ÜLBİYE’NİN AĞIDI-1
Daha hayatının baharında on yedi – on sekizli yaşlarında genç bir kız olan Ülbiye, nişanlanmıştır ve evlilik hazırlıkları yapmaktadır. Kader bu ya, akşam dışarıya çıktığı bir esnada nereden geldiği belli olmayan bir kör kurşun onu genç yaşta hayattan koparır. Bütün sevenleri yasa boğulur, acı büyüktür ve bu acı üzerine nice ağıtlar yakılır. İşte bu ağıtta bunlardan biridir. Yatırmışlar duvar gibi Kanlar akar pınar gibi Boyu reyna dalı gibi Kendi gonca gülü gibi Yılan gelir aka aka Deliğine baka baka Tüysüz oturmuş ağlıyor Skalına döke döke Hasan bağının güzeli Yatar süzeli süzeli Galak bağlamaya geldik Ülbiye etme bu düzeni Sabahleyin kalktım idi Karlı karlı yüce dağlar Uyan mor beliklim uyan Jandarmalar gelmiş ağlar Soykayı soykaya katak Gidek de pazarda satak Sen bülbül ol ben de turna İkimiz de birden ötek
