
CEVDET KABAKCI
Yusuf, “Gövoğlanlı” lakabı ile anılan Arap Ağa’nın altı oğlundan biridir. Askerliğini sıhhi olarak yapmıştır, terhis olduktan sonra Nahırönü, Tekke çevresinde bir taraftan aile mesleği ziraatçilikle bir taraftan da sınıkçılıkla yani kırık-çıkık işleri ile uğraşmaktadır. Böyle günlerin birinde Maraş’ı Fransızlar işgal eder. Yusuf Ağa’nın hanımı komşuları olan Mercan Gâvuru ile TelatGâvuru’nun evlerindeki tuhaf gelişmeleri kocasına anlatır. Ermeni komşuları devamlı silahlarını yağlamakta; elbiseleri, un, bulgur ve yağ gibi zahireleri kazdıkları kuyulara gömmektedirler. “bunda bir iş var” diye düşünürler ama kendi işleri başlarından aşkındır; üzerinde durmazlar. Yusuf Ağa’nın hanımı Hatice Hatun karnı burnunda hamiledir. Birkaç gün sonra da bir kız çocuğu dünyaya getirir ve çocuğa “Güllü” ismini verirler. Ermenilerin çevirdiği işin ne olduğunu Güllü yedi günlükken anlaşılır. O gün mahalle pınarında Güllüyü çimdirmişler, elbiselerini yıkamışlar, çamaşırları getirip eve asmışlardır. Birden her yandan ateş açılır. Eytamhane tarafından ateşlenen topların şarapnelleri evin ahırına kadar düşmektedir. Dışarı çıkıp kaçmak mümkün olmaz, çünkü hangi ermeni evinden silah sıkılacağı belli değildir. Tam bir ana-baba günüdür yani. Üstelik mevsim kış, her yer kar, hava çok soğuk. Ceyhan nehri buz tutmuş, üzerinden atla geçilebiliyor. Müslüman ahali, özellikle kadınlar ve yaşlılar, ahırlarının duvarlarını delip evden eve geçerek Ermeni çetelerinin evlerinden kurtulmaya çalışıyor. Kiliselerden bile bile ateş edilmektedir. Hatice Hatun şöyle bir avluya göz atar, bebeğinin ipte asılı çamaşırlarının dahi atılan mermilerle paramparça olduğunu görür. Çocuğu alıp gizli geçitlerden kaçırmaya kalksa herkesi tehlikeye atacak. Öyle ya bebek bu, ağlar mağlar; yerlerini belli eder. Başka çare yok, karnını doyurur, güzelce kundaklar, emaneti Allah’a deyip Güllü bebeği ahırdaki teştin altına koyar.
İki gün sonra Evliya Efendi ve çeteleri Kiliseyi yakar, Ermenileri püskürtür, mahalleyi ateş altından kurtarır. Hatice Hanım doğru teştin yanına koşar. İki gün aç susuz burada kalan bebeğini soğuktan donmak üzereyken kurtarıp bağrına basar.

