BIST 100
15.133,54 0,47%
DOLAR
45,3771 0,04%
EURO
53,4885 0,06%
GRAM ALTIN
6.904,51 -0,03%
FAİZ
41,71 2,61%
GÜMÜŞ GRAM
125,58 -0,03%
BITCOIN
81.656,00 -0,18%
GBP/TRY
61,7762 0,04%
EUR/USD
1,1784 0,01%
BRENT
104,66 3,33%
ÇEYREK ALTIN
11.288,88 -0,03%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
21 °

Me’sur dualar

Me’sur dualar

Hz. Âişe (r.a) şöyle söyler: “Peygamberimiz (s.a.v) her halinde ve her zamanında Allahı zikrederdi.”[1] Zira Resulullah (s.a.v) hep Allah'la hemdem olurdu, O'nu zikrederdi, hiçbir vakit O'ndan gâfil olmazdı. Üstelik ümmetine tuvalete girmeden önce ve çıktıktan sonra okunacak duaları meşru kıldı. Bütün bunlar duaya ne kadar önem verdiğini gösterir. Dahası cima öncesinde okunacak duayı bile belirledi. Cima halinde ise okunacak herhangi bir dua yoktur. Aksine bu halde haya ve murakabe kâfi gelir. Yine de meninin boşalmasındaki Allah’ın nimetini hatırlar. Çünkü eğer bedeninden çıkmasaydı, elbette kişiye sıklet verecekti. Diliyle söylemese bile, bu hatırlaması da zikrin büyüklerinden kabul edilir.

Sâlik Peygamberimizden (s.a.v) rivayet edilen zikirlere sabah-akşam, bütün hallerde, vakitlerde, gece-gündüz devam ettiği zaman, Allah’ı çok zikredenlerden olur.

Allah Sübhânehu ve Teâlâ her zikirde pek çok sırlar ve hikmetler yaratmıştır. Bunları da Peygamberimizin (s.a.v) lisanıyla veya ümmetinin velilerinin lisanlarıyla kullarına öğretmiştir. Sadakatle, güzel bir inançla evrâdına aralıksız devam eden kişi, elbette faydasına nail olur.

Leys'den hikâye olunduğuna göre, o şöyle söyler: Ukbe bin Nâfî'nin kör olduktan sonra tekrar görmeye başladığını gördüm. Tekrar görmeye nasıl başladığını sorduğumda, şöyle söyledi: “Rüyamda bana يا قريب يا مجيب يا سميع الدعاء يا لطيفا بما يشاء ردّ علي بصرى dememi söyleyen bir kişi gördüm. Ben de bu duayı okudum, tekrar görmeye başladım.”

Denir ki, bu dua, yani يا جامع الناس ليوم لا ريب فيه اجمع عليّ ضالّتى duası her türlü yitik mal için mücerreptir.

Hızır hasta bir adama şifâ duasını öğretip şöyle dedi: “Elini ağrıyan yere koyup şöyle söyle: وبالحق أنزلناه وبالحق نزل Adam bu söylenenleri yapıp âfiyet buldu.”

Tecrübe edilmiş dualardan biri şudur: يا مسبّب كل سبب ويا مهيل كل طلب. ردّ عليّ ما ذهب. Devesi ölen bir ârâbî bu duayı okudu. Allah Teâlâ devesini diriltti.

Rivayete göre, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Ya Ali! Rızkın azaldığında,‘istiğfar’ı çok çek, لا حول ولا قوة إلا بالله العليّ العظيم zikrini çok söyle.”

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Ya Ali! Bir tehlikeye düştüğünde, بسم الله الرحمن الرحيم لا حول ولا قوة إلا بالله العليّ العظيم de. Allah dilediği her çeşit belâyı geri çevirir.”[2]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: Ya Ali, bir zalimden korktuğunda şöyle söyle:

يا إله جبرائيل ومكائيل وإسرافيل وعزرائيل وإله إبراهيم وإسماعيل وإسحاق ويعقوب والأسباط. يا منزل التوراة والإنجيل والزبور والفرقان كن لي جارا حافظا من فلان بن فلان ومن كذا وكذا

Rivayete göre, Haccâc bir gün öfkelenip Hz. Enes'i öldürmeye kasteder, fakat beceremez. Haccâc sebebini sorunca, Hz. Enes şöyle söyler: “Resulullah (s.a.v) bana bir dua öğretti ki, zehir de, sihir de, zalim bir sultan da olsa bana asla zarar veremez.” Haccâc bu duayı bana da öğret dedi, ama Hz. Enes (r.a) “Sen zalimsin.” deyip söylemedi. Haccâc vefat edince, Hz. Enes hizmetçisine şunu söyler: “Benim üzerimde hizmet hakkın var, o duayı sana öğreteceğim.” Mezkûr duayı öğretti. De ki,

بسم الله الرحمن الرحيم بسم الله خير الأسماء وبسم الله الذى لا يضرّ مع اسمه شيئ فى الأرض ولا فى السماء

Hikâye edilir ki, Hz. Musa (a.s) zamanında tövbesini hep bozup duran bir adam vardı. Yirmi sene boyunca tövbe etti, bozdu…Tövbe etti, bozdu…

Allah Teâlâ Hz. Musa’ya (a.s) şöyle vahyetti: Ey Musa! O kuluma de ki, “Ben sana buğzediyorum, seni affetmeyeceğim, seni cezalandıracağım.” Hz. Musa (a.s) bu mesajı adama tebliğ etti.

Adam çok üzüldü, çöllere düştü, başını semaya kaldırıp şöyle dua etti: Allah'ım! Bu mesaj ne? Rahmet hazinelerin mi tükendi? Yoksa benim masiyetim Sana zarar mı verdi? Günahlarım affına galip mi geldi? Hangi günah Senin affından daha büyük olabilir ki? Benim için “Seni affetmeyeceğim.” demişsin. Peki, ama affetmek, kerem göstermek Senin kadîm sıfatlarından, günah ise hâdis sıfatlardan değil mi, nasıl bağışlamazsın? Hâşâ ve kellâ, benim sıfatım Senin sıfatına galip mi geldi? Senin kapın dua edenlere her daim açık değil mi, günah işleyenler Senin affını ummaz mı? Sen de beni umutsuz bıraktığın zaman, kulun hangi kapıya gitsin. Allah'ım! Yok, eğer, Senin rahmetin tükendiyse, bana mutlaka azap edeceksen, kullarının bütün günahlarını bana yükle, onlara bedel ben yanmaya razıyım.

