
ELLEZ KÖROĞLU’NUN AĞIDI
Karlı bir kış günü, Afşin’e kap kalaylatmaya giden İlyas KÖROĞLU, akşamüzeri yaya olarak yola düşer. Arıtaş’a yakın Evliyataş’ı denilen mevkide çay içinde buz bağlamış sularda geçemez. Karanlıkta şaşırır. Donarak ölür. Ertesi gün cesedi bulunduğunda ceplerinden annesi için aldığı iplik, sabun gibi şeyler çıkar. Henüz “ergen” olan, “güvel gözlü”, yakışıklı bu talihsiz delikanlı için babaanesi Zilfice feryad-ı figan koparır; özünü sözüne katar.
Ellez’imin güvel gözü
Goynundan çıkardık buzu
Biz Ellez’i evericik
Münasıbı kimin gızı
Gaynımın da adı Fazlı
Elezim yanımda nazlı
Biz Ellez’i gışta bulduk
Ceketimin ucu buzlu
Gardeşin sefil guzusu
Vara ben de öleyidim
Gurban ollum ergen oğlum
Bir gızımı vereyidim
Eline tava almış da
Enmiş Yarpız çarşısına
Kör olaçça emmileri
Çıkmamaışlar garşısına
Ayağını çarık sıkmış
Enmiş çaya ıslanmay
Ev kayıtı çeken oğlum
Yetimleri beslemeye
Yarpız’dan da çıkmış yayan
Gelmiş “Evliya daşı”na
“Sen get, ben varıyom” demiş
Ulaşmamış yoldaşına
İneğini ele dıkmış
İneklerim üşür diye
“Deli gızı” yurtta gomuş
Gapı gapı deşir diye
Dağlara gurban oluyum
Dağları görmeye geldim
Ellez’imi buzda buldum
Adını vurmaya geldim
Dün buraya çerçi geldi
Havaslandı aldı nacak
Ev gayıtı çeken oğlum
Tarlaya ektirir göcek
Bağımı üzümü gara
Ben ağlarım dura dura
Kiraz benzini soldurmuş
Zalım boyraz vura vura
Bir güncaaz yel daadi
O yiğidin yeliyimiş
Zemheride yola salmış
Senin anan deliyimiş
Gara gazan guruluyor
Ne hoş ezgi görülüyor
Ösüzüme düğün kurduk
Süğük-baca gırılıyor
(Emmi-dayı deriliyor)
Cebine de iplik goymuş
Varsın anam alsın diye
Bir cebine sabın goymuş
Hoca beni yusun diye
Nasıl gıydın gadir mevlam
Ellez’im yetim beslendi
Davacıyım ulu sular
Üç gün oğlumu ısladı
Ufak ufak göv sekiler
Anan asbabın kokular
Acık ferayom oğlum
Şehit diyor da fakılar
Gurban ollum emmileri
Ellez’im geldi mi bura
Emmilerin sal getirdi
Buzlarını gıra gıra

