
Ali SOYDAN geçimini inşaat işlerinden sağlamaktadır. Kendisine yardımcı olabilecek yaşta çocuğu ve kimsesi yoktur. Çalışmak için Kayseri’ye gider. Orada bir inşaatta çalışır. Fakat kader onu eşinden, çocuklarından ve sevdiklerinden genç yaşta ayırır. Bir iş kazası sonucu hayatını kaybeder. Bunun üzerine hanımı Nazlı Soydan şu ağıdı söyler:
Türksevin’dir senin köyün
Kanlı elbisesin soyun
Tabuta sığmıyor boyun
Uyan Ali’m sabah oldu
Dört kardeşin biri Ali
İçlerinde tek bir gülü
Sel gibi akıyor kanı
Uyan Ali’m sabah oldu
Durdukça içime koydu
Hayallerin yalan oldu
Yatma Ali’m evine gel
Adın bebeğe vuruldu
Bülbül oldu benim diller
Açmıyor bahçede güller
Yatma Ali’m evine gel
Berk yanıyor duyan eller
Mezarı aldım karşıma
Dolandım vardım başına
Ali’m sana dert yanıyom
Günde giriyon düşüme
Şirket sana sebep oldu
Azrail canını aldı
Yatma Ali’m evine gel
Kuzuların yetim kaldı
Evimizin yeri bayır
Yağmur yağıyor harıl harıl
Ali’m küsmüş seslenmiyor
Tekrar evimize buyur
Ne oldu eller bize ne oldu
Bahçelerde güller soldu
Olmaz olsun böyle kader
İki yavru yetim kaldı
Karardıç’ta yonca biçtim
Soğuk sularından içtim
Kader böyleymiş Ali’m
Kuzulardan ayrı düştün
Karardıç’ın yazıları
Meleşiyor kuzuları
Yatma Ali’m evine gel
Çok yanıyor bacıları
Söylemesem dilim durmaz
Kalbim taştığını bulmaz
Giden yiğit geri gelmez
Mekânın cennet olsun