Bu münacat üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur: Ey Musa! O kuluma gidip şöyle söyle: “Günahların gökler ve yer dolusu bile olsa, münacatını ve hacetini arz etmenin güzelliğinden dolayı, Ben bütün günahlarını bağışladım.”

Hz. Enes’ten (r.a) rivayetle, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Dua ibadetin özüdür.” Peygamberimiz sonra şu ayeti okudu: ادْعُونٖى اَسْتَجِبْ لَكُمْ “Siz Bana dua ederseniz, Ben de size icabet ederim.”[3]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Sizden kime dua kapısı açılırsa, icabet kapıları da açılır.” Başka bir rivayette “Cennet kapıları -diğer bir rivayette ise- rahmet kapıları açılır.”[4] buyurur.

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Kazayı dua geri çevirir, ömrü iyilikler artırır.”[5]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Tedbir kaderi engellemez. Dua geçmiş gelecek her türlü belâya iyi gelir. Belâ iner, dua iter. Kıyamet gününe kadar hep böyle sürgit gider.”

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Allah'a duadan daha değerli başka bir şey yoktur.”[6]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Allah'tan istemeyene, Allah gazap eder.”[7]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Duada acizlik göstermeyiniz. Allah dualı kişiyi helâk etmez.”[8]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Zorluklar, sıkıntılar ânında duasına Allah’ın icabet edilmesine sevinen kişi, rahatlık ânında bol bol dua etsin.”[9]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Dua müminin silahıdır, dinin direğidir, göklerin ve yerin nurudur.”[10]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Bir meselede yüzünü Allah'a çeviren her Müslümanın dileğini, Allah mutlaka ona verir; ya hemen verir, ya da geciktirebilir.”[11]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Sabah-akşam üçer defa بسم الله الذى لا يضرّ مع اسمه شيئ في الأرض ولا فى المساء وهو السميع العليم duasını okuyana, âni ölüm isabet etmez.”[12]

Ebu Hureyre'den rivayetle, bir adam Peygamberimize (s.a.v) gelip şöyle dedi: “Ey Allah'ın Resulü! Dün gece bir akreple karşılaştım, beni soktu.” Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Akşamleyin أعوذ بكلمات الله التامّة من شرّ ما خلق duasını okusaydın, sana zarar vermezdi.”[13]

Tirmizî'nin başka bir rivayetinde şu ilave bulunur: “Bu duayı akşamleyin üç defa okuyana, o gece hiçbir hayvanın zehri zarar vermez.”[14]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Her gün sabah-akşam yedişer defa حسبى الله لا إله إلا هو وعليه توكلت وهو ربّ العرش العظيم diyen kişinin Allah dünya ve ahiret kaygılarına yeter.”[15]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Günde on defa Allah'a istiâze eden (euzü besmele çeken) kişiye, Allah şeytanları meneden bir melek görevlendirir.”[16]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Her gün yirmi yedi veya yirmi beş sayılarından biriyle mümin erkeklere ve kadınlara istiğfar eden kişi, icabet edilenlerden ve yeryüzü halkının kendileri sebebiyle rızıklandığı kişilerden olur.”

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Yatağına yattığında üç defa استغفر الله الذى لا إله إلا هو الحيّ القيوم وأتوب إليه. diyen kişinin günahları denizköpüğü kadar, yığın yığın kum taneleri, ağaç yaprakları adedince veya dünya günleri sayısınca çok da olsa, Allah yine de günahlarını bağışlar.”[17]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Sabah kalktığında اللهم ما أصبحنى من نعمة أو بأحد من أحد من خلقك فمنك وحدك لا شريك لك فلك الحمد ولك الشكر. diyen kişi, o günün şükrünü eda etmiş olur. Akşamleyin aynısını söylen kişi de, o gecesinin şükrünü eda etmiş olur.”[18]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Yatağına varıp yatmadan önce Allah'ın kitabından bir sure okuyan her Müslümana, Allah bir melek görevlendirir. O melek kişi uyanıncaya kadar eziyet edecek hiçbir şeyi ona yaklaştırmaz.”[19]

Peygamberimiz (s.a.v) Abdullah bin Habîb’e şöyle buyurur: “Sabah-akşam üçer defa İhlâs ve Muavvizeteyn surelerini okursan, bu sureler seni her şeyden korur.”

Peygamberimiz (s.a.v) Ukbe bin Âmir'e şöyle buyurur: “Hiç kimse Felâk suresinden Allah’a daha hızlı ulaşan bir şey okuyamaz.”[20]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: İsm-i Âzâm şu iki ayette bulunur; 1) ~~2.163~
وَاِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحٖيمُ “Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Rahman ve Rahîm olan Allah'tan başka ilah yoktur.”[21]

2) اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْحَیُّ الْقَيُّومُ ~~3.1~
الم~~3.2~
“Elif lâm mim. Hay ve Kayyûm olan Allah'tan başka ilah yoktur.”[22]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Zinnûn'un (Yunus) (a.s) balığın karnında iken duası şu idi: لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّٖى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمٖينَ [23] Herhangi bir şey hakkında bu duayı okuyana, Allah icabet eder.”[24]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: سبحان الله العظيم وبحمده diyen kişiye, Cennet'te bir hurma ağacı dikilir.[25]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Kulların sabahladığı her sabah bir münadi: ‘Melik ve Kuddûs olan Allah'ı tesbih edin.’ diye nidâ eder.”[26]

Hz. Aişe (r.a) şöyle söyler: “Peygamberimiz (s.a.v) az ve öz olan duayı severdi. Böyle olmayanları bırakırdı.”[27]

Ebu Hureyre’den (r.a) rivayetle, Peygamberimiz (s.a.v) üzücü bir durumla karşılaştığında, başını semaya kaldırıp سبحان الله العظيم derdi. Dua yaptığında hep يا حيّ يا قيّوم derdi.[28]

