
Çolak Memili’nin delikanlı oğlu Ahmet BOZDOĞAN, bir gün bir zan üzerine müfrezeler tarafından Arıtaş Köyü’nden alınarak Sarız’a götürülür. Karakolda yediği dayak sonucu Arıtaş’a döndükten kısa bir süre sonra ölür. Söylentiye göre iç organları ezilen, Sarız dönüşü sürekli kan kusan, doktora götürülse de çaresi bulunamayan bu genç ölü köyü yasa boğar. Babası Çolak Memili, halası Fatma (Kör Fatma) ve anası Hatice daha delikanlı iken kara toprakla kucaklaşan Ahmet için şu ağıdı yakarlar.
Gapımızın önü tutlar
Tutlar da yaprağı çütler
Uçça ya Memiş Emmisi
Oğlumun yarası patlar
Göllüce’nin yolu iki
Gede gede gavuşuyor
Geri çıkın dayıları
Çift kekliğim savuşuyor
Oğlum yordu dillerimi
Toktur kırdı bellerimi
“Al get ölür” deyince de
Görsen bacım hallarımı
Bozgoyun’un pınarına
Belin vermiş duvarına
Varın söylen Ahmet’ime
Çan dakmasın davarına
Hele anam oğlu hele
Yaz gelince açar lele
Dert yükü olmuş anam oğlu
Hanımı’nan Melek öle
Gapımızın önü erik
Erikler domurcuk verik
Açtı bakın bibileri
Oğlum da gınalı ferik
Dezesinin adı Döne
Küle döndüm yana yana
Bir yaralı düğün gurdum
Hep derilin derneğine
Şimdi burada gerek oldu
Gırata binp eserim
Hiçbir derdim yok diordum
Ölçek ölçek kan gusarım
Kefenini uzun eylen
Düğününü güzün eylen
Bu yıl elim dar geliyor
Bunun göçün yazın eylen
Çıktım ki motur geliyor
Gurban oluyum sesine
Arlanman mı anamoğlu
Reis geliyor yasına
Get oğlum orayı ara
Bozgoyun Ahmet’in yurdu
Kötü Avşarlı sebep olmuş
Çimentodan aldı derdi
Gurban olum hepinize
Bir daş gorum yapınıza
Gelini bize verin de
Köle ollum gapınıza
Ben ellerden arlı mıyım
İçimde ganım gurudu
Yekin anamoğlu yekin
Dağları duman bürüdü
Gıyı köyleri arasam
Bulur muyum bana yoldaş
Sene geçti, yol ıradı
Seni kim unudur gardaş
Şahpaz attın gomşularım
Oğlum toprağına doysun
Benim oğlum çobanıdı
Goyurun davarın saysın
Gün daadi tutun dalına
Hele oğlumun halıma
Gene yolcuymuş garam
Düştü dayısı yoluna
Heç galmadı benim ganım
Daim gamlı gezer gönlüm
Onbeş yaşında dertlendi
Gayrı gurtulur mu oğlum
“Hiçbir derdim yok” diyordun
Çektirince filimini
Kime amanat ettin bozum
Ardındaki gelinini
Birine şerbet içirdim
Birini köye göçürdüm
Bir çift güvercin uçurdum
Döner’mola yuvasına
Tarlalarda biter lele
Senin anan-gızın öle
Ber’de davarseni bekler
Gele çoban gardaş gele
Sarı çiçek, mavi çiçek
Kalk gurban yaylaya göçek
Yaralı olan yangın olur
Yıldırım’dan bir su içek
HALASI FATMA
Almadan gırmızı yüzü
Halaka dönüyor gözü
Hiç ellemen gelinini
Çıkar geder elin gızı
Firak deli gönlüm firak
Göllüce’nın yolu ırak
Gelini bana verseler
Burnazlı’ya durum çırak
Ben de geldim feleğinen
Sırımdaki şeleğinen
İkimizde birden ölek
Yüzü gara meleğinen
Üce dağlar, üce dağlar
Garı erir, suyu çağlar
Bibileri hep toplanmış
Anası da yelgin ağlar
Bir çift ışkın besledim de
Bıdadım eller bıdadım
Yavrularım iyi olursa
Bir çift de tosun adadım

