BIST 100
15.136,63 0,49%
DOLAR
45,3793 0,05%
EURO
53,4697 -0,02%
GRAM ALTIN
6.813,84 -0,90%
FAİZ
41,68 2,53%
GÜMÜŞ GRAM
117,56 0,33%
BITCOIN
81.152,00 0,54%
GBP/TRY
61,8175 -0,11%
EUR/USD
1,1772 -0,13%
BRENT
103,98 2,66%
ÇEYREK ALTIN
11.140,63 -0,90%
İstanbul Parçalı Az Bulutlu
İstanbul hava durumu
21 °

MARAŞ MİLLİ MÜCADELESİ NASIL OKUNMALIDIR?

MEHMET IŞIK

Osmanlı Devleti’nin son asrında Halep Vilayetine bağlı olan Maraş, coğrafi yapısı ve jeopolitik konumu nedeniyle tarih boyunca önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. Arkeolojik kazılarda elde edilen bilgiler, Maraş ve çevresinin yazılı tarih öncesinde de önemli bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir. Hititler, Romalar ve Bizanslılar döneminde de merkezi bir konuma sahip olan Maraş, Müslümanların bölgeye gelmesi ve İslamiyet’i yaymasıyla bir İslam beldesine dönüşmüştür. Malazgirt Meydan Savaşı (1071) sonrasında Anadolu’nun kapıları Türklere açılmış ve kısa sürede birçok bölge fethedilmiştir. Maraş’ın fethinden sonra bölgeye yerleşen ve Selçuklulara bağlı olan Oğuz boyları, Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasının ardından, Dulkadiroğlu Beyliği çatısı altında toplanmışlardır.

Elbistan merkezli kurulan Dulkadiroğlu Beyliği, Elazığ ve Halep hattını içine alan şehirler üzerinde hâkimiyet kurmuştur.1Dulkadiroğlu Beyliği, çevresindeki güçlü Türk devletleriyle mücadele içerisinde olmuş ve varlığını sürdürmeye çalışmıştır. Güneyde Memlükler, doğuda Safeviler ve batıda Osmanlılar olmak üzere, üç büyük Türk devletinin arasında sıkışmış durumda olan Dulkadiroğlu Beyliği, zaman zaman denge politikası gütmüş, giriştiği askeri mücadelelerde ise bir diğer Türk devletinin yardımına başvurmuştur. Yavuz Sultan Selim’in, Şah İsmail’e karşı kazandığı Çaldıran Savaşı (1514) sonrasında Dulkadiroğlu Beyliği üzerine yürümüş ve Elbistan’da yapılan savaşı kazanmıştır. Böylece Dulkadiroğlu Beyliği tarih sahnesinden çekilmiş, Maraş ve çevresi Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır (Turnadağ Savaşı-1515).2

  1. Dünya Savaşı başladığı dönemde Maraş, Türklerin, Ermenilerin ve az sayıda Yahudi’nin yaşadığı küçük bir şehir durumundaydı. Türklerden sonra en kalabalık nüfus Ermenilerden oluşmaktaydı.3Şehir merkezinde ve Elbistan’da halk ticaret ve zanaat ile meşguldü. Kazalarda ve köylerde ise genel olarak tarım ve hayvancılıkla uğraşırlar ve geçimlerini bu yolla sağlarlardı. Maraş Ovası ve Elbistan Ovası gibi tarıma elverişli arazilerin yanında bölgenin büyük bir bölümü Toros Dağlarının kollarını oluşturan dağlardan meydana gelmekteydi. Bitki çeşitliği ve su kaynakları bakımından zengindi.

Maraş ve Ermeniler

Maraş’ın etnik yapısı, jeopolitik konumu, yer altı ve yer üstü zenginlikleri 19. Yüzyılın başından itibaren başta İngiltere olmak üzere Fransa, Almanya ve Rusya gibi büyük devletlerin dikkatini çekmiştir. Özellikle Fransa ve Rusya’nın bölgedeki Ermeni nüfusunu çıkarlarına uygun görmeleri ve komitacılık faaliyetlerine destek olmaları, bölgenin gündeme gelmesine neden olmuştur. Amerikalı misyonerlerin de destekleriyle Ermeni nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Zeytun bölgesinde komitacılık faaliyetleri hızlanmış ve Ermeniler ile Türkler arasındaki tarihi dostluk bozulmaya yüz tutmuştur. 17. Ve 18. Yüzyılda meydana gelen küçük çaplı Ermeni İsyanlarının temelinde adi vakalar yer almaktaydı. İlk dönem Ermeni isyanların temelinde, vergi vermemeleri yahut ödedikleri vergilerin yüksek olmasını bahane etmeleri gibi sebepler yatarken, 19. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren isyanların nedenleri değişmiştir. Fransa ve Rusya’nın bölgeyle yakından ilgilenmeleri ve başta Amerikalı misyonerler olmak üzere Batılı misyonerlerin özellikle Ermenler ile temasa geçmesinin ardında Ermeni İsyanları milliyetçilik çizgisine kaymıştır.

