
ALIÇLI KÖYÜNDE ALİ İLE HÜSEYİN’İN AĞIDI
Bu ağıt Büyüktatlara gezmeye giderken çığ altında kalan Ali ve arkadaşı Hüseyin’in çığ altında kalarak ölmeleri sonucunda Ali’nin hanımı Sultan tarafından yazılmıştır. Ali, Büyüktatlar kasabasına bağlı Alıçlı köyünde yaşıyordu. Evli ve iki çocuk babasıydı. Kardeşi Süleyman DOKUYAN ise Büyüktatlar’dan bir kız ile nişanlı idi. Bu zamanlarda Alıçlı köyünden gençler Büyüktatlar’da düğün vs. gibi olaylar olunca sık sık buraya gelip giderlerdi. Yine böyle bir günde 1967 yılı Aralık ayının yirmi beşinci günü akşam saat altı-yedi civarlarında, Ali aynı köyden Hüseyin adlı arkadaşını da yanına alarak Büyüktatlar’a doğru gezmeye çıkarlar. Alıçlı ile Büyüktatlar arasında İğdeli Deresi denen bir dere bulunmaktadır. O zamanlarda Alıçlı ile Büyüktatlar arasında yol yok sadece buradan gelip geçenlerin oluşturduğu küçük bir ayak izi vardır. Ali ile arkadaşı tam bu dereden geçerken konuşma sesleri ve ayak seslerinden yukarıdaki kar kürükleri harekete geçer ve kısa sürede büyük bir çığ oluşur, bütün dereyi doldurur. Bu çığ oradan geçmekte olan bu iki genci altına alarak tam yetmiş beş metre sürükler ve dereye gömer. Hüseyin ve Ali ailelerine Büyüktatlar’a gittiklerini söylemişler ve bu arada Hüseyin’in de nişanlısı Büyüktatlar kasabasındandır. O gün bu iki genç Alıçlı’ya dönmeyince köylüler bunların Büyüktatlar’da olduğunu düşünmüş ve bundan dolayı rahat davranmışlardır. Büyüktatlar’da oturanların ise zaten hiçbir şeyden haberi yoktur. Birkaç gün bu şekilde geçer ve daha sonra dereye çığ düştüğü anlaşılır. Durumdan haberdar olan köylüler çevre köylere de haber salarlar ve Koçovası, Küçüktatlar, Örenli Elmalı ve diğer köylerden gelen kalabalık bir topluluk var gücüyle kardan dolan dereyi kazma kürekle ayıklamaya başlarlar. Bu çalışma tam yedi gün sürer ve altıncı gün Hüseyin’i yedinci gün ise Ali’yi donmuş bir halde bulurlar. Henüz muradına eremeyen bu iki genç ölü olarak bulunması orada bulunan bütün köylüyü, hatta civar köylerden gelenleri derin bir üzüntüye boğar. Bunun üzerine evde yiğidini bekleyen Sultan şu ağıdı yakar:
Alışlı’da çölloların obası
Ali’ye intizar etti ebesi
Hüseyin’e dünür gitti babası
Bunları habere salan ağladı
Ali’nin tabanca bağlı belinde
Gelmem diye izin almış gelin de
Vade tamam olmuş ömür yolunda
İğdeli Pınar’a gelen ağladı
Yarılmış kürtükler ölüm yolunda
Allah böyle derdi verme dostuma
Çığ yörüdü çocukların üstüne
Cesetleri daşa çalan ağladı
Hakk’ın emri ile ganlar yerimiş
Löhü galem gaderinde varımış
On beş dakka dağ ardında sürümüş
Gara kekilleri yolan ağladı
Ali’ye ağlıyor ufacık döller
Hüseyin’in yaşı on yedi deler
Kafa parça parça, gırılmış gollar
Dost değil ki, düşman olan ağladı
Kadir Mevlâ’m nasıl kıydın yiğide
Hikmeti var muhtaç değil öğüde
İkisini sarmış iki söğüde
Çezip tabancasını alan ağladı
Ali çifte guzusuna ıradı
Hüseyin’in olmamıştı muradı
Yedi gün devamlı beş köy aradı
Sekizinci güne bulan ağladı
Tabancan var idi yiğitlik hani
İnsan mağrur olma Allah’ı tanı
Ağzından burnundan akıyor ganı
Ele akan ganı silen ağladı
Yürü gara toprak çürüttün yürü
Sana giden insan gelir mi geri
Dünya gurulalı Adem’den beri
Şu yalan dünyaya gelen ağladı
Yıkayan hocalar halini gördü
Yıkayıp bunları kefene sardı
Beri köyün adamı namaza durdu
Üç yüz kişi ile kalan ağladı