Esmâ binti Umeys (r.a) rivayet ettiği bir hadiste şöyle söyler: Resulullah bana, sıkıntılı anlarında okuyacağın duayı sana öğreteyim mi? dedi ve ekledi[29];

الله الله ربّى لا أشرك به شيئا

Hz. Ali’den (r.a) rivayetle, o şöyle söyler “Bedir günü savaştım. Sonra Peygamberimizin (s.a.v) yanına varıp yokladım. Resulullah secdeye kapanmış يا حيّ يا قيّوم diye dua ediyordu. Tekrar savaşmaya gittim. Yine geldim. Resulullah hala يا حيّ يا قيّوم diyordu. İşte bu sebeple Allah (c.c) fethi müyesser kıldı.”[30]

Hz. Enes’ten (r.a) rivayet edilen hasen bir hadise göre, Peygamberimiz (s.a.v) ashabından bir adama, “Ey filân! Evlendin mi?” diye sordu. Sahâbi, “Hayır, vallahi, ey Allah’ın Resulü! Evlenebilecek bir şeyim yok.” dedi. Resulullah (s.a.v) ona “İhlâs suresini ezbere biliyor musun?” diye sorduğunda, sahâbi, “Evet, biliyorum.” dedi. Resulullah (s.a.v) “İhlas suresi Kur’an’ın üçte biridir.” buyurdu. Tekrar sahâbiye, “Nasr suresini ezbere biliyor musun?” diye sorduğunda, sahabi “Evet, biliyorum.” dedi. Resulullah (s.a.v), “Nasr suresi Kur’an'ın dörtte biridir.” buyurdu. Resulullah (s.a.v) sahâbîye yine, “Kâfirûn suresini ezbere biliyor musun?” diye sorduğunda, sahâbi, “Evet, biliyorum.” dedi. Resulullah (s.a.v), “Kâfirûn suresi, Kur’an'ın dörtte biridir.” buyurdu. Resulullah (s.a.v) “Zilzâl suresini ezbere biliyor musun?” diye sorduğunda, sahâbi “Evet, biliyorum.” dedi. Resulullah (s.a.v), “Zilzâl suresi Kur’an'ın dörtte biridir.” buyurdu. Resulullah (s.a.v) sonunda sahâbiye, “Öyleyse, evlen, evlen.” buyurdu. Bu hadis iki farklı rivayetten kabûle en evlâ olanıdır.[31]

Abdullah bin Mes'ûd’dan (r.a) rivayetle, o şöyle söyler: Resulullah’ın (s.a.v) şöyle dediğini duydum: “Vâkıa suresini her gün gece-gündüz okuyan kişiye, asla yoksulluk isabet etmez.”[32]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: لا حول ولا قوة إلا بالله diyen kişinin bu duası doksan dokuz derdine deva olur. En basiti de tasasıdır.[33]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Kureyş suresini okumak, her türlü kötülüğün güvencesidir.”

Hz. Ali’den (r.a) rivayetle, Resulullah (s.a.v) şöyle buyurur: Fâtiha, Ayete'l-Kürsi ve Âl-i İmrân’dan iki ayet (18. ve 19. ayetler)

~~3.18~
شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ وَالْمَلٰئِكَةُ وَاُولُوا الْعِلْمِ قَائِمًا بِالْقِسْطِ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ .~~3.19~
اِنَّ الدّٖينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْاِسْلَامُ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذٖينَ اُوتُوا الْكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَهُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَاِنَّ اللّٰهَ سَرٖيعُ الْحِسَابِ

ve

~~3.26~
قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِى الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَاءُ بِيَدِكَ الْخَيْرُ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖيرٌتُولِجُ الَّيْلَ فِى النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِى الَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَیَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَیِّ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

Âl-i İmran 26. ve 27. ayetlerini Allah nazil etmek isteyince, Arşa yapışıp “Ey Rabbimiz! Sana âsi olan kişilere mi bizi indiriyorsun?” dediklerinde, Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Nefsime yemin ettim, her namazın akabinde bu sureleri okuyan her kuluma, her birine karşılık Cenneti mekân yaparım, Kudüs’ün haziresine onu yerleştiririm, her gün yetmiş defa ona nazar ederim, her gün en azı mağfiret olan yetmiş ihtiyacını gideririm, her düşmandan, her hasetçiden korurum, ona zafer nasip ederim.”[34]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Evine girdiği zaman ‘İhlâs’ suresini okuyan kişinin, Allah bu ev halkından ve komşularından fakirliği kaldırır.”[35]

Bir adam Peygamberimize (s.a.v) gelip şöyle söyler: “Ey Allah'ın Resulü! Ben borcu ve tasası çok olan bir kişiyim.” Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Beni İsrail suresinin sonunda bulunan قُلِ ادْعُوا اللّٰهَ... ayetinden[36] surenin sonuna kadar oku. Peşine توكلت على الحيّ الذى لا يموت duasını üç defa söyle.”

Râgıp Isfahânî’nin Muhâdarât'ında şöyle bir olay yer alır: “Bir topluluk deniz yolculuğuna çıktılar. Onlara hâtiften bir ses şöyle diyordu: ‘Bana on bin dirhem veren kişiye, gamlandığında okudu zaman gamından kurtaracak bir söz öğreteceğim.’ Bir kişi ‘Ben’ deyince, hâtif­ten ‘Dirhemleri suya at.’ diye bir ses geldi. Adam dirhemleri suya attı. Hâtiften bir ses ona şöyle dedi: ‘Gamlandığın zaman وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًا... ayetinden ...لِكُلِّ شَیْءٍ قَدْرًا ayetine kadar[37] oku.’ Arkadaşları ona ‘Malını zayi ettin.’ dediler. Tam o sırada gemi battı, ondan başka kimse kurtulmadı.”

Denir ki, “Düşmanlarıyla karşılaştığında ‘Nâziât’ suresini okuyan kişiye, düşmanları zarar veremez.”