Maraş özelinde, çoğunluğu Zeytun Kazası’nda yaşayan Ermeniler, 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın akabinde imzalanan Berlin Antlaşması’ndan sonra, Osmanlı Devleti için sorun olmaya başlamışlardır. Rusya ve Fransa’nın desteğiyle Ermeniler tarafından kurulan Hınçak ve Taşnak komiteleri Osmanlı topraklarında kanlı eylemler gerçekleştirmişlerdir. Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na girmesinin ardından, Hınçak ve Taşnak komitelerinin cinayet şebekeleri faaliyetlerini arttırmıştır. Cephe gerisinde kalan Müslüman ahaliye karşı başlattıkları saldırılar, kanlı katliamlara dönüşmeye başlamıştır. Doğu Anadolu illerinde başlayan Ermeni İsyanı, çok kısa bir sürede yurt genelinde, özellikle Ermeni nüfusunun yoğun olduğu şehirlere sıçramıştır. Ermenilerin yoğun olarak yaşadıkları Maraş’ta da durum aynı olmuş ve Zeytun merkezli Ermeni İsyanı kısa sürede şehir merkezinde, çevre kazalarda ve köylerde de karşılık bulmuştur.4 Osmanlı Devleti’nin birçok cephede savaştığı sırada çıkan Ermeni İsyanları, tedbir alınmasını zorunlu kılmış ve Tehcir Kanunu yürürlüğe girmiştir. Maraş bölgesinde isyan çıkaranlar da tehcire tabi tutulmuş ancak isyana karışmayanlar ve ticaretle uğraşanlar şehrin ileri gelenlerinin referansıyla yerlerinde bırakılmışlardır.5

Milli Mücadele Dönemi Maraş ve Ermeniler

  1. Dünya Savaşı’nın İttifak Devletleri’nin aleyhine sonuçlanması, Ermenilerin tarihi emellerinin yeniden canlanmasına neden olmuştur. 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşmasının özellikle 7. ve 24. maddeleri ile Wilson Prensiplerinin muhtelif maddelerini lehlerine çevirmeye çalışan Ermeniler, İtilaf Devletlerinin desteğiyle büyük bir Ermeni Devleti kurabileceklerine inanmış ve yeniden Müslüman halka karşı harekete geçmişlerdir. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 24. Maddesinde, Doğu’daki 6 ilde bir karışıklık çıkarsa bölgenin işgal edileceğinin belirtilmesi, Ermenileri heyecanlandırmıştır. Kilikya bölgesinin de Ermeni yurdu olduğunu göstermek yahut bölgede yaşayan Ermenilerinde can güvenliklerinin olmadığına büyük devletleri ikna etmek için türlü hilelere başvurmuşlardır. Diğer taraftan Skeys-Picot Antlaşmasıyla Osmanlı topraklarının taksiminde antlaşmaya varan Fransa ve İngiltere, Ermeni yalanlarını kendi çıkarlarına uygun görmüşlerdir. Önce İngilizler daha sonra Fransızlar bölgeyi işgal etmiştir.6Tehcir Kanunu ile Suriye topraklarına göç ettirilmiş olan Ermeniler, kısa bir süre sonra Adana, Mersin, Maraş, Antep ve Urfa gibi şehirlere dönmeye başlamışlardır. Kilikya bölgesinde nüfus dengesini lehlerine döndürmek için çalışmalara başlayan Ermeniler, önce İngilizlerin daha sonra da Fransızların Mondros Ateşkes Antlaşması’na aykırı olarak işgal ettikleri Adana, Maraş, Antep ve Urfa’da Müslümanları katletmeye başlamışlardır.7Planlı göç ve etnik katliam politikasıyla Kilikya bölgesindeki demografik yapıyı değiştirmeye çalışmışlardır. I. Dünya Savaşı sonrasında İngilizlerin akabinde Fransızların Maraş’ı işgali, Ermenilerin Müslüman halka zulümlerini arttırmıştır.8 Maraş halkının milli ve manevi değerlerine karşı fütursuzca hakaretlerde bulunan Ermeniler, Müslüman halka karşı taciz, tecavüz ve katliamlarında sınır tanımaz hale gelmişlerdir.9 Maraş halkı, Ermenilere ve destekçileri Fransızlara karşı “ya istiklal ya ölüm” parolasıyla başkaldırmış, kahramanca mücadele etmiş ve 12 Şubat 1920’de haklı bir zafer kazanarak adını tarihin sayfalarına altın harflerle yazdırmıştır.

