
Ahmet kendi köyünden Emiş’e gönlünü kaptırmıştır. Emiş de Ahmet’i sevmiştir. Ahmet’le Emiş kaçarlar. Lakin Emiş’in yakınları bu işe rıza göstermezler ve onların peşine düşerler. Bir taraftan jandarmanın takibi, diğer taraftan akrabaların takibi sonucu Karacaören köyü civarında sıkıştırılırlar ve çıkan çatışmada iki âşık can verir. Ağıtları şöyle yakılır.
Tarlam kızımın yeri
Varır tarlayı gezerim
Yüz bürgülü, göz zülüflü
Kaşında kaldı nazarım
Gitmedim anam gitmedim
Elin dediğini etmedim
Kamayınan kıvrattılar
Vallahi adım atmadım
Sesi geliyor birezden
Çıkıp gelemez firezden
Ne sen aldın, ne de ben
Elin aldığı murattan
Şaşarım Emiş şaşarım
Durmaz dağları aşarım
Emmilerin ağır alır
Varır dayına düşerim
Duydunuz mu komşular
Ben de vurdum Emiş’i
Babanı bulurum kızım
Ararım Sarıkamış’ı
Kavgadan mı geldin kızım
İki ellerin ala kanlı
Ne saklıyon kız ibisi
Şunun hayırsız fesini
Çağırmaz olaydın anam
Tarlada duydum sesini
Al bunu sana vereyim
Sen bilirsin derdini
Deli Ahmed’im deli gibi
Derelerin seli gibi
Deli Ahmet’im harb ediyor
Hazreti Ali gibi
Beş liralık poşu aldım
Bağları dolanı dolanı
Deli Ahmet’im harp ediyor
Kana beleni beleni
Nice yangınlardan kaçtık
Bozbeli’ni gece aştık
Karacaören’e varınca
Biz de bir plana düştük
Çolak derler gelip geçmez
Her pınarın suyunu içmez
Deli Ahmet’im harb ediyor
Vali ordusundan geçmez
Kuru kavak eğilir mi
Çiğ yumurta soyulur mu
Gâvur musun gâvur köçek
İbrahim’e kıyılır mı
Hacının da çatık kaşı
Ahmet’in de enli döşü
Kelle ortaya gelince
Maşallah çalmış yüzbaşı
Ben sılama gideceğim
Uşaklarımı göreceğim
Soğuk yaylalar başında
Yaralandım öleceğim