Ebu Saîd Hudrî'den rivayetle, o şöyle söyler: “Resulullah (s.a.v) ‘Muavvizeteyn’ sureleri nazil olana kadar, cinlerden ve insanların nazarlarından sığınmak için ‘Eûzü…’ çekerdi. ‘Muavvizeteyn’ sureleri nazil olunca, sadece bu iki sureyi okudu, diğerlerini okumayı bıraktı.”[38]

Hırsızlığı defetmede ve yatağı ıslatmada şu ayeti okumak faydalıdır.~~17.110~
قُلِ ادْعُوا اللّٰهَ اَوِ ادْعُوا الرَّحْمٰنَ اَيًّا مَا تَدْعُوا فَلَهُ الْاَسْمَاءُ الْحُسْنٰى “De ki, ister ‘Allah’ deyin, ister ‘Rahman’ deyin, hangisini derseniz deyin. En güzel isimler O'nundur.”[39]

Kaybolan şeyin geri gelmesi için iki rek'atte Yâsin suresini okur, sonra şöyle der: يا رادّ الضالة ردّ علي ضالّتى “Ey kaybolan şeyi geri döndüren Allah'ım! Kaybettiğim şeyi bana geri gönder.”

Tefsiru'l-medârik’te şöyle denir: “Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: ‘İhtiyacından önce Yasin suresini okuyan kişinin haceti giderilir.’

Yine Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: ‘Yasin suresini okuyan kişiyi, Allah aç ise doyurur, susuz ise susuzluğunu giderir, çıplak ise giydirir, korkuyor ise emniyete kavuşturur, yalnız ise dostu olur, fakir ise zenginleştirir, esir ise kurtarır, sapıtmış ise hidayet eder, borçlu ise borcunu kendi hazinesinden öder.’

Bu sureye el-Vâkıa ve el-Kâdiye adı da verilir. Çünkü bu sure her türlü kötülüğü defeder, her türlü ihtiyacını giderir.”[40] Sona erdi.

Mesâbih'de şöyle denir: Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur'an'ın kalbi Yasin suresidir. Yasin suresini okuyan kişiye, kıraatine karşılık Allah on defa Kur’an’ı hatim sevabı yazar.”[41]

Hz. Enes (r.a) şöyle söyler: “Peygamberimizin (s.a.v) en çok okuduğu dua رَبَّنَا اٰتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ duasıdır.”[42]

Meşârık şârihi şöyle söyler: “Peygamberimiz (s.a.v) bu duayı çok okurdu. Zira bu dua bütün hayırları kapsar. Çünkü ayetteki ‘hasene’ kelimesinin tenvinli olması nekrelik belirtir.”

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: Sizden biriniz dişi ağrıdığında, parmağını dişinin üzerine koyup şöyle desin: ~~67.23~
قُلْ هُوَ الَّذٖى اَنْشَاَكُمْ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْپِدَةَ قَلٖيلًا مَا تَشْكُرُونَ “De ki, ‘O sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.”[43]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “On şey on şeyi meneder; 1) Fatiha suresi Rabbin gazabını meneder, 2) Yasin suresi kıyamet gününün susuzluğunu meneder, 3) Duhân suresi kıyamet korkularını meneder, 4) Vâkıa suresi fakirliği meneder, 5) Mülk suresi kabir azabını meneder, 6) Kevser suresi hasımların husumetini meneder, 7) Kâfirûn suresi ölüm ânındaki zorlukları meneder, 8) İhlâs suresi nifakı meneder, 9) Felâk suresi hasetçilerin hasedini meneder, 10) Nâs suresi şeytanın vesveselerini meneder.”

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Başın ağrıdığı zaman, elini başına koyup Haşir suresinin son üç ayetini oku.”

Rivayete göre, Peygamberimiz (s.a.v) Haşir suresinin sonunu okuduğunda, elini başına koyup şöyle dedi: “Haşir suresinin sonu ölüm hâriç her derde devadır.”

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Abdestin peşine Kadir suresini okuyan kişinin Allah elli yıllık günahlarını affeder.”

Rivayete göre, Peygamberimiz (s.a.v) Ebu'1-Alâ Hadramî'yi deniz (savaşına) gönderdi. Uçsuz bucaksız bir sahraya düştüler. Aşırı derecede susadılar, neredeyse helâk olmaktan korktular. Hadramî bineğinden indi, iki rekât namaz kılıp, يا حليم يا عليم يا عليّ يا عظيم N’olur, bize su ver, diye dua etti. Hemen kuşkanadı kadar bir bulut belirdi, gök gürledi, yağmur yağdı. Kaplarını doldurdular, bineklerini suladılar, sonra da yollarına koyuldular. Nihayet deniz körfezine ulaştılar. Fakat hiçbir gemi bulamadılar. Hadramî iki rek'at namaz kılıp, يا حليم يا عليم يا عليّ يا عظيم Bizi (bu denizden) geçir, diye dua etti. Sonra atının yularını tutup, “Bismillah diyerek geçiniz.” komutunu verdi. Ebu Hureyre (r.a) şöyle söyler: “Suyun üzerinde yürüdük. Vallahi, ayağımız da, mestimiz de, dahası atlarımızın tırnakları bile ıslanmadı.” Ordu dört bin kişiydi. Allah hepsinden râzı olsun.

İlklerden biri şöyle söyler: “Nimetlere mahzar olan kişi, ‘Elhamdü lillah’ sözünü çok söylesin. Tasası çok olan kişi, istiğfarı çok çeksin. Fakirliğe müptela olan kişi ise, لا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم duasını çok okusun.”