Maraş’ın bağımsızlık mücadelesi, mazlum milletlere örnek teşkil etmiştir. Bu mücadelenin aşamaları ve neticesi yerli ve yabancı araştırmacıların merakını celp etmiştir. Maraş’ın kurtuluş mücadelesi üzerine tezler hazırlanmış ve çok sayıda kitap yayımlanmıştır.10 Arşiv vesikaları, sözlü ve yazılı hatıratlar, telgraf metinleri ve gazete haberleri11, Maraşlının kahramanlık hikâyelerini ve şanlı istiklal mücadelesinin evrelerini anlatmaktadır. Bununla birlikte 1925 yılında TBMM tarafından tüm şehre verilen “İstiklal Madalyası”, kahramanlık destanının mührü olmuştur.

Maraş halkının milli mücadelede gösterdiği kahramanlık ve kazandığı zafer, Anadolu’da, İslam coğrafyasında ve Batı dünyasında büyük yankı uyandırmış ve örnek bir vakıa olarak tarihteki yerini almıştır. Maraşlının kahramanlık destanı, yurt sathını aşmış ve sömürge durumundaki milletlere örnek olmuştur.

Maraş Milli Mücadelesi Nasıl Okunmalıdır?

Maraş halkının, Ermenilere ve Fransızlara karşı başlattığı ve başarıyla sonuçlandırdığı istiklal mücadelesini yerel bir başarı olarak okumak ve değerlendirmek doğru değildir. Bu mücadele, şehrin sakinleri arasında yaşanan bir iç savaştan ziyade, devrin en güçlü devletlerinden Fransa’ya ve devrin büyük devletleri tarafından desteklenen, Ermenilerin temsilcisi olarak kabul edilen, Hınçak ve Taşnak Komitelerine karşı kazanılmış büyük bir zaferdir. Dolayısıyla tarafların uluslararası tanınırlığı ve istiklal mücadelesinin dünya kamuoyundaki yansımaları, Maraş Milli Mücadelesini yerellikten çıkarıp evrenselliğe taşımıştır. Bundan dolayı yerel bir tarihi vakıa gibi değerlendirilmemeli, sömürgeciliğe ve etnik milliyetçiliğe dayalı politikanın başarısızlığa uğradığı, örnek bir olay olarak okunmalıdır.

Şöyle ki;

Maraş halkının verdiği istiklal mücadelesi, ezan ve bayrak davasıdır. Asırlardır cami minarelerinden yankılanan “Ezan-ı Muhammediyeyi”, susturmaya çalışan ellerin kırılıp geri çevrilmesidir. Sömürge durumundaki İslam beldelerine emsal teşkil etmiştir. Kurtuluş Savaşı döneminde Anadolu’da ve daha sonraki tarihlerde Kuzey Afrika’da, İngiliz, Fransız ve İtalyan işgaline karşı, ümmetin cesaretini artıran örnek bir mücadele olmuştur. Maraş kalesine dikilen şanlı bayrak, birlik ve beraberliğin timsali olmuştur. Milli Mücadelenin zaferle sonuçlanabileceği umudunu perçinlemiş, en başta civar illerde daha sonra tüm Anadolu’da silkinip ayağa kalkma zamanın geldiği mesajını vermiş, öncü olmuştur.

