
Evlat, kardeş, bacı acılarını genç yaşta tadan Ejder Göçer’in, içinde bulunduğu durumu kabullenerek her şeyin Hak’tan geldiğinin şuurunda olmanın getirdiği ferasetle “Allah’tan gelene ne derim!” diyerek mevcut durumu hafif hafif işlediği ağıdını:
Ne derim
Mihrican vurmuş da bağrımı benim
Elleri koynunda yara ne derim
Gam kaplar solumu sağımı benim
Belli ki kaderim kara ne derim
Bağrıma vurulan hançer mi benim
Kesti kuruttular bahçemi benim
Geçmez pul ettiler akçemi benim
Alnımdan dökülen tere ne derim
Şu yalan dünyada gözüm yok benim
Anladım derdime çözüm yok benim
Neden Mihriban’ım, kızım yok benim
Sorarsa yattığı yere ne derim
Bu dünyanın arkası ne önü ne
Kar yağdı başıma yazın gününe
Duyuramaz Göçeroğlu ünü ne
Düşerse yakacak kora ne derim