Hz. Enes’ten (r.a) rivayetle, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: Evinden çıkarken بسم الله توكلت على الله لا حول ولا قوة إلا بالله diyen kişiye şöyle denir: ‘Hidayete erdirildin, yeterli oldun, korundun.’ Şeytan uzaklaşır. Bir şeytan ise şöyle homurdanır: “Hidayete erdirilen, yeterli olan, korunan bir kişiye sen ne yapabilirsin ki?”[44]

Ebu Saîd'den rivayetle, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: Bir adam şöyle dedi: “Ey Allah’ın Resulü, benim sıkıntılarım ve borçlarım var.” Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Sana bir dua öğreteyim mi? Bu duayı okuduğun zaman, Allah sıkıntını giderir, borcunu öder.” Adam, “Evet.” dedi. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: Sabah-akşam şöyle dua et: اللهم إنى أعوذ بك من الهم والحزن وأعوذ بك من العجز والكسل وأعوذ بك من غلبة الدين وقهر الرجال. Adam dedi ki, “Söylenenleri aynen yaptım, Allah sıkıntılarımı giderdi, borcum ödendi.”[45]

Abdullah bin Ömer'den rivayetle, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: Korkan kişi şöyle desin,

أعوذ بالكلمات التامة من غضبه وشر عباده ومن همزات الشياطين وأن يحضرون.

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: Malının artmasını isteyen kişi şöyle desin:

اللهم صلّ على محمد عبدك ورسولك وصلّ على المؤمنين والمؤمنات والمسلمين والمسلمات.

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Ağır işlerin yorgunluğuna maruz kalan veya kuvvetinin artmasını isteyen kişi, uyumadan önce otuz üç defa سبحان الله, otuz üç defa الحمد لله, otuz dört defa الله أكبر desin.”[46]

Ulema bunun tecrübeyle sabit olduğunda ittifak ettiler. Ben de denedim, faydasını gördüm. Sana da tavsiye ederim.

Uyumadan önce bu zikri yapmakta pek çok fayda, sayılamayacak hikmetler vardır. Fakat buradaki sır, sayıyı gözetmektedir. Çünkü her namazın peşinde söylenen sünnet olan sayı, doksan dokuzdur. Uyumadan önce ise “tekbiri” otuz dört defa söylemek suretiyle yüz adettir. Hz. Ali (k.v) “Resulullah (s.a.v) bu tesbîhâtı bana öğrettiğinden beri, hiç terk etmedim.” der.

Hz. Ömer’den (r.a) rivayetle, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Çarşıya girerken لا إله إلا الله وحده لا شريك له. له الملك وله الحمد يحي ويميت وهو حي لا يموب. بيدك الخير وهو على كل شيئ قدير. diyen kişiye, Allah binlerce sevap yazar, binlerce günahını siler, binlerce derecesini yükseltir, Cennette bir köşk inşa eder.”[47]

Şârih şunu ekler: “Belki de, bu fazilet çarşıya mahsustur. Çünkü çarşı gaflet mahallidir. Gâfiller arasında zâkir, gaziler arasındaki mücahide benzer. Bu özellik, sûfîyyenin büyüklerinden olan Nakşibendiyye ulularının tercih etmesinin bir delilidir. Onlar şöyle dediler: Halvet celvette, uzlet halka karışmaktadır. Sûfî kâin-bâin, garib-yakın, Arşî-ferşîdir. Onların emsali sözlerinden dolayı, Allah bizi de bereketiyle faydalandırsın.” Sona erdi.

Bu hadisin diğer bir rivayetinde, “Kalabalık bir çarşıda alışveriş yaparken ‘La ilahe illâllah’ı diyen kişi,....” şeklinde vârid olmuştur.[48]

Bu risalenin müellifi ise şöyle söyler: Bu zikirleri bulmak için pek çok kitap araştırdım. Bu zikirler okunması en kolay, fazileti ve faydası en çok; sayısı çok az, sevabı pek çok; tarikaten en yakın, yardımı en hızlı; rivayetçe en sahih, dirayetçe en vâzıh; delâleti en güçlü, devamlı okumaya en lâyık; bereketi pek çok, ezberlemesi çok kolay; üstelik Allah'a pek sevimlidir.

Sadece لا إله إلا الله duasıyla ilgili benim bildiğim şudur: Seyr ü sülûkumun bidayetinde de nihayetinde de uzleti ve insanlardan firârı, zaruret bulunmadığı sürece halkın içine karışmaya ve halkla bir arada bulunmaya tercih ettim. Allah Teâlâ beni bu hadisin sırrına muttali olmaya muvaffak kılınca, sadece bu fazilete nail olabilmek için ben de çarşıya gitmeyi temenni ettim. Kullarına sû-i zan beslemek, hakir görmekten dolayı Allah'a tövbe ettim.

Allah Sübhânehû ve Teâlâ bir kulu sevdiği zaman, halka karışması ve masiyeti ona zarar vermez. Hadiste de şöyle varid olmuştur: “Allah bir kulunu sevdiği zaman, günah ona zarar vermez.”[49] Bundan sonra ben de zaman zaman çarşıya gidiyor, orada “La ilahe...” diye başlayan duayı okuyordum. Belki de Allah bana binlerce sevap yazıyordu, binlerce kötülüğümü siliyordu, derecemi binlerce yükseltiyordu, Cennette bana bir köşk inşa ediyordu. Halvetteki hangi amel bu zikre denk olabilir ki? Allah bir kulunu sevmediği zaman ise ameli çok da olsa ona fayda vermez. Allah bir kulunun veli olmasını murad ettiği zaman, onda bir tek haslet yaratır, o haslet sebebiyle mücâhedesiz, yorulmadan veli oluverir.

İbn Mes'ûd’dan (r.a) rivayetle, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Ümmetimden kırk kişi hep bulunur. Kalpleri İbrahim’in (a.s) kalbi üzeredir. Allah onlar hürmetine yeryüzü halkına gelecek belâları defeder. Onlara ‘ebdâl’ denir. Makamlarına namazla, oruçla, sadakayla da ulaşmadılar.” Sahabiler “Ey Allah’ın Resulü! Peki, neyle ulaştılar?” diye sorunca, Peygamberimiz (s.a.v) “Cömertlik ve Müslümanlara nasihatle.” buyurdu.

Dürrü'l-mensûr'da bulunur, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Ebdâl kırk erkek, kırk kadındır. Erkeklerden biri öldüğü zaman, Allah yerine başka bir erkek getirir, kadınlardan biri öldüğü zaman yerine başka bir kadın getirir.” Bu hadisi Celâleddin Suyuti ve Deylemî Hz. Enes'ten rivayet ettiler.[50] Münâvî şu ilaveyi yapar: “Kıyamet saati geldiği zaman, hepsi ölür.”

