
Andırın’ın Çığşar köyünde 1920’li yıllarda Durmuş KURU ile Elif KURU evlenir. Dokuz yıl birlikte yaşarlar çok istemelerine rağmen çocukaları olmaz. Dokuz yıl sonra Koca Durmuş hastalanır ve eşi Elif’i yalnız bırakarak ahirete hicret eder. Eşinin ölümüne çok üzülen Elif KURU, kocasına aşağıdaki ağıdı söylerler:
Hasta eşçeğezim hasta
Su veririm galeyli tasta
Ötüşürdük eşiminen
İkimiz bir kafeste
Neler duttum neler duttum
Bal yaladım ağlar yuttum
Benim de oğlum var diye
Guru yerde mine duttum
Evimizin sağ böğrüne
Çattılar ocak daşını
İncitmesin Hacı Efendi’m
Eşimin ince döşünü.
Elime aldım küreği
Yıkıldı damımın direği
Yanı sıra verin bardak
Yangın eşimin yüreği
Yıkıldı mı goca çardak
Bizim iş de geldi gardak
Yangın eşimin yüreği
Yanı sıra verin bardak
Çıkar Ağpınar’a yaylarım
Annıma gara bağlarım
Alemlenme sürmel’eşim
Ayşe’ye durmuş eylerim
Böyük evin ören gibi
Güççük evin veren gibi
İniliyor sürmel’eşim
Avcı vuruk ceren gibi
Dün gimi de böön gimi
Yığılıyok düğün gimi
İniliyor sürmel’eşim
Avcı vuruk şahan gimi
Şurda da bir çiçek bitmiş
Altı mavi üstü yeşil
Hanımlar geldi oturdu
Gak durmuş gahviye bişir
Su gırağında olur susam
Su vursam donunu yusam
Gadanı alıyım hatınlar
Gelin galdım gaygım tasam
Nere getti Memmed Ağa
Durmuş’suz gitmesin ava
Dokuz yıl oldu ben geleli
Daha yapamadım bir yuva
Dööme döödüren sokular
Ezen okuyor fakılar
Böön öleceğini bilmiş
El yanında beni kokular
Geldi mi Döndü bacısı
Âlemi sallar acısı
Gara bıyık gara sakal
Zor olur eşin acısı
Gapımızda çatal hayma
Yel estikçe boynun eyme
Oolun beni beker guydu
Aman babam bana değme
Sırtına da geymiş atma
Çıkar da sallanır dama
Ben eşimi yolcu ettim
Bilmem Halep bilmem Şam’a
(Anan baban yanına)
Sabahanan tan yüzüne
Elimi goydum dizime
Müftü efendi asker etmiş
Gurbanım Sıdıka gızına
Nadire ERKEK

