- yüzyılın ortalarında, Romalılar ile Sasaniler arasında Doğu Anadolu’yu ele geçirme mücadelesi vardı. Ermeniler de bu çekişmede iki güçten birinin yanında yer alarak bölgedeki varlıklarını sürdürmeye çalışmaktaydı. Dönemin kaynaklarına bakılırsa Roma tarafında kalan Ermeniler, İranlılara karşı mücadelede Hunlardan destek istemiştir. II. Yazkent devrinde gerçekleşen Ermeni-Sasani çatışmalarında İranlılara karşı tek başına direnemeyen Ermeniler mücadele edebilmek için Hunlar ile işbirliği yapma kararı almışlardır. Hunlar da bu talebe olumlu cevap verince iki taraf arasında ittifak yapılmıştır. Bu dönemin Ermeni kaynaklarında Türkler ile ilgili tasvirler oldukça yalın bir dille kaleme alınmıştır. Selçuklular devrinin başlangıcında ortaya çıkan nefret ve abartı dolu tasvirlere bu dönemde rastlanmaz. Hunların güçlü bir orduya sahip olduğu gibi Türklerin askerî özelliklerinden bahseden Ermeni tarihçileri dinî ya da mitolojik betimlemelerle onları tanımlamaya çabalamazlar. Böylece Hunlardan itibaren batıya göç eden Türkler, sınır komşusu, müttefik, güçlü gibi çeşitli sıfatlarla Ermeni kaynaklarında yer bulur.[2]
SELÇUKLU-BİZANS İLİŞKİLERİNDE ERMENİLER
Türk-Ermeni ilişkilerinin tarihi seyrini V. yüzyılın ortalarından itibaren takip etmek mümkündür. Esasında Ermeni kaynaklarında Türkler ile ilgili bilgiler çok daha eskiye gider. Ermeniler MÖ II. yüzyılda Doğu Anadolu Bölgesi’nde hâkimiyet kurmaya çalıştıklarında Kars civarında Ruslar ile karşılaşmıştı. Ermeni tarihçisi Khorenli Mases’in kayıtlarına bakılırsa MÖ 149-127 arasında Bulgarların Varand boyu Kars ile Pasin arasında bulunmaktaydı. Bu dönemde Bulgarların bölgeye nasıl yerleştiği karanlık kalsa da Ermeni kaynakları vasıtası ile Malazgirt Savaşı’ndan çok uzun süre önce Türklerin Doğu Anadolu’da bulunduğu öğrenilir. Ancak aynı kaynakta bu Türk topluluğu ile Ermenilerin münasebetlerine dair bir bilgi bulunmadığı için herhangi bir değerlendirme yapmak mümkün olmaz. O sebeple açık bilgilerin yer aldığı V. yüzyıldan itibaren Türk-Ermeni ilişkilerini başlatmak daha makuldür.[1]