Hâkim Tirmizî şöyle rivayet eder: “Yeryüzü nübüvvetin kesilmesini Rabbine şikâyet eder. Allah şöyle buyurur: ‘Senin üzerinde kırk sıddîk bulunduracağım. Onlardan biri ölürse, yerine bir başkasını getireceğim.’ Zaten Allah haleflerini getirmesi sebebiyle ‘ebdâl’ olarak isimlendirilir. Onlar yeryüzünün direkleridir. Yeryüzü onlar sayesinde ayakta kalır. Onlar hürmetine yağmur yağar.” Aynı hadisi Münâvî de Feyzül-Kadîr’inde, Ebu Nuaym da Hilye'de zikreder.

İbn Asâkir'in İbn Mes'ûd'dan rivayetle, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Allah’ın mahlûkatı arasında öyle kulları vardır ki, üç yüz kişinin kalbi Hz. Âdem’in (a.s) kalbine benzer, kırk kişinin kalbi Hz. İbrahim’in (a.s) kalbine benzer, yedi kişinin kalbi Hz. Musa[51] (a.s) kalbine benzer, beş kişinin kalbi Cebrâil’in (a.s) kalbine benzer, üç kişinin kalbi Mikâil’in (a.s) kalbine benzer, bir kişinin kalbi ise İsrâfîl’in (a.s) kalbine benzer. Bir olan öldüğünde, Allah onun yerine üç kişiden birini getirir. Üç kişiden biri öldüğü zaman, Allah onun yerine beş kişiden birini getirir. Kırk kişiden biri öldüğü zaman, Allah onun yerine üç yüz kişiden birini getirir, üç yüz kişiden biri öldüğü zaman Allah onun yerine halktan birini getirir. Allah bunların hürmetine diriltir, öldürür, yağmur yağdırır, bitkileri bitirir, belâları defeder.”

Abdullah bin Mes'ûd’a (r.a) “Allah nasıl onların hürmetine diriltir, öldürür?” diye sorulduğunda, şöyle cevap verir: “Çünkü onlar Allah Teâlâ’dan ümmetlerin çoğalmasını isterler, ümmetler çoğalır. Onlar zalimlere beddua ederler, zalimler helâk olur. Onlar yağmur isterler, yağmur yağar. Onlar yeryüzünde bitki isterler, yeryüzünde bitkiler biter. Onlar dua ederler, Allah duaları hürmetine her türlü belayı defeder.”

Yine Dürrü'l-mensûr'da şu olay yer alır.[52] Tâberânî'nin İbn Ömer’den (r.a) rivayet ettiği bir hadiste Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur. “Allah Teâlâ sâlih bir Müslüman hürmetine aile halkından ve komşularından yüz kişinin belâsını defeder.” Peşine İbn Ömer (r.a) şu ayeti okur: وَلَوْلَا دَفْعُ اللّٰهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَفَسَدَتِ الْاَرْضُ “Allah insanlardan bir kısmının kötülüğünü diğerleriyle savmasaydı, yeryüzü düzeni bozulurdu.”[53]

Allah zâkirler hürmetine gâfillerin, namaz kılanlar hürmetine namaz kılmayanların, oruç tutanlar hürmetine oruç tutmayanların kötülüklerini defeder.” Aynı haberi Münâvî Teysir'inde zikreder, Câmiu's-sağîr'de de bulunur.[54]

Hz. Enes’ten (r.a) rivayetle, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Allah bir kavme bir bela, afet murad ettiği zaman, mescit ehline ihtiram, ikram, rahmet ve in'âm nazarıyla bakar. Halkı mescitlere müdavim, namaz, zikir, itikâf için mescitlere gidip geliyorsa, Allah onlardan belâyı, afeti geri çevirir.”

Sa'd (r.a) rivayetine göre, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Sadece ve sadece içinizdeki zayıflar hürmetine yardım edilir, rızıklandırılırsınız.”[55]

Hadisin şârihi şu yorumu yapar: Yani, zayıfların duaları ve ihlâsları hürmetine. Çünkü kalpleri mâsivâdan arınmış olması, Allah’la irtibatını kesen şeylerden vicdanlarının pak olması sebebiyle, zayıf kulların ibadeti daha ihlaslı olur. Bunlar himmetlerini tek bir şeye teksif ederler, böylece amelleri artar, sonuçta duaları kabul edilir. Akıllı kişinin fakirlere ve zayıflara saygılı davranması, tahkir etmekten sakınması gerekir. Zaten bundan dolayı, Lokman (a.s) oğluna şöyle vasiyet eder: “Elbisesinin yırtığı sebebiyle hiç kimseyi hor görme. Senin Rabbin de, onun Rabbi de birdir, aynıdır.”

İbn Muâz (r.a) şöyle söyler: “Fakirleri sevmen peygamberlerin ahlakındandır. Fakirlerle oturmayı tercih etmen sâlihlerin alâmetlerindendir. Fakirlerden kaçman münafıkların alâmetlerindendir. Hâsılı, Allah Teâlâ fakirlerin ve sâlihlerin hürmetine, duaları ve ihlâsları hürmetine insanlardan belâyı defeder. Allah namaz kılanların hürmetine kılmayanların, haccedenlerin hürmetine haccetmeyenlerin, zekât verenlerin hürmetine zekât vermeyenlerin başına gelecek belâları defeder.” Bu bilgiler Dürrü'l mensûr ve Medârik'de bulunur.

Hz. Câbir (r.a) rivayetine göre, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Allah bir kişinin salâhı hürmetine, çocuğunu, torununu, ev halkını, etrafındaki kişilerin hallerini ıslah eder, düzeltir. Onların arasında bulundukları sürece de, Allah'ın korumasında kalırlar.” Bu bilgi, Dürrü'l-mensûr ve Feyzü'l-kadir'de bulunur.[56]

Akıllı kişinin sâlihleri, âlimleri, evliyâyı, ebdâlı, fakirleri (dervişleri) sevmesi gerekir. Çünkü mevcûdiyetleri ve duaları belâların defedilmesine ve rızkın artmasına sebeptir. Tıpkı günah ehlinin ve günahlarının bela ve kıtlığın inmesine sebep olması gibi.

