
Maraş merkeze bağlı bir köyde yaşayan ailenin göze görkem bir gelini vardır. Bu gelinin Halil isminde bir oğlan çocuğu olduğu halde, aynı köyde yaşayan bir erkek –artık erkek denilirse- namusuna musallat olur. Gelin, çok namuslu olmasına rağmen kendisin iftiradan koruyamaz. Gelinden yüz bulamayan art niyetli delikanlı, onun adının çıkmasına çanak tutar. Adı çıkan gelinin kocası, inanıp güvenmesine rağmen, adı namussuza çıkan hanımını öldürmeye karar verir: Bir gün çalışmak için gittikleri bağda, bağdamı da denilen bağ evinde onu elerliye boğara öldürür. Bu içli hadiseye gelinin yakınları –Elbistan köylerinde de dilden dile dolaşan- şu ağıdı yakarlar.
Yağmur yağdı diye mekâna girdim
Annıma yazılan yazıyı gördüm
Çağırı çağırı canımı verdim
Şu benim halımı gören yok mu
Keşke yağmur yağıp ıslanaydım
Bir ağaç dibine yaslanaydım
Bir çoban görüp de sesleneydim
İşidip sesime gelenim yok mu
Saçlarımı boğazıma doladı
Çöke çöke tırnakları kavladı
Zalim düşman dediklerin olmadı
Sana yarar evde Halil’im yok mu