Çanakkale Destanını yazan kahraman askerlerle Maraş halkı kader birlikteliği yaşamıştır. Maraş’tan Çanakkale’ye gidip şehit olan askerlerin anneleri, babaları, eşleri ve çocukları aynı tarihte içeride Ermenilerle savaşmak zorunda kalmış, birçoğu şehit düşmüştür. 18 Mart 1915’te İtilaf Donanması Çanakkale Boğazı’na saldırdığı vakitte, İngiliz ve Fransız Doğu Akdeniz Ordu kumandanları da Maraş, Adana, Dörtyol ve Urfa’daki Ermenilerin isyan çıkarmalarını emrettiler. Amerikan Milli Ermeni Savunma Komitesi başkanı Miran Seraslan hazırlığıyla çıkan isyan neticesinde, çok sayıda şehit verilmiştir. Zeytun Ermenileri, Maraş halkına karşı kanlı bir katliam hareketine girişmiştir. Çanakkale’de evlatları şehit düşen Maraş halkı, aynı günlerde Çanakkale ile sırt sırta verip ezan ve bayrak mücadelesinde bulunmuş ve şehit düşmüştür.12 İtilaf Devletleri’nin Çanakkale Boğazı önündeki komutanları ile Doğu Akdeniz ordu komutanları, payitahtın işgalini kolaylaştırmak için aynı anda harekete geçmişlerdir. İtilaf kuvvetlerinin Çanakkale’den geçmesine izin vermeyen Türk ordusu ile Kilikya bölgesindeki Müslüman halk birbirlerinden habersiz vatanları için şehit olmuşlardır.

“Yenilmez Armada” olarak dünyaya nam salmış olan İtilaf Donanması, Çanakkale Boğazı’nda büyük bir bozgun yaşamış ve akabinde İtilaf Devletleri kara harekâtı başlatmıştı. Bir yıl süren Çanakkale kara savaşlarının neticesinde İtilaf orduları yenilmişti. Bu büyük zafer tüm dünyada şaşkınlıkla karşılanmıştı. İtilaf Devletlerinin yenilemeyeceği algısı değişmiş, Batının teknik üstünlüğünden çekinen Müslümanların cesaretini artırmış ve özgüvenini yükseltmişti. Fakat Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası İtilaf devletlerinin gemilerinin Çanakkale’yi geçmesi ve İstanbul’a gelmesi büyük bir üzüntüye neden olmuştu. Bu olaydan yaklaşık 5 yıl sonra Maraş halkının içeriden Ermenilere dışardan da İtilaf Devletlerinin en önemli güçlerinden biri olan Fransa’ya karşı istiklalini kazanması, Türk İslam dünyasında umut ışığı olmuştur. Başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere yüreği bağımsızlık için çarpan Anadolu halkı, Maraş mülki amirlerine çektikleri tebrik telgraflarıyla mutluluklarını dile getirmişlerdir.

Osmanlı Devleti, İtilaf Devletlerinin dayattığı Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalayarak yenilgiyi kabul etmiştir. İtilaf Devletleri ve azınlıklar imzalanan ateşkes hükümlerinin dışında keyfi uygulamalarla Müslüman halkı rencide etmiş, zaten ağır olan antlaşma maddelerini istedikleri gibi yorumlamışlardır. Haksız işgallere karşı yurt genelinde protesto mitingleri düzenlenmiş ve ilgili devletlerin temsilciliklerine protesto mahiyetinde telgraflar çekilmiş, tepki gösterilmiştir. Maraş halkı, Ermenilerin ve Fransızların keyfi uygulamalarına, taciz ve tecavüzlerine silahla karşılık vermiştir. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın hükümlerini reddederek istiklal mücadelesini başlatmış ve başarılı olmuştur. Başlattığı istiklal mücadelesi kısa sürede Antep ve Urfa’ya daha sonra da yurt sathına yayılmıştır. Böylece Mondros Ateşkes Antlaşması’nın maddelerine bağlı olmayacağını ve antlaşmayı tanımadığını göstermiştir. Buradan hareketle “Mondros Ateşkes Antlaşması henüz bir yılını doldurmuşken Maraş halkının kahramanlığı karşısında işlevini yitirmiş, bağlayıcılığını ve saygınlığını kaybetmiştir.” diyebiliriz.

Maraş Milli Mücadelesinin zaferle neticelenmesi, Kilikya Ermeni Devleti’ni kurma hayallerini bitirmiş, Büyük Ermenistan iddiası da tamamen çökertmiştir. Devrin en güçlü devletlerinden biri olan Fransa, itibar kaybetmiştir. Ulusal basında ve Fransa basınında ciddi tenkitlere maruz kalmıştır. Başta Ermeniler olmak üzere diğer azınlıklar hayal kırıklığına uğramış ve umduklarını bulamamanın hüznüyle, asırlardır yaşadıkları yurtlarını terk etmek zorunda kalmışlardır.