Yine akıllı kişinin mücâhedeyle, nefis tezkiyesiyle, kalbi tasfiyesiyle onların zümresine ulaşmaya gayret etmesi gerekir. Bu ise Peygamberimizin (s.a.v) “Herşeyin bir cilâsı vardır, kalbin cilâsı ise zikrullahtır.” buyurduğu gibi, ancak zikr-i dâimle elde edilir. Bu bilgi Mişkât'da bulunur.

Mesâbîh'te kayıtlı olduğu üzere, zikrin en efdali لا إله إلا الله’tır. Resulullah (s.a.v) kudsi bir hadiste Allah Azze ve Celle'den hikâye ederek şöyle buyurur: لا إله إلا الله diyen herkese Allah şöyle der: “Doğru söyledin, ey kulum! Allah’tan başka ilah yoktur. Ey meleklerim! Sizi şahit tutuyorum, Ben onun geçmiş günahlarını bağışladım.”

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Bedenlerinizin zekâtını لا إله إلا الله diyerek veriniz.”

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: لا إله إلا الله kelimesini halis muhlis diyen kişi, sorgusuz sualsiz, azapsız Cennete girer.[57]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: لا إله إلا الله kelimesini gururlanmadan diyen kişinin bu sözüyle bir kuş Arş’ın altına uçar, kıyamet gününe kadar tesbih edenlerle tesbih eder. Bütün bunların sevabı da yine o kişiye yazılır.

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Her gün yüz defa لا إله إلا الله diyen kişi, kıyamet günü yüzü dolunay gecesindeki ay ışığı kadar parlak bir şekilde gelir.”[58]

İşte bütün bunlardan dolayı, yaşadığın sürece “kelime-i tevhîd” zikrini yapman gerekir.

Bıkkınlık endişesiyle zikrin faydalarını nakletme hususunda bu kadarıyla yetindim. Zira zikrin çeşitleri pek çoktur. Kelime-i tevhide devam eder, farz namazları cemaatle kılar, Allah’ın haklarını, nefsinin, ailesinin, komşularının, ihvanının ve hayvanların haklarını gücü yettiğince eda ettiği zaman, “ke­lime-i tevhîd” zikri, meşakkatsiz ve yorulmadan en kısa sürede ilm-i ledünne ve Allah’a yaklaşmaya düşkün olan mümine pek çok fayda sağlar. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v) ilmin kapısı olan Hz. Ali’ye (k.v) bu kelimeyi, Hz. Ebu Bekir’e (r.a), ashaptan bir topluluğa hep bu tevhîd zikrini telkin etmiştir. Ayrıca ulama-i Rabbaniyyun, meşayih-i kâmilin talebelerine ikrarla, itirafla, kelime-i tevhidin diğer zikirlere faziletini açıklayarak önce hep bu kelimeyi telkin etmişler, diğer zikirleri daha sonra öğretmişlerdir.

  1. Çocuklara kelime-i tevhidi öğretmek vaciptir. Beyhakî'de geçen İbn Abbâs’tan (r.a) rivayet edilen bir hadiste Peygamberimizin (s.a.v) şöyle buyurur: “Çocuklarınıza ilk söz olarak لا إله إلا الله’ı söylemekle başlayınız, ölüm ânında da لا إله إلا الله’ı telkin ediniz. Zira ilk kelimesi لا إله إلا الله, son kelimesi لا إله إلا الله olan kişi, bin yıl yaşasa da biricik günahtan bile sorgulanmaz.”[59]
  2. Çocuklara “Bismillahirrahmânirrahîm”i öğretmek vaciptir. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Bismillahirrahmânirrahîm” diyen her kulun divanına Allah Kiramen Kâtibin meleklerine Cennette dört yüz bin derece yazmalarını, dört yüz bin günahın silmelerini emreder.

Abdullah bin Mes'ûd (r.a) rivayetine göre, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Bismillahirrahmânir-rahîm diyen kişinin günahının zerresi bile kalmaz.”

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Uyuyacağınız zaman, ‘Bismillahirrahmânirrahîm’ deyiniz ve bana salât ü selâm getiriniz. Böyle yaparsanız insanlar sizi gıybet edemezler. Çünkü melekler onları bundan menederler.”

  1. Çocuklara ve ailenize Peygamberimize (s.a.v) salât ü selâm getirmeyi öğretmeniz vaciptir. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Bana bir defa salâvat getiren kişiye, Allah ve melekleri on defa istiğfar eder.”[60]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Bana bin defa salâvat getiren kişi, Cennetle müjdelenmeden ölmez.”[61]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Her duanın kişiyle sema arasında bir perdesi vardır. Bunun yegâne istisnası bana ve aileme salât ü selâm getirmedir. Bu yapıldığı zaman, bu perde yırtılır ve dua semaya yükselir. Salât ve selâm getirmezse, duası geri döner.”[62]

  1. Çocuklara “Ayete'l-Kürsi”yi öğretmek vaciptir. Çünkü bu ayetin faydaları ve hikmetleri hadislerle sabittir.

İbn Mes’ûd (r.a) rivayetine göre, bir adam Peygamberimize (s.a.v) şöyle dedi: “Ey Allah’ın Resulü! Allah’ın beni faydalandıracağı bir şey öğret.” Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ayete'l-Kürsi’yi oku. Allah Ayete’l-Kürsi hürmetine, seni de zürriyetini de korur. Hatta evini, evinin etrafındakileri, dolaşan haşerattan bile korur.” Bu bilgi Dürrü'l-mensûr’da bulunur.[63]

Hz. Enes’ten (r.a) rivayetle, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Her farz namazın peşine ‘Ayete'l-Kürsi’yi okuyan kişiyi, Allah Teâlâ diğer namaza kadar korur.”[64]

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Kur’an'da kadri en yüce ayet, ‘Ayete'l-Kürsi’dir. Yatağına girdiği zaman bu ayeti okuyan kişiyi, Allah onu, komşusunu, komşusunun komşusunu, hatta etrafındaki evleri emniyete alır.” Bu bilgi Envâru't-tenzîl'de bulunur.

