
Bu ağıt adıyla bilinen Erol Alp’in gurbete ekmek parası getirmek için gittiği sırada talihsiz bir iş kazası geçirmesi üzerine annesi “Körlerin Yüksel” olarak bilinen Yüksel ALP tarafından oğluna yakılmış bir ağıttır. Erol daha yirmi iki yaşındayken tünel kalıba, babasının yanına çalışmaya gider. Babası Erol’a yükseklik korkusu olduğu için güvenli olur düşüncesiyle vincin hemen altına verir. Bu esnada vinç yukarı katlara kapı taşımaktadır. Kaza olacak ya vincin halatı kopar ve yaklaşık yüz kiloluk demir kapı Erol’un kafasına olanca hızıyla düşüverir. Yanındaki iş arkadaşları burnu kanamadan kurtulurken genç Erol’un kafatası kan revan içinde kalır. Hastaneye kaldırılır ama artık iş işten geçmiştir. Körlerin Erol ata toprağından uzak gurbet ellerde babasının kollarında can vermiştir. Ailesi acısını bağrına basarak müthüş bir insanlık örneği göstererek Erol’un organlarını bağışlarlar. Oğlumuz yaşamadı bari onun organları nice Erol’lara umut ışığı olsun derler.
Annesi oğlunu ne kadar çok sevdiğini şöyle dile getirmiştir
Erol’umun başına
Garip yazı taşına
Yavruları öksüz kaldı
Doyamadı genç yaşına
Yavruların boynu büküldü
Ananın diz bağları söküldü
Öksüz koydun hepimizi
Ateşnen yaktın evimizi
Evimizi gara duman bürüdü
Herkes cenazene yürüdü
Yaradan seni aldı
İçimizde kapanmaz yara galdı

