarda bulunarak, onların birçoğunu öldürmüş, kadınları ve çocukları da esir alarak, mallarını zapt ediyorlardı (Gökhan, 2013: 56; Gregory Abu’l Farac, 1999: 426).Bu durum üzerine II. Kılıç Arslan, Ermeniler üzerine sefer düzenlemeye karar verdi. Bu seferde destek sağlamak için Sultan, Kahire’ye elçiler gönderdi. Selahuddin Eyyûbî bu teklife sıcak bakarak Maraş’a kadar geldi ve ordusu ile birlikte Ermeni Prensliği’nin üzerine II. Kılıç Arslan ile beraber sefere çıktı. Selçuklular ve Eyyûbîlerden oluşan ordu bu suretle Ermeniler üzerine akınlarda bulundu. Bu akınlar neticesinde Ermeni Prensi II. Rupen, itaat edeceğini bildirdi. Birçok altınla birlikte 500 kadar Türk esiri de serbest bıraktı. Rupen’in bu tutumu, müttefik Selçuklu ve Eyyubî komutanlarınca uygun görüldü. Selahuddin Eyyûbî de seferin tamamlanmasına müteakip ordusuyla ülkesine geri döndü.[1] Selçuklu ve Eyyûbî kuvvetlerinin II. Rupen’i mağlup etmesinden daha sonra, Malatya ve Kayseri civarından ayrılan 1187’de Rüstem bey liderliğindeki 5.000 kadar Türkmen süvarisi ve birçok piyade kuvvet, Maraş üzerinden, Kilikya bölgesindeki Ermenilerin elinde bulunan yerlere akınlarda bulundu. Ancak bölgenin jeolojik olarak elverişli olmamasından ve Ermenilerin de geçitleri elinde bulundurmasından dolayı başta Rüstem Bey olmak üzere birçok Türkmen, bu akınlar sırasında, Leon ve Prens Bohaimond liderliğindeki Ermeni kuvvetlerincemağlup edildi.[2] Kilikya Ermenilerinin Türk topraklarına yönelik saldırıları sonraki tarihlerde de devam etti. Ermeni Prensi II. Leon, Sultan II. Kılıç Arslan’ın vefat etmesinden istifade ederek sultanın oğulları arasında başlayan taht mücadelelerinden istifade etti ve Türklerin elindeki birçok kaleyi ele geçirdi. Bu bağlamda Anadolu’daki 72 müstahkem yer, Ermenilerce işgal edildi. Hatta bu kalelerden bazıları da Bizans’a aitti. Kilikya Ermenilerinin Türk topraklarına yönelik saldırılarının devam etmesi üzerine Rükneddin Süleymanşah, 1199’da Ermeniler üzerine akınlarda bulunarak onları Selçuklulara bağladı.[3] Selçuklu Devleti’nin Elbistan meliki Mugiseddin Tuğrulşah, 1196’da tahta çıkan II. Rükneddin Süleymanşah’a tabi oldu ve bu suretle melikliğini devam ettirdi. Sultan, 1200’de Elbistan üzerinden Malatya’ya ulaşarak, kardeşi Kayserşah’ın elinden şehri aldı. 1202 tarihinde Erzurum seferine çıkan II. Rükneddin Süleymanşah’a, Elbistan meliki Mugiseddin Tuğrulşah oldukça büyük desteklerde bulundu. Zira Tuğrulşah, hem bu sefere katılmış, hem de Elbistan’dan çok sayıda asker ve teçhizat hazırlayarak ağabeyine yardım amacıyla Erzurum’a gitmişti. II. Rükneddin Süleymanşah, Saltuklular beyliğine son vererek o sırada Elbistan meliki olan kardeşi Mugiseddin Tuğrulşah’ı oraya görevlendirmişti. Böylece uzun süre Elbistan melikliği yapan Tuğrulşah, bundan sonra doğu sınırlarını, Hıristiyan Gürcülere karşı muhafaza ile görevlendirilmişti.[4]