Ermenilerin, Doğu Akdeniz’de hatırı sayılır bir nüfusa sahip olduğunu bilen, 93.Harbi sonrasında sürekli bölgeyi çıkarları doğrultusunda karıştıran Rusya’nın, Ermenileri kullanarak Kafkaslar-Doğu Anadolu ve İskenderun hattından Doğu Akdeniz’e inme planları son bulmuştur. Maraş’ın bu hat üzerindeki en kalabalık Ermeni nüfusuna sahip şehirlerden biri olduğu ve İskenderun’a giden hattın çok önemli bir noktasında yer aldığı düşünüldüğünde, Maraş Milli Mücadelesinin sadece bir şehir müdafaası olmadığı anlaşılacaktır.

Maraş, Akdeniz, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin kesiştiği ve Toroslardan iç bölgelere geçişin uygun olduğu stratejik bir konuma sahiptir. Fransa, Maraş üzerinden hareketle Sivas’a ulaşıp Mustafa Kemal’in başlatmış olduğu Milli Mücadele Harekâtını, hemen ilk aşamasında ortadan kaldırmayı planlamıştır. Bu doğrultuda Sivas Kongresi’nin yapılmaması için mücadele vermiştir. Fransa, Maraş’ı işgalinin akabinde Sivas, Erzurum, Elazığ, Diyarbakır ve Malatya bölgelerinde yaşayan Ermeniler vasıtasıyla Sivas’ın işgal edileceği haberini yaymıştır. İşgal tehdidi altında toplanan Sivas Kongresi’nden birkaç ay sonra Maraş halkı başlatmış olduğu bağımsızlık savaşı ve neticesinde kazanılan zafer, Fransa’nın bölgedeki güç durumunu açık etmiş ve tehditlerinin inandırıcılığı kalmamıştır. Maraş Milli Mücadelesi, Anadolu’nun iç kesimleri için tampon bölge görevi görmüş ve iç bölgelere doğru gerçekleşmesi muhtemel işgallerin ilerlemesini durdurmuştur.

Maraş, Antep ve Urfa’nın ihanet içindeki Ermenilere ve Fransızlara karşı kazandıkları zafer, Batı Anadolu şehirlerine örnek olmuş, Kuvay-ı Milliye birliklerini yüreklendirmiştir. Sakarya Savaşı sonrasında TBMM ile Fransa arasında imzalanan Ankara Antlaşması ile bölgede savaş sona ermiştir. Avrupalı büyük bir devlet olan Fransa, TBMM’yi resmen tanımıştır. Maraş’ta yakılan istiklal ateşi adım adım yayılarak tüm yurdu sarmış ve başarıyla sonuçlanmıştır.

Maraş, hiçbir destek almadan içeriden Ermeni ihanetine karşı, dışarıdan gelen Fransız işgaline karşı kahramanca mücadele etmiş ve zafer kazanmıştır. Dünyada sömürgeciliğe, taciz ve tecavüzlere, katliamlara karşı koyup bağımsızlığını kazanma şerefine ulaşmış, İstiklal Madalyalı tek şehir olarak adını Türk ve Dünya tarihine altın harflerle yazdırmıştır.

1 Mehmet Yetişkin, “Osmanlının Son Döneminde Maraş”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, S. 67-68-69,C.XXII, Mart-Temmuz-Kasım 2007.

2 Tufan Gündüz, “Kahramanmaraş”, DİA, C.24, Ankara 2001, s. 192-196.

3 1908 Halep Vilayet Salnamesine göre Maraş merkez nüfusu 67.974 kişiydi. Bunların 46.557’si Müslüman, 11.180 Gregoryen Ermeni ve 3.567’si de Katoliklerden oluşuyordu. Bkz. Ahmet Eyicil, “I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Mücadelesi Sırasında Maraş’ta Ermeni Mezalimi”, Belleten, LXVII, 2003, s.911-947.

4 Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası, Ankara, TTK, Ankara, 1985, s.128.

5 Yusuf Sarınay, “Ermeni Tehciri ve Yargılamalar”, Türk-Ermeni İlişkilerinin Gelişimi ve 1915 Olayları Uluslararası Sempozyumu Bildirileri, Haz. Hale Şıvgın, Ankara, 2006, s. 258.

