- yüzyılda Malatya’ya hâkim olan Türkler, Anadolu’da bazı şehirlerin isimlerini değiştirerek, yeni isimler verdikleri halde birkaç şehir ile birlikte Malatya ismini koruyarak kullanmaya devam etmişlerdir. Şehir için Arapların sıklıkla kullandıkları “Malatiyye” adını benimseyerek uzun yıllar bu şekilde zikretmişlerdir. Türkiye Selçukluları devrinde önemli bir merkez haline gelen şehir aynı adla anılmasının yanında asalet ve üstünlük ifadesi olarak Dâru’r-Rıf’a ünvanını almıştır.[8]
SELÇUKLU HÂKİMİYETİ ESNASINDA MALATYA ERMENİLERİ-SELÇUKLU İLİŞKİLERİ
Fatma İNCE[1] GİRİŞ İnsanların yaşaması için elverişli şartlara sahip olan iskân yerleri, zaman içinde farklı toplumların eline geçerek adlarında az çok meydana gelen değişikliklerle varlıklarını uzun yıllar sürdürebilmişlerdir. Bu iskân yerlerinden olan ve İlk Çağ’dan itibaren birçok medeniyete ev sahipliği yapan Malatya şehri, köklü bir değişikliğe uğramadan son şekline yakın olarak adını günümüze kadar muhafaza etmiştir.[2] Çok eski vesikalarda rastlanılan Malatya adının telaffuz farklılığından dolayı birbirine benzer kelimelerle çeşitli şekillerde okunduğu görülür. İlk defa Kültepe’de ortaya çıkarılan çivi yazılı vesikalarda Asurlu tüccarlar ile Hitit tüccarları arasındaki yazışmalarda rastlanılan Malatya adı burada “Melit-Melita” veya “Melidda” şeklinde geçer. Bazı vesikalarda ise bundan farklı olarak “Malita” kelimesi ile ifade edilir.[3] Hititler devrinde ise şehrin ilk bilinen Hititçe ismi “Maldija/Maldiya” olup, Hititlerde Malita ve Melid, Meliddou isimleri de zikredilir. Bunlardan farklı olarak bazı Hitit kitabelerinde “Maldiia” veya “Maaldia” şeklinde yazıldığı da görülmektedir. Ayrıca şehre Hititçe “Malitaş” da denilmiştir. Bütün bu kelimelerin Hitit dilinde “bal” anlamına gelen, “melit”ten türediği ve Hititler döneminde şehrin adının “bal” anlamında olduğu ileri sürülür. Bu cümleden Malatya balının sonraki dönemlerde olduğu gibi Hititler zamanında da meşhur olduğunu söylemek mümkündür. Bununla birlikte Malatya’nın Hitit kültürü kenti değil, Luwi kültürü kenti olduğu belirtilmektedir. Buna dayanılarak, Hitit dilinde bal anlamına gelen “Melit” kelimesinin Luwi dilindeki “Mallit”e yakın olduğu ve şehrin adını Luwi dilinden aldığı ileri sürülür.[4] Geç Hitit Devri’nde, Hitit Devleti’nin bakiyesi olarak ortaya çıkan şehir devletlerinden birisi de Malatya ve çevresinde kurulan Milid Devleti’dir. Devlet merkezi olarak bu dönemde büyük bir önem kazanan Malatya şehri, Hitit hiyeroglif yazılı kitabelerde bir öküz başı ve ayağı ile ifade edilir. Malatya için o dönemde kutsal öküz ve öküzün fiziki unsurlarının kullanılması, bu şehre verilen önemi göstermektedir. Milid Devleti ile ilişkilerde bulunan Asurlular’ın kayıtlarında Malatya adı “Melidia, Meliddu, Melide, Melid” şeklinde geçmektedir.[5] Urartular devrinde, Urartu Kralı II. Sadur’a ait Kömürhan veya İzolu Kitabesi’nden anlaşıldığı gibi Malatya adı “Melitea” ya da “Meliteari” olarak görülmektedir. Bununla birlikte Halep yakınında bulunan MÖ 800 yılına ait olduğu anlaşılan bir kitabede de son harfi kesin olmamak üzere “M-l-z” şeklinde adlandırılan yer, Malatya’yı işaret etmektedir. MÖ 63-MS 26 yıllarında yaşayan Strabon, coğrafya eserinde Malatya’dan bahsederken, şehrin adını önceki kullanımlarına yakın olarak “Melitena” şeklinde zikreder. Eski Çağ Yunan ve Romalı tarihçiler de daha sık “Melitene” olmak üzere “Melite ve Melitem” adlarını da kullanmaktadırlar.[6] Bizans dönemi kaynaklarına bakıldığında Malatya şehrinin adı, önceki dönemlerdeki şeklinden büyük bir farklılık arz etmeden eski bazı vesikalarda rastlanılan “Melitene” biçimiyle geçer. Bizans ve Arap devletlerinin sınırını teşkil etmesi dolayısıyla bu iki devlet arasında geçen mücadelelerde önemli bir merkez haline gelen Malatya, Bizans’ın son dönemlerinde ve İslam hâkimiyetinin başlarında da “Melitene” ismini muhafaza etmiştir.[7]
