
İncecik köyünden Hasan Hasan Çavuş (DEMİRCİ) seferberlik zamanında askerdir. Ruslarla yaptıkları savaşta, Ruslara esir düşer. Hasan Çavuş her fırsatta esir kampından kaçmak için büyük gayret gösterir, her defasında da Rus askerleri tarafından yakalanarak gerekli cezaya çarptırılır. Son kaçmaya teşebbüsünde de yakalanmıştır. Bu defa Rus kumandan Hasan Çavuş’u yanına getirterek sorar: “Hasan Çavuş neden kaçıyorsun, her defasında yakalayıp hapsediyoruz. Sana yazık değil mi?” der. Hasan Çavuş hiç tereddüt geçirmeden cevap verir: “Benden kaçması senden yakalaması, sen yakalayacaksın diye ben hürriyet mücadelemden vazgeçemem.” der. Bunu duyan Rus kumandan Hasan Çavuş’un sırtını tapıklar: “Türk merdan merdan!” der. Rus kampında tam yedi yıl esir kalır Hasan Çavuş.
Gelelim köyündeki hallere. Hasan Çavuş İncecik’te zengin bir aileye mensuptur. Askere gitmeden Havva isminde bir kızla da nişanlanmıştır. Lakin seferberlik şartları belli, köyde kalanlar tarlaları ektirseler biçtiremiyor, biçtirseler ektiremiyor. Yokluk yılları, kıtlık günlerini çekilmez hale getiriyor. Tarlalar gereği gibi işlenilmediği için ne hayvanlara yeterince saman ne de insanlara gerektiğince zahire vardır. Ahali yenebilecek otları toplayıp yemektedir. Hatta otun kök kısmını (purçalığı) da doğrayıp aş pişirmektedir. Bu şartlarda elinden bir şey gelmeyen Havva kız nişanlısının gidip de gelmeyişine şu ağıdı yakar:
Yıkılsın Almanya sarayın tahtın
Yaktın kadir Mevla’m sen bizi yaktın
Kör olasın seferberlik
Cahil günümüzde çıktın
Parçalığı doğrayamam taş gimi
Pişirir pişirir yerim aş gimi
Ne kadar yesem de karnım boş gimi
Aman Allah aman sen yardım eyle
Havva

