Üç Büyük Şehir, Büyük Ekonomi ve Görünmeyen Halk Sağlığı Riskleri
Haber: Cansu Durkun
Türkiye güzellik ve kozmetik sektörü, 2024–2025 verileriyle yalnızca estetik algıyı değil; milyar dolarlık ekonomik hacmi, sağlık turizmini ve halk sağlığını doğrudan etkileyen stratejik bir alan haline geldi. İstanbul, Ankara ve İzmir ekseninde yapılan kapsamlı inceleme, sektörün büyük potansiyelinin yanında ciddi yapısal sorunlar ve sağlık riskleri barındırdığını ortaya koyuyor.
mostbet85 Milyar TL’lik Dev Pazar
Güncel verilere göre Türkiye kozmetik ve güzellik sektörünün toplam pazar büyüklüğü yaklaşık 3,7 milyar dolar, Türk Lirası bazında ise 85 milyar TL seviyesine ulaştı. Yıllık ortalama yüzde 8–10 arasında büyüyen sektör, ihracatta da iddialı. Mevcut 1,6–1,7 milyar dolarlık ihracat hacminin 2025 itibarıyla 3,2–3,3 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor.
Sektör ihracatında Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri öne çıkarken, “Türk güzellik anlayışı” küresel pazarda giderek daha fazla talep görüyor.
En Çok Saç Bakımı, En Az Doğal Ürün
Tüketim alışkanlıkları incelendiğinde pazarın en büyük payını saç bakım ürünleri oluşturuyor. Şampuanlar tek başına bu kategorinin yaklaşık yüzde 59’unu kapsıyor. Buna karşın “doğal ve organik” ürünlerin toplam payı hâlâ yüzde 5 civarında. Ancak bilinçli tüketici sayısındaki artış, içerik okuma alışkanlığını da beraberinde getiriyor.
İstanbul: Sağlık Turizminin Lokomotifi
İstanbul, güzellik ve estetik alanında küresel bir merkez konumunda. 2024 yılında Türkiye’yi ziyaret eden 1,5 milyon sağlık turistinden elde edilen gelir 3 milyar doları buldu. JCI akreditasyonuna sahip 42 sağlık kuruluşu ile İstanbul, dünya sıralamasında üst basamaklarda yer alıyor.
Ancak bu hızlı büyüme beraberinde denetim ve yetki sorunlarını da getiriyor. Sektör temsilcileri, mevzuattaki belirsizlikler ve “mesul müdür” uygulamalarının esnafı zorladığına dikkat çekiyor.
Ankara: Eğitimin ve Standardın Merkezi
Başkent Ankara, sektörün daha disiplinli ve akademik yüzünü temsil ediyor. Çankaya ve Tunalı Hilmi hattında yoğunlaşan güzellik merkezlerinde tüketiciler, hızlı işlemlerden çok güven, hijyen ve sürdürülebilir sonuçlara odaklanıyor.
Ankara aynı zamanda nitelikli personel açığının kapatılmaya çalışıldığı bir eğitim üssü konumunda. Sektörde sıkça dile getirilen “talep var, usta yok” sorununa çözüm üretmeye çalışan eğitim kurumları, etik ve bilimsel temelli uzman yetiştirmeyi hedefliyor.
İzmir: Yaşam Tarzı ve Fiyat Rekabeti
İzmir’de güzellik sektörü daha çok bir yaşam tarzı olarak algılanıyor. Lazer epilasyon ve cilt bakımı gibi düzenli hizmetlerde yoğun fiyat rekabeti dikkat çekiyor. İşletmeler, yüksek kâr marjı yerine sürüm odaklı bir ekonomi modeliyle ayakta kalmaya çalışıyor.
Görünmeyen Tehlike: Kimyasallar ve Sağlık Riskleri
Uzmanlar, özellikle kalıcı oje ve protez tırnak uygulamalarında kullanılan UV lambaları ve akrilat bazlı kimyasalların uzun vadeli sağlık risklerine dikkat çekiyor. Yoğun UVA ışığına maruz kalmanın erken yaşlanma ve DNA hasarı riskini artırdığı, bazı kimyasalların ise ilerleyen yıllarda diş, ortopedik protez ve tıbbi implant tedavilerini bile zorlaştırabilecek alerjik hassasiyetlere yol açabileceği vurgulanıyor.
Bir diğer önemli risk ise “merdiven altı” işletmeler. Yetkisiz kişilerce yapılan botoks ve dolgu gibi işlemler, enfeksiyon ve kalıcı doku hasarı riskini artırıyor.
İstihdam Krizi: Maaşlar Yüksek, Uzman Az
2024–2025 döneminde donanımlı bir güzellik salonu açmanın maliyeti 900 bin TL ile 1,8 milyon TL arasında değişiyor. Nitelikli bir cilt bakım uzmanının maaşı ise 52.500 TL’den 105.000 TL’ye kadar çıkabiliyor. Buna rağmen sektörde gerçek anlamda eğitimli uzman sayısı sınırlı.
Gelecek Ne Gösteriyor?
Uzmanlara göre sektörün geleceği üç başlıkta şekillenecek:
-
Daha sıkı regülasyon ve denetim
-
Bilimsel, sağlıklı ve sürdürülebilir güzellik anlayışı
-
İhracat ve sağlık turizmi odaklı küresel entegrasyon
Sonuç olarak, Türkiye güzellik ve kozmetik sektörü büyük bir potansiyele sahip. Ancak bu potansiyelin kalıcı başarıya dönüşmesi için sektörün bilim, etik ve eğitim temelli bir yaklaşımla ilerlemesi gerektiği vurgulanıyor.
“Önce sağlık, sonra güzellik” anlayışı, sektörün geleceğini belirleyecek en önemli ilke olarak öne çıkıyor.