6 Selahattin Tansel, Mondros’tan Mudanya’ya KadarBaşbakanlık Kültür Müşavirliği Yayınları, C.II, Ankara, 1973, s. 209.

7 Yahya Akyüz, Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu (1919-1922), TTK, Ankara,1988, s.180-181.

8 Maraş’ın düşman işgali altında uğradığı zulmü anlatan arşiv vesikaları, Bkz. BOA. HR. SYS. 2544-4/7, BOA. BEO. SYS. 345945, BOA. HR. SYS. 2543-5/27, 28, vd.

9 Ermenilerin Maraş bölgesinde yaptıkları katliamlar için; Bkz; Nejla Günay, Maraş’ta Ermeniler ve Zeytun İsyanları, İstanbul, IQ Yay., 2007, s.263-279.

10 Maraş’ın Milli Mücadele dönemini anlatan kıymetli eserler kaleme alınmıştır. Ermenilerin isyanları, Sütçü İmam Olayı, Bayrak Olayı, Fransızlar ve Ermenilerle yapılan savaşlarla ilgili önemli kitaplar yazılmıştır. Bkz. Besim AtalayMaraş Tarihi ve Coğrafyası,Yaşar Alparslan-Serdar YakarMaraş Fransız Harbiİstiklal Savaşı’nda MaraşSerdar YakarBayrak Olayı ve Aşıkoğlu Hüseyin,Hacı Ali ÖzturanKahramanmaraş’ın Kurtuluş ÖyküleriŞevki KarabekiroğluŞubat 1920Nejla GünayXX. Yüzyılda Maraş,100.Yılında 1909 Maraş’ta Ermeni OlaylarıMehmet AlperenKurtuluşun Manevi MimarlarıA.Latif DinçaslanZeytun ve Çevresinde Ermenilerİlyas GökhanBaşlangıçtan Kurtuluş Harbine Maraş TarihiAhmet EyicilYakınçağda Kahramanmaraş,Yalçın ÖzalpDost Dediğiniz, Dost Bildiğiniz Devletler ve Ermeni soykırımı Yalanı, adlı eserlerde Maraş’ın Milli Mücadele dönemi tarihi ile ilgili ayrıntılı bilgiler yer almaktadır. Bu yüzden makalemizde tekrar durumu olmaması için savaşın evreleri ve yaşanan olaylardan ziyade Maraş halkının yazdığı kahramanlık destanın Türk ve Dünya tarihinin seyrindeki etkilerini ele almaya çalıştık.

11 Yerli ve yabancı basının Maraş İşgali ile ilgili yaptıkları haberler üzerine, Bkz. Hatice Başkan, “Türk Basının Fransız İşgali Altındaki Maraş’ı İşlemesi”, Kahramanmaraş sütçü İmam Üniversitesi sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Eylül, 2006.

12 Bkz. Osmanlı Belgelerinde Ermeniler (1915-1920),Başbakanlık Devlet arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşiv Dairesi Başkanlığı, Yayın nu.14, Ankara, 1994, s.28.

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

Kadıköy EscortPendik EscortDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetslotograndpashabethttps://sweethomemedical.com/eskort konyasilvercrestgolf.comradyoenerji.com.tr1xbet1wingrandpashabetgrandpashabetcasibom girişJojobetQueenbetBetcioGalabet girişGalabetikimisliganobetgrandpashabetgalabetGrandpashabet 7427betistextrabetgalabetamgbahisbetasusholiganbet girişcasino apikralbettophillbettophillbetmeritkingbahiscombetpuanbetpuanbahiscasinosonbahisromabetmatadorbetmatadorbetpadişahbetjojobetultrabetcasinoperbetgitcasibom girişmarsbahis güncel girişmatbet güncel girişpusulabet girişsekabet girişbetgarvdcasino girişholiganbetbetebetbetwoonjojobetcasibom girişgrandpashabetgrandpashabet girişbetbeybetsavaldorgrandpashabet girişcashwinbetsalvadorbahiscasino girişbetsalvadorbahiscasinograndpashabet girişMercurecasino güncel girişgrandpashabetmercurecasino giriştambet güncel girişmercurecasinograndpashabet girişwbahis güncel girişJojobetgrandpashabetbetbey girişbetbeybetbeyCasibomsweet bonanzaMarsbahisdizipalCasibomsonbahisgrandpashabetmarsbahismatbetmatbetsekabetimajbetpusulabetholiganbetpusulabetgrandpashabetvdcasinojojobetjojobetimajbetsekabetamgbahismercurecasinocasinoroyalsonbahispalacebet1winromabetCasibommatbetkralbetmarsbahis güncel girişCasibomteosbetholiganbet