
Türksevin köyünden Ali, genç yaşta geçim derdine düşer. Kısmetinde gurbet elde çalışmak vardır. Tünel kalıp işinde çalışırken inşaatın sekizinci katından düşerek ölür. Geride genç yaşta dul kalan bir eş, iki öksüz yavru bırakır. Buna dayanamayan arkadaşı Mehmet KAPINAR, aşağıdaki ağıtı yakar:
Duydunuz mu Sevin eli
Başımıza gelen halı
Dokuzuncu kattan düşmüş
Ölmüş tama bizim Ali
Bu mu feleğin oyunu
Bizden de aldı payını
Cenazesi gelir şimdi
Koyun Ali’nin suyunu
Kayseri’dir uzun yazı
Tâ ciğerden vurdun bizi
Emanetin kime oldu
Yetim kaldı çifte kuzu
Gittin ki, gelirim deyi
Muhanet bir zulüm deyi
Giderken nazlı eşine
Sarıldın mı gülüm deyi
Kayseri’nin nazarına
Düşmüşler can pazarına
Ali’m genç yaşında öldü
Bayrak dikin mezarına
Kimse sevinmez ölüye
Bacılar döndü deliye
Benim bile içim yandı
Ağıt yakarım Ali’ye
Böyle mi alın yazısı
İçerden çıkmaz sızısı
Söyle babası kime
Ali’nin çifte kuzusu
İlkbahar da naz ayları
Ayrı geçti yaz ayları
Kara toprak sardı seni
İki binin güz ayları
Yaram derin basma tuzu
Bir kara yas aldı bizi
Toprağa bir yiğit gömdük
Eylül ayın on dokuzu
Baban ağlar Ali’m deyi
Anan ağlar gülüm deyi
Kara haberini duymuş
Yasta kaldı Sevin köyü
Ali’min kefeni aksın
Açın bacıları baksın
Ali’m de gelir elimden
Akpınar ağıdın yaksın