Hasan bin Ali’den (r.a) rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Her farz namazın peşine ‘Ayete'l-Kürsi’yi okuyan kişi, diğer namaza kadar Allah Teâlâ’nın zimmetinde, güvencesinde olur.”

[1] Buhârî, Tefsiru sureti Âl-i İmran, 35; Müslim, Müsâfirîn, 139.

[2] Hindî, II, 124.

[3] Gâfir, 40/60.

[4] Nisaburi, Ebû Abdullah bin Muhammed, el-Müstedrek alâ's-sahîheyn fi'l-hadis, Haydarâbâd, 1342, I, 498.

[5] Tirmizî, Kader, 6.

[6] Tirmizî, Daavât, 1; Ahmed bin Hanbel, II, 362.

[7] Tirmizî, Daavât, 2.

[8] Suyuti, ed-Dürrü’l-mensur, I, 194-195.

[9] Münziri, II, 478.

[10] Münziri, II, 479; Hindî, II, 62.

[11] Ahmed bin Hanbel, II, 448.

[12] Ebû Dâvud, Edeb, 101; Ahmed bin Hanbel, I, 62.

[13] Müslim, Zikir, 55

[14] Ahmed bin Hanbel, II, 290.

[15] Nevevî, el-Ezkâr, s. 79.

[16] Heysemi, Mecmau'z-zevâid, X, 142

[17] Münziri, I, 416.

[18] Suyûtî, ed-Dürrü'l-mensûr, I, 154; Hindî, II, 136

[19] Tirmizî, Daavât, 23.

[20] Hindî, I, 588.

[21] Bakara, 2/163.

[22] Âl-i İmrân, 3/1, 2.

[23] Enbiya, 21/87.

[24] Tirmizî, Daavât, 82.

[25] Tirmizî, Daavât, 60.

[26] Tirmizî, Daavât, 114.

[27] Ebû Dâvud, Vitr, 23.

[28] Tirmizî, Daavât, 39.

[29] Ebû Dâvud, Vitr, 26.

[30] Nisaburi, I, 222.

[31] Tirmizî, Fadâilü'l-Kur'ân, 10.

[32] Hindî, I, 582.

[33] Zebidî, IX, 466.

[34] Hindî, II, 679.

[35] İbn Kesir, Tefsiru'1-Kur'âni'l-azîm, IV, 569.

[36] İsra (Beni İsrail), 17/110-111.

[37] Talâk, 65/2-3.

[38] Tirmizî, Tıb, 16.

[39] İsrâ, 17/110.

[40] Nesefi, Ebu’l-Berekat Abdullah bin Ahmed bin Mahmud, Medariku’t-tenzil, İstanbul 1984, IV, 15.

[41] Tirmizî, Sevâbu'l-Kur'ân, 7.

[42] Müslim, Zikir ve Duâ, 9, 26, 27.

[43] Mülk, 67/23.

[44] Beyhaki, es-Sünenü'1-kübrâ, V, 251; Hindî, XV, 397; Nevevi, el-Ezkâr, 25.

[45] Münziri, II, 614; Zebidî, V, 100.

[46] Buhârî, Fedâilü's-Sahâbe, 9; Daavât, 10; Ebû Dâvud, Edeb, 100.

[47] Nisaburi, 1, 538; Darimi, Sünen, II, 293.

[48] Beğâvî, Şerhu's-sünne, V, 132.

[49] Zebidî, II, 284; Suyûtî, ed-Dürrü'l-mensûr, I, 261.

[50] Suyûtî, ed-Dürrü'l-mensûr, II, 76.

[51] Nüshalarda İbrahim yazılı.

[52] İbn Cevzî, el-Mevdûât, III, 150.

[53] Bakara, 2/251.

[54] Heysemi, Mecmau'z-zevâid, VIII, 164.

[55] Tirmizî, Cihâd, 24; Ahmed bin Hanbel, V, 198.

[56] Suyûtî, ed-Dürrü'l-mensûr,I, 320; İbn Kesîr, Tefsir, I, 448.

[57] Heysemi, Mecmau'z-zevâid, I, 17, 18; Hindî, I, 60, 61.

[58] Hindî, II, 229.

[59] Zebidî, X, 257; Hindî, XVI, 441.

[60] Zebidî, V, 48.

[61] Zebidî, III, 289.

[62] Zebidî, V, 42.

[63] Suyûtî, ed-Dürrü'1-mensûr, I, 323.

[64] Suyûtî, ed-Dürrü'l-mensûr, I, 323

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

Kadıköy EscortPendik EscortDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetslotograndpashabethttps://sweethomemedical.com/eskort konyasilvercrestgolf.comradyoenerji.com.tr1xbet1wingrandpashabetgrandpashabetcasibom girişJojobetQueenbetBetcioGalabet girişGalabetbahiscasinocasinoperGrandpashabetgalabetDeneme Bonusubetistextrabetbetebetamgbahisefesbetcasibom giriş güncelpokerklascasibomcasibommeritkingbahiscommarsbahiscasibombahiscasinosonbahisromabetmatadorbetmatadorbetjojobetbetboxbetboxbetboxbetmarinocasinopercasinopercasibom girişgrandpashabet girişpusulabet güncel girişpusulabet girişsekabet girişbetgarvdcasino girişholiganbetbetebetBetwoonjojobetcasibom girişgrandpashabetesbet giriştambetbetsavaldoresbet girişcashwinbetsalvadorwbahis girişsonbahiscashwinesbet girişamgbahisgrandpashabetgrandpashabet giriştambet güncel girişesbetradissonbet girişwbahis güncel girişJojobetwbahisgrandpashabetgrandpashabetgrandpashabetCasibomhepbethepbetmercurecasinograndpashabetmatbetjojobet girişpusulabetvdcasinoibizabetwbahispusulabetpusulabetgrandpashabetvdcasinojojobetjojobetsekabetmatbetteosbet1winbetgitmercurecasinoromabetradissonbetcratosroyalbetCasibomibizabetkralbetpusulabet girişCasibomankara escortradissonbetbetsathttps://peelham.co.uk/https://huongnghiepsongan.com/marsbahismarsbahis girişbetgitJojobet GirişJojobet