
Dulkadiroğlu Sultan Alaüddevle Bozkurt Han’ın veliaht Şehzade oğlu Şahruh Mehmet Han’ın evladından Kayseri Sancak Beyi Dulkadiroğlu Davut Bey’in sülbünden gelen Dulkadir Hanedanının Tımarlı Sipahi Alaybeyi ailesinde yaşanan hüzünlü hatıraya yakılan ağıttır. Dulkadiroğlu Hanedan Reisi Ali Bey 1873 doğumlu olup babadan oğula devam eden Zamantı Alaybeyiliği görevinin temsilcisi olarak Osmanlı Subayıdır. Bu göreviyle Kayseri’den Zamantı Bölgesinin tümüne kumandanlık etmekte Kurtuluş Savaşı içerinde bulunan Osmanlı Devleti’nin dört bir yanındaki cephelerine asker sağlamaktadır. 1910’lardan itibaren başgösteren savaşlar hızlanmış 1914-1915’lere varıldığında bu savaşlar daha da yoğunlaşmaya başlamıştır. Devletin selameti için evlattan, yardan geçen insanların meskûn olduğu Zamantı’da köy köy gezerek asker toplayan Dulkadiroğlu şehzadelerinden Ali Bey’in de dört oğlu bulunmaktadır. En büyükten başlayarak cepheye gidebilecek yaşta olan oğlu Bekir Bey 19, Emin Bey 16, Derviş Bey 12, Fazlı Bey 10 yaşlarındadır. Ali Bey’in hanımı Ehli Beyt soylu Zamantı bölgesinin her türlü sağlık konularında bilgili ve ehil olan hekim hanımlarından Seyyide Şerife Hanım’dır. Ali Bey büyük oğlu olan Bekir Bey’i henüz doğmuş bebeği olmasına rağmen vatan ateş altınca iken cephede olmak lazımdır diyerek diğer oğlu Emin Beyi’de alarak yola çıkmıştır. Henüz yeni damat olup bebeğini henüz koklayıp öpmüş olan Bekir Bey kardeşi Emin Bey ile asker toplama merkezi olan Elbaşı’da birliğe katılmıştır. Yaşı müsait olan gencecik iki oğlunu cepheye yollayan Dulkadiroğlu Ali Bey hızla Zamantı bölgesinde asker toplamaya devam etmiştir. Zaman geçer, iki Dulkadirli Bey’inden haber gelmez. Nitekim bir gün şehid haberi yazılı bir şekilde bildirildiğinde Koca Dulkadiroğlu Beyi Ali Bey ellerini Mevla’ya açıp: “Hamd olsun Rabbim sana, şehit babası olduk!” diye, dua eder.
Dulkadiroğlu Bekir Bey ve Emin Bey Çanakkale Savaşları’nda şehit düşmüş Türk istiklalinin daima yanan meşalesini canlı tutan yüreklerden olmuştur. İki yiğidin şehadetine yakılan ağıt şöyledir;
Dulkadiroğlu taht sahibi sözü kanun
Ali Bey alıpta kucağından Bekir’i yola düşür
Anadan yardan ayrı kalıp süngüyü sür
El vurup yareme haykırsam döner mi Bey’im
Kanlı gömleğin bulsam öperim
Gelmez haberinde yanar ateşte ciğerim
Oğlunda sana benzer Dulkadir Bey’im
Gelir mi salsam azığım sana benim
Emin Bey’im kaşın çatma
Anan ardın sıra okur akşam sabaha
Bir beşiğin sallanmadı diye ağlar köyün sana
Dön gel de davullar vurulsun gelincağızın kurban sana
Ah n’idem Beyler dönmez arslan beylerim
Çatıp tüfengi yağmurda yıkanır beylerim
Hasretinden mecal kalmaz tutmaz ellerim
Ah Ali Beyim kır atını sürde getir Beylerim

