
Yirmi üç yaşındaki Murtaza, Rize’de öğrenci iken; Karabükte oturan ablalarını ziyarete gider. Arkadaşlarıyla Bartın’a denize girmeye gittiklerinde Karadeniz’in azgın dalgalarına kapılıp boğulur. Bu acı olay üzerine kardeşi Fadime Teyze şu ağıdı söyler:
Şu dağların oylumuna
Kuşlar konar yaylımına
Kardaş hakkım helal olsun
Geldik yolun ayrımına
Mezerini derin eylen
Su serpin de serin eylen
Dünyada mizansız giden
O dünyada düğün eyle
Denize düşüp el eylemiyor
Dağlıca’da can veriyor
Aklımı başımdan aldın
Derdin beni del eyliyor
Yanarım gardaş yanarım
Dünyaya kalmaz kararım
Rize’nin okulunda da
Öğretmeninden sorarım
Sarı kekil bölük bölük
Ciyerim içinde delik
Bunu almam demem gardaş
Yirmi üç yaşında ölük
Yüksek dağlar burcu musun
Gelmez yola yolcu musun
Ölsün gardaş bacın ölsün
Toprakların harcı mısın
Dumanlı dağların başı
Dinmiyor gözümün yaşı
Çok da derdim vardı amma
Gardaş alayının başı
Zormuş gardaşın acısı
Dinmez ciğerin acısı
Gardaşçağazım ölmiyedi
Deli olaydı bacısı
Bartın eli Bartın eli
Kırıldı bacının eli
Duydu ki gardaşı ölmüş
Lal oldu ağzında dili

