
Nadırlı bir genç askere gider. Hak vaki olur askerde şehit olur. Bunun üzerine kardeşi bu ağıdı söyler:
Kapımızda dut ağacı
Yel vurdukça sallanıyor
Yalancıktan mektup gelmiş
Koca babam aldanıyor
Damımıza dolu yağdı
Lale sümbül boyun eğdi
Dön eyle babam dön eyle
Bebekler arada kaldı
Kardeşin kara şalvarı
Aldüm yalvarı yalvarı
Gurban olum gelin sana
Icık gel beri beri
Çifte kirazın yaprağı
Çekmiş Ankara toprağı
Nasıl kıydın kadir Mevlâ’m
Bir karının bir deyneği
Ankara güneye karşı
Yandı yüreğimin başı
Gurban olum babam oğlu
Gelin etti Eşe gızı
Sular akar savandan
Yeller eser kovandan
Şimdi gelir babam oğlu
Beyaz örtü yelenden
Feleğin keskin kılıcı
Sakının kime vurucu
Gurban olum gelin sana
Ankara’dan gül gelici

